Avrupalılık için AB üyeliği şart mı?

Avrupalılık için AB üyeliği şart mı?


     NOT: 2008 Olimpiyatlarının hangi şehirde yapılacağına dair Milletlerarası Olimpiyat Komitesinin 2001 Temmuzunda Moskova'daki toplantısında verilecek karar ilan edilinceye kadar o konuda bu sütunlarda tek bir satır yayınlanmayacaktır. Bu sütunların okuyucuları, sütunun yazarının ne düşündüğünü bilmektedirler. Sessizliğin sebebi, İstanbul'un gene seçilmemesinin sorumluluğunu, 2000 Olimpiyatlarının İstanbul'a alınacağı yutturmacasıyla Devletten Milli Olimpiyat Komitesine döşenmiş hortumu yıllardır fütursuzca kullananların "Aleyhte yazılar çıktı da, ondan.." mazeretinin arkasına sığınmalarını önlemektir.
       İşte, hodri meydan! Üstelik bunlar başlarına böyle işlerin vazgeçilmez mütehassısı bir Amcayı da bulup geçirmişlerdir.
       Ama balon, kaçınılmaz bir iğne de Moskova'da yerse hortumlanmış trilyonların hesabını bu millet ve oyuna getirilmiş TBMM, iyi niyet sömürücülerinden çok fena soracaktır. - M. T.
       * * *
       Eğer sadece "ülkesi AB üyesi kimseler" Avrupalı olsalardı iri memeli ineklerini Alp dağlarının yamaçlarında otlatan İsviçreli Hans ile Bergen fiordlarında tenezzüh gemisi kaptanı Norveçli Haakon Avrupalı sayılmayacaklardı. Tıpkı Çek Karl ve Macar Janos gibi..
       Buna karşılık 1974'ten sonra - Kıbrıs Harekatı - Türkiye, Ecevit / Erbakan / Demirel triosunun yerine bir Karamanlis'in yönetiminde bulunsaydı şimdi hem Sakızlı balıkçı Vasili, hem Afyonlu kebabçı İdris sınırlarda "AB ülkesi vatandaşı" muamelesi göreceklerdi.
       Ama gerçek şudur ki Avrupalılık, ülkenin bir örgüte üye olup olmaması değil, ferdin bir yaşam, hatta bir düşünce tarzıdır.
       Onun için de Atatürk hedef diye Avrupalılığı, hatta batılılığı değil, çağdaş yaşam düzeninin üstünü göstermiştir. "Asrilik"in ne olduğunu soran Hoca Efendiye verdiği "Adam olmaktır.. Adam olmak!" cevabı da bunun ifadesidir.
     "AB bizi alacak", "AB bizi almayacak" bunalımlarına düşecek yerde bu gerçeğin hatırlanması çok daha iyi olur. Kaldı ki AB'ne kısa vadede - bir, iki yıl -, ne orta vadede - dört, beş yıl - hiç bir yeni üye alacak halde değil.
     

       "Yer yok!"

       Bu, bir kehanet sayılmamalı. Bizim sandığımızın aksine, bugünkü haliyle AB'de yeni misafire yer yok ve AB önce bunun hallinin peşinde. Birliğin yürütme kurulu olan Komisyona bugünkü 20 Komiser fazla geliyor. Nerede kaldı, 32 veya 33? Birliğin hükümeti olan Konseyde "herkese veto hakkı" aynen sürerse daha ilk oylamada her şey kilitlenecek. Peki, bu haktan kim feragat etmeye gönül rızası gösterecek? Hiç kimse. Nihayet AB'nin parlamentosu, Strasburg'da Avrupa Sarayında toplanıyor. Toplantı salonu sadece 600 kişilik; bugünün15 üyeli AB'nin milletvekili sayısı buna yakın. Türkiye'siz 12 yeni üye 100, Türkiye'li 13 yeni üye 170 yeni milletvekili demek. Yer kapamayan en az 100 milletvekili her celsede, görüşmeleri ayakta izleyecek!
     
AB şimdi asıl, bu soruyla boğuşuyor; bizim haberimiz yok. Kıbrısı kabul etsen ne olacak; kürtçeyi kabul etsen ne olacak? Adam "yeni misafire yer yok" diyor.