"Avrupaya öyle bir kazık atacağız ki.."

"Avrupaya öyle bir kazık atacağız ki.."


GEORG - Clemens Dick diyor ki:
"- Öyle bir kazık hazırlıyoruz ki.. Hani, vatandaşlık hakkı reformu, yaygın adıyla Çifte Vatandaşlık Kanunu var ya; o, aslında ne getirecek biliyor musunuz? İki milyon yeni Alman!"
Gülümsüyor:
"- İki milyon yeni Alman demek, otomatik şekilde iki milyon da yeni Avrupa vatandaşı demektir. Ne haber?"
Bir kahkaha atıyor.
Georg - Clemens Dick kim? Almanya'nın "Yeşil" Dışişleri Bakanı Joschka Fischer'in, beraberinde Alman Dışişleri bakanlığına taşıdığı "Yeşil" diplomatlardan biri. Muhatabı, Dick'in attığı kahkahayı şöyle yorumluyor. "Avrupa'nın, aralarına, kendilerinden saymadıkları yeni kimseleri almak istemeyen burjuvalarına kurdukları bu tuzağa gülmekten kırılıyordu". Gerçekten de "iki milyon yeni Alman", yani otomatik şekilde "iki milyon yeni Avrupalı" Avrupa Birliğinin bütün haklarından otomatik şekilde yararlanacak.
Başta, Türkiye'yi tam üye olarak kabul etmemelerinde esas sebebi oluşturan "serbest dolaşma hakkı" bulunmak üzere..
İki milyon "Yeni Alman"ın, yani iki milyon "Yeni Avrupalı"nın en azından birbuçuk milyonu Almanya'da yaşayan Türkler olacak.
Birbuçuk milyon "Yeni Avrupalı!" Bu, AB üyesi Lüksemburg'un tüm nüfusunun dört misli demektir. Danimarka ve Finlandiya'nın ise aşağı yukarı üçte biri.
Georg - Clemens Dick'in muhatabı, yahudi asıllı Fransız filozof Bernard - Henri Levy. "Yeşil diplomat" ile yaptığı görüşme Le Monde'da iki gün üstüste dört tam sayfa halinde yayımlanan röportajı içinde çıktı.
Hessen seçimlerinde Yeşillerin, dolayısıyla sol hükümet koalisyonunun uğradığı hezimet, sorunun Almanya boyutunu vurgulamaktadır.. Bu seçimlerin sonuçuyla senato konumundaki Bundesrat'ta denge değişiyor ve muhalefet, kendisine gelecek tasarıları bloke etme güçüne erişiyor. Muhalefet, Çifte Vatandaşlık Kanununa karşıdır. Denge tekrar değişmedikçe tasarının kanunlaşamayacağı bir gerçektir.
Ama konunun bir de Avrupa boyutu var ve Georg - Clemens Dick'in kahkahalar atarak dile getirdiği "kazık"ı yememek için AB'nin Almanya üzerindeki baskısı Hessen seçimlerinin sonuçunda hiç etkisiz sayılmamalıdır.

"Burası Türkiye! Yok öyle.."

Batı Avrupa'da yaşadığı için orayı ve halklarını iyi tanıyan meslekdaşımız Hadi Uluengin'in geçenlerde Hürriyet'te vurguladığı gibi Almanlar "başkalarıyla birlikte yaşama"ya alışık değillerdir ama iki milyon "Yeni Alman"ın eski Almanları korkuttuğu kadar iki milyon "Yeni Avrupalı"nın da eski Avrupalıların, hele - Herr Dick'in deyimiyle - Avrupalı burjuvaların gözünü korkuttuğu bir gerçektir. Türk asıllı Yeşil Alman milletvekili Cem Özdemir yasanın "en azından bu şekliyle" çıkamayacağını İstanbul'da söylerken Hessen seçimlerinin gerçek değerlendirmesini yapıyordu.
Almanlar şöyle, Avrupalılar böyle! Pek ala.. Ama bunların kendilerini ve birbirlerini artık "Türkler geliyor" diye korkutmalarının bizim için hazin, ancak düşündürücü bir tarafı yok mudur? Zira Türkler 1940'larda Avrupa Konseyine, 1950'lerde NATO'ya, 1960'larda Ortak Pazara kollar açılarak ve törenler düzenlenerek kabul edilmişlerdi.
Peki, "1960'lardan sonra ne oldu?" diye sormamız gerekmez mi? Belki de bunun cevabı meşhur traş bıçağı reklamındaki "Burası Türkiye! Yok öyle.."nin külhani söyleniş tarzında ve açığa vurduğu zihniyettedir.



Yazara E-Posta: m.toker@milliyet.com.tr