"Baba"nın doğuşu

"Baba"nın doğuşu

       SÜLEYMANBEY kendisine ilk defa ne zaman "Baba" denildiğini, bilmiyorum hatırlıyor mu? Ama ben bunu ne zaman duyduğumu biliyorum. Belki bu ses, ilk defa da o zaman yükselmiştir.
       1979'da, kısmi Senato seçimlerinin arefesindeydi. O zaman Senato vardı. - Ben de orada, 1977'den itibaren Kontenjan Senatörü, yani Cumhurbaşkanı tarafından seçilmiş üyeydim -. Senatonun Milli Birlik ve Kontenjan Grupları dışındaki üyeleri için - üyelik altı yıldı - iki yılda bir "üçte bir yenileme seçimi" yapılırdı. 1979'da olayın başka bir önemi vardı: 5 milletvekilliği de açılmıştı ve onların seçimi beraber olacaktı. - Milletvekili ara seçimleri savsaklanmazdı -.
       Önem şuradaydı: Senatonun siyaset hayatında rolü, bazılarının küçümsediklerinin aksine, büyüktü. Ancak Hükümetlere güvenoyu sadece Büyük Millet Meclisinde veriliyordu. Beş milletvekili oradaki sayıyı değiştirecekti. Başbakan Ecevit'ti. CHP Genel Başkanı meşhur "Güneş Moteli Operasyonu"nu gerçekleştirerek Demirel'in AP'sinden "kumar borcu bulunmayan" dediği "12 Adam" ayırtıp onun kabinesini devirmişti; sonra bunların 11'ini Bakan yapmış - iki tanesi Yüce Divanda suistimalden hapse mahkum edildiler -, Başbakanlığı ele geçirmişti. Fakat, öyle, unutulmayacak kadar kötü bir yönetim kurmuştu ki memleket adeta kan ağlıyordu, yapılacak seçimlere kurtulma çaresi olarak bakıyordu. Gerçi beş milletvekili buna yetmiyordu ama öyle bir hava doğmuştu ki eğer Ecevit, onların seçiminde bir hezimete uğrarsa iktidarda kalamayacaktı.
     Sahi, bu hava tam neydi? Gidip bir yerde bunu koklasam iyi olacaktı. Ecevit'in itibar kaybı kesindi de, Demirel ne kadar iade - i itibar etmişti? AP'nin Adana'da il kongresi vardı. İşte, özellikle AP Genel Başkanına bir teşhis koymak için fırsat. Kongreye Demirel de katılacaktı. Telefon açtım, programını sordum. Her zamanki gibi nazik ve alicenaptı; beraber gitmemizi teklif etti. - Bugünkü Cumhurbaşkanı eskiden beri misafirlerini "aç ve açıkta" bırakmamasıyla şöhretlidir -. Partisinin büyükleri de - sanırım Aydın Menderes dahil - bizimle olacaklardı.
       Memnuniyetle kabul ettim.

       İnanır mısınız, Kongrede Demirel'den sonra en büyük alkışı ben almaz mıyım ve en büyük tezahürat bana yapılmaz mı? Misafirleri tanıtmak çok partili hayatın başından itibaren DP'nin kendi kongrelerine getirdiği bir yenilikti. Toplantıyı izleyen biz genç gazetecileri fasıl heyeti gibi sahneye dizerler, adımızı ve gazetemizi söyleyerek tanıtırlar, henüz ürkekliklerini üstlerinden atamamış yeni partinin delegeleri de basının kendilerine gösterdiği ilgiden cesaretlerini arttırarak hararetle alkışlarlardı. İlk yıllar CHP'liler buna tenezzül etmezlerdi. Fakat, muhalefete düştüklerinde onlar da bu adeti benimsediler.
       Adana'daki kongre de bir "muhalefet partisi" kongresi değil miydi? Üstelik artık "genç gazeteci" değil, "tanınmış gazeteci" diye takdim edilince; hele buna "Kontenjan Senatörü" sıfatım eklenince; bir de "İsmet İnönü'nün damadı" denilince koca salon alkıştan yıkılıyordu. Yeni AP'liler 1979'da eski DP'lilerin moral ihtiyacı içinde olmalıydılar. Bütün gezi boyunca Süleymanbey tatlı tatlı takıldı; "AP büyükleri" ise hasetten çatladılar!
       Adana'da benim asıl unutmadığım "sokaktaki vatandaş"ın nasıl içtenlikle "Kurtar bizi, Baba!" diye yükselttiği ses oldu. Demirel'e ilk defa "Baba" denildiğini duyuyordum. Sonradan AP'nin ve DYP'nin başka mitinglerini de izledim, aynı sesi defalarca oralarda da işittim. Ama Adana'daki feryat hem başka bir ıstırap, onun yanında ise başka bir umut izi taşıyordu. Sanki o "sokaktaki vatandaş" Demirel'in yakasına "Kurtar beni!" diye yapışmıştı ve ona "Baba" sıfatını ondan dolayı yakıştırmıştı.
       Dediğim gibi bilmiyorum, ondan evvel de Süleymanbeye böyle seslenilmiş miydi ve Süleymanbey bu tarz bir çaresizlikten kurtulmanın tek ümidi olarak "sokaktaki vatandaş"ın gözüne görülmüş müydü? Her halde daha önceleri, daima olduğundan daha "olgun" görüntü vermiş bile bulunsa pek "Baba!" hitabını hak edecek yaşı bulmamıştı. 1979'da, demek ki, henüz 55 yaşındaydı. Doğrusunu, o bilir.
       AP o milletvekili seçimini 5 - 0 kazandı.
       * * *
       Ama "Baba"nın bir de özelliği vardır: Özlediği anayasa değişikliklerini "bizzat" yapmaz, "vasıtalı" yaptırtır. Evvela askerlere kendini düşürttürür; sonra askerler anayasayı onun istediği yönde - yani kuşa çevirerek - değiştirirler. 12 Mart muhtırası ve 12 Eylül darbesindeki gibi..
       Şimdi "Baba" gene "sistem"den bahsediyor ya: Aklınızda bulunsun.


Yazara E-Posta: M.Toker@milliyet.com.tr