Bir Forumda, Türkiye

Bir Forumda, Türkiye




Sami'nin - Kohen -, Oktay'ın - Ekşi -, Hasan'ın - Cemal -, Necati'nin - Zincirkıran -, öteki arkadaşların ve aramıza yeni giren Vuslat'ın - Doğan/Sabancı - gözleri aydın olsun.
Uzun yıllardır ilk defa Milletlerarası Basın Enstitüsünün - IPI - bir toplantısında Türkiye'nin kınanmasını isteyen karar teklifi verilmedi; hatta Türkiye eleştirilmedi bile..
Neydi, o eski günler! Ooo, kaç sene var: Yalnız, Hasan ile ikimizin bulunduğumuz Stokholm'de bir teşebbüsü atlayacağız diye ödümüz patlamıştı. Son Boston toplantısında hepimiz adeta nöbete girmiştik; genel kurulu dakika dakika izlemiştik. Nitekim son dakikada, biz bahiskonusu değilken, lafı öyle bir getirmişlerdi ki bizi de bir kınamanın içine sokmaya çalışmışlardı. Sami derhal çıkış yapmış ve mesele "bir öteki toplantı"ya bırakılmıştı. Bu, yönetim kurulunun raporunda da vardı.
O dahi, Yeni Dehli'ye gelmedi.
Hatta aksine, bütün eksiklerine rağmen - belki "kusur" demek daha doğru olur - Türk basınının şu anda yürütülen "yolsuzluk ve hırsızlıklara karşı" kampanyada başı çektiği, bu yüzden de özellikle "mimli politikacılar"ın yaylım ateşi altında bulunduğu yönetim kuruluna aksettirildiğinde, itiraz sesi bir yana, takdir eden tavır takınıldı.
Eşber Yağmurdereli'nin - kazaen dahi olsa, yani fikir suçlarıyla ilgili kanun değişmeden - hapishaneden çıkmış olması da sevinç uyandırdı.
Hayır, IPI gibi ciddi örgütlerin, sırf Türkiye'ye düşmanlık için, durup dururken "aleyhte vaziyet almaları" bahiskonusu olamaz. Basın özgürlüğü alanında bir türlü "cesaretli adım"ın atılmadığı, hatta vaadlerin bile tutulmadığı yalan mıdır?
Bir yandan çok sert lafların kararlardan çıkarılmasına çalışılırken insanın bir yandan da, gazeteci olarak işin esasında eleştirilerin doğruluğuna ve gereğine inanması görevimizi hep zorlaştırmıştır.

Yeni Delhi'de endişe, bu sıralar azgın hal almış Ermeni soykırımcılarının o konuda bir lafı bir metne sokuşturmalarıydı. Eskiden Yunanlılar öyleydiler: Toplantı ister dişçilerin, ister izcilerin toplantısı olsun, milletlerarası her düzeyde bir Yunanlı - veya onların bir adamı - çıkar, Kıbrıs sözünü ederdi.
Bu sefer tam elli ülkeden ve AB gibi örgütlerden 400 temsilci vardı ama, Ermenistan devlet olarak yoktu.
Gene de tedbiri elden bırakmadım. - Ne yapayım, tek başınaydım? - ve soyadları "yan" ile bitenleri katılım listesinden tesbit ettim: Tam, sekiz tane vardı. Belki Ermeni kökenliydiler, belki değil. Her halde, öyle bir teşebbüs olmadı.
Ama bu çaptaki bir "Gazeteciler Forumu"nda özel şekilde Türkiye'yi konuşmak son derece önemli ipuçları verdi. Bunları Türk kamuoyu bilmelidir.
Onu anlatacağım.