Bir Türk seyyahın Paris serencamı (2001)

Bir Türk seyyahın Paris serencamı (2001)




Bu, "croissant" denilen ve "yeni doğmuş ay" şeklindeki çöreklerin tadını Batı Avrupa Muhabirliğine tayin edilip 1950'de Paris'e ilk geldiğimde almışımdır. İnancım şudur ki bunlar artık başka çok yerde - Türkiye'de de - yapılıyor ama, bilinmez neden, hiç biri Paris'tekinin lezzetine yaklaşmıyor.
Ondan dolayıdır ki ne zaman Paris'e gelsem sabahları ondan bir tane yemeden edemem.
Yıllar var bunları, Champs - Elysees üzerinde kaldığımız yerin yakınındaki "Brioche d'Or"dan 5 franka satın alırım. Fransa'da, enflasyonun kontrol altında tutulan bütün ülkelerde olduğu gibi, fiyatlar dünden bugüne hep yükselip durmaz. Türkiye'de insanlar ekmeği bile daima daha pahalıya yerken Fransızlar "croissant"ı yıllardır 5 franka yerler. Ben de öyle yerdim.
"Brioche d'Or"dan çöreğimi alırken onun biraz aşağısındaki gazeteciden de, her birini 7 franktan Hürriyet ve Milliyet'i satın alırdım.
Bu seneye kadar...
Fakat bu sene "croissant" bana 10, gazeteler ise 14 franga maloldu.
Yanlış anlaşılmasın, onların fiyatları, frank olarak gene 5 ve 7 frank idiler. Ama ben bir Türktüm ve benim param artık "yarı satın alma gücü"ne düşmüştü. Yani bütün Türkler gibi ben de "yarı yarıya fakirleşmiştim" ve bu, bir yabancı ülkede insanın suratına derhal tokat gibi çarpıyordu.
Geliniz de "Hükümetimize" şükrediniz ve onun hala ayakta kalması için ne diller döken "bazı basın"ımıza katılınız!
* * *
Bizim yıllardır bildiğimiz "şarbon hastalığı", adını şık "anthrax" haline getirmiş olarak Fransa'ya duman attırıyor. Sadece Fransa'ya mı? Bütün dünyaya ve bu arada Türkiye'ye de... Fakat Paris "şıklığın merkezi" ya; "anthrax" burada derhal moda haline getirildi. Canı sıkılan, bir zarfın içine "beyaz toz" doldurarak muziplik yapmak istediği kimseye gönderiyor. Bunun sonucu da, "Paris'te panik!" Buna çare olarak bu "muzipler"in hapse atılması bulundu. Şimdi, ilk muzipler - mesela James Favne adında 54 yaşında bir Fransız - mahkeme tarafından Posta İdaresi'ne 20 bin, Devlete ise 59 bin 641 frank ödemeye mahkum edilip 15 günlüğüne de hapse konulunca "şaka" ile "kaka"yı birbirine karıştıranlar ilk derslerini aldılar.
* * *
Derler ki "dünyanın en güzel caddesi" Champs Elysees'dir. Bizim sevimli Şişli Belediye Başkanımız da bölgesinde bir Champs Elysees kurmak için geçenlerde harekete geçmişti.
Sabahları saat 8'de, "croissant" ve gazetelerimi almak için oraya çıktığımdan biliyorum, cadde ve her iki tarafındaki kaldırımlar "yağmur yağmışçasına" ıslak olur. Bunun sebebi istismarsız her gün "dünyanın en güzel caddesi"nin deterjanlı suyla, bir boydan bir boya yıkanması! Orayı bütün gün dolduran "dünyanın 7 köşesinden gelmiş" insanlar akşama kadar kirletiyorlar; ama Belediye her sabah pırıl pırıl bir Champs Elysees'i Parislilere sunuyor.
Bizim Şişlili Başkanımız, bunu göze alabiliyor mu?
* * *
Hani, meşhur şiir vardır: "Bir elinde cımbız, bir elinde ayna / Umurunda mı dünya?" diye... IPI'nın, toplantıya katılanların eşleri için düzenlediği "Paris'in turistik yerlerine gezi"si iptal edildi. Çünkü oralarda çalışanlar grevdeler.
Hiç kimse de çıkıp onlara "Dünyada bu kriz varken grev - mrev ne demek, haydi iş başına!" demiyor.
Çünkü başka "demokratik haklar" gibi "grev - mrev hakkı" da burada "verilmiş" değil, "alınmış".
"Alınmış"
ın kıymeti, "verilmiş"in kıymetinden daha iyi biliniyor.









DİĞER YENİ YAZILAR