Bu postacı kapıyı 1 defa çalıyor

- Hayır, Akbank'a gidiyorum..- Haa, ben de Akbank'a gidiyorsunuz sanmıştım!" Bu eski bir televizyon reklamındaki sağırlar diyalogu size Avrupa Birliğine (AB) katılma konusundaki tartışmaları hatırlatmıyor mu? "- AB'ye mi gidiyorsunuz?- Hayır, AB'ye gidiyorum..- Haa, ben de AB'ye gidiyorsunuz sanmıştım!" Eğer sağırlar diyalogu sadece o düzeyde bulunsaydı ve daha aşağılardaki somut konularda herkes birbirinin ne dediğini anlasaydı sorun g"zlerde büyütülmeyebilirdi. Asıl, aşağılara indikçe sağırlar diyalogu koyulaşıyor. "- Akbank'a mı gidiyorsunuz? Çık işin içinden! Ecevit diyor ki: "İdamın kaldırılması AB'ye kesin üyeliğin olmazsa olmaz şartıdır. Onun için hemen kaldırılmalıdır. Hem de, istisna tanımaksızın.." Başbakan, bu: Halkı kandıracak değil ya..Ama Bahçeli de, Başbakan Yardımcısı. Onun halkı kandırması düşünülebilir mi? O diyor ki: İdamın acelesi yok; o, orta vadeli bir şart. İzgi, protokolde onların da üstünde bir makamın sahibi: TBMM Başkanı. O diyor ki: İdam pek ala bazı suçların cezalandırılmasında kalabilir. ™rnek olarak savaş halini ve ter"rizmi g"steriyor; bunların "bazı AB üyesi ülkelerde" pek ala korunduğunu s"ylüyor.Gene vaktiyle, televizyonda "Yalancı kim?" diye bir program vardı. Aklınıza sormak gelmiyor mu: Yalancı kim?* * *Ya, kürtçe? AB, isteklerinde "vatandaşın ana dili" diyor. Peki, AB ne istiyor?Herkesin, ana dilini "ğrenme ve o dilde yayın yapma hakkının sağlanmasını mı? Evetse, nerede: Devlet okullarında mı, yoksa "zel okul veya kurslarda mı? Yoksa daha ileri gidiliyor ve kürtçenin resmen bir "eğitim dili" olarak kabul edilmesi mi talep ediliyor? İngilizce, fransızca veya almanca gibi? Kolejde bu dil nasıl ingilizce, Galatasaray'da fransızca, Alman lisesinde almanca ise mesela Diyarbakır lisesinde kürtçe mi olacaktır? Yahut, Diyarbakır üniversitesinde? Yoksa AB düpedüz "kürtçe eğitim" diye mi diretiyor? Hangi eğitim düzeyinde: İlk mi, orta mı, yüksek mi? Buralarda okutulacak kürtçe matematik, geometri, fizik, kimya v.s. kitapları dünyada mevcut mu? - Kimse b"yle bir şey duymamıştır! - O halde, bizim Kürt asıllı ilim adamlarımız mı oturup bunları yazacaklardır? - Kimse b"yle bir şey düşünecek kadar ayda yaşamamaktadır! -"Meraklı vatandaşlarımız" ın başında gelen, değerli araştırmacı Tarhan Erdem üşenmemiş, saymış: "Kürtçe "ğrenimi" bahiskonusu edilirse ortaya tam 64, "kürtçe eğitim" bahiskonusu edilirse tam 16 ayrı formül ortaya çıkıyor. "Evet" diyenler bunların hangisine evet, "Hayır" diyenler hangisine hayır dediklerinin farkındalar mı? Tarhan Erdem soruyor: "Kürtçe "ğrenime evet, kürtçe eğitime hayır diyen Ecevit ne dediğini biliyor mu?" Tabii, akla gelen şu: "Kopenhag kriterleri" ne niçin bakılmıyor? Eğer onlar b"ylesine "her yana çekilir" cinsten olmasalardı, karışıklık ortaya çıkar mıydı?* * *Gerçek şu ki bu postacı - AB - roman ve filmlerdeki postacının aksine kapıyı 2 değil, 1 defa çalıyor. Yunanistan'ın "bilge adam" ı Karamanlis, ülkesinin adaylığı için başvurduğunda postacı Türkiye'nin kapısını gümbür gümbür vurdu. İçerde kiliti elinde tutan bizim Ecevit - Demirel ikilisi umursamadı bile: Onların bilgelikleri o kadardı. Şimdi bekle ki postacı - g"steriş olsun diye değil - gerçekten, tekrar gelsin de kapını bir defa daha çalsın! Anlaşılıyor ki "nümüzde süratle karara bağlamamız gereken iki konu var. Birincisi, resmi adıyla "ana dil", gerçekte "kürtçe". İkincisi, idam.