Çatık kaşlı insanlar ciddi devlet yapmıyor

Çatık kaşlı insanlar ciddi devlet yapmıyor

       TÜRKİYE'de dünya kadar "çatık kaşlı insan" dolaşıyor - hatta Başbakan bile onlardan biri - ama bu, devleti ciddi yapmaya yetmiyor. Şu, seçim konusuna bakınız. Anayasa'ya göre bunlar "her beş yılda bir" yapılır, değil mi? Peki hiç, beş yılda bir yapıldı mı? Yoo.. Hep dört yıl sonra tekrarlandı. O halde anayasa değiştirilip "her dört yılda bir" denilsin. Ciddi devlette öyle olur. Bizde - ciddi olmayan devlette - anayasadan herkes şikayetçi, bunu yapacak Meclis el dahi atmıyor.
       Hatta şimdi, işler daha da cıvıdı. Seçimler önce "erken"e alındı: 18 Nisan denildi. Sonra "daha da erken" öne atıldı: Aralık sonu. Beğenilmedi, "daha da erken, ama o kadar değil" formülüyle "Ocak veya Şubat" telaffuz edilmeye başlandı. Daha kim bilir ne tarihler ileri sürülecektir. Bu, ne zaman oluyor?
       Başbakan 55. hükümetinin Cumhuriyetin 54 hükümetinin tümünden, bir çok alanda daha fazla icraat yaptığını iddia ederken.. Başbakan Yardımcısı "Bizim hükümetimizden daha uyumlu çalışanı tarihte görülmedi" diye iftihar ederken..
       Eee, ne oluyor; rahat - veya uyum - mu battı? Madem o kadar uyum var, dışardan niçin yeni ortak davet ediliyor?
       Meclis tıkanmış, çalışamıyormuş.
       Meclisi tıkanmış "ciddi devlet"in "uyum içinde çalışan" hükümeti mi olur?
       Laf, işte!

       Başbakanın mafyaya haraç verdiler diye iş adamlarını suçlaması, onların "temiz toplum" isteme haklarını reddetmesi başka bir alem. Ortada kendisini koruyacak "ciddi devlet" yoksa tehdit edilen iş adamı - veya sade vatandaş - ne yapar? Boyun eğer: Rüşvet de verir, haraç da.. Okuyoruz: Ağızını açtırıp damağına tabanca namlusunu dayamışlar ve kaç milyon dolar istediklerini söylemişler. Zavallının pazarlık edecek güçü bulabilmesi büyük nimet. Görüyoruz: İlk ihtar olarak bacağına ateş ediyorlar, hastanelik ediyorlar. "Şimdilik bacağına, sonradan kafana!"
       O Bursalı tefeci hayatını öyle kaybetmedi mi?
     
Türkiye'de artık "ciddi devlet" yok; çünkü "ciddi devlet adamı" yok ve üzüm üzüme baka baka kararıyor. Turgut Özal o saf kalmış tarafıyla "Ben zenginleri severim" dediğinden beri, başta Cumhurbaşkanı herkes zenginlere aşık düştü. Kimse onların yatından, uçağından inmiyor. Onların tesislerinde aile boyu tatiller geçiriyor: Elini sıcak sudan soğuk suya sokmadan.. Atatürk'ü, İnönü'yü, Menderes'i öyle düşünebiliyor musunuz? Bunlar, kendi zamanlarında bir kimse birden bire karunlaşıverirse yakasına sarılıp sorarlardı: "Nereden buldun?" diye. Ben bir tanesinin alaylı alaylı "Piyango mu çıktı? Hiç duymadım" dediğini işitmişimdir. Şimdikiler ise akıl veriyorlarmış: "Aman, bu kadar hızlı tırmanma; yavaşla biraz.."
     
Baksanıza Mehmet Ağar'a Başbakan "Evcil'in uçağını kullandın" dedi. Ağar aynı uçağı kullanmış, her partiden bir sıra milletvekili ve Bakan saydı. Üstelik "Best of mafiosa"nın her kasetinden "canım"lı, "ruhum"lu "abi"li siyaset adamı - tetikçi konuşması çıkıyor.
       Anlaşılmış bulunuyor ki hemen bütün devlet ihaleleri, özelleştirme operasyonu "Rus usulü" ile yürütülmüş. Yani devletin malı, babadan kalmış mal gibi satılmış.
       Eğer "çatık kaş", "ciddi devlet" yapabilseydi sırtımız yere gelmezdi. Ne yazık ki "ciddi devlet"i ancak "ciddi devlet adamı" yapıyor ve bizde onlardın nesli tükendi.
       Yeni seçime "zamanında", "erken", "daha erken", "daha erken de, pek o kadar değil"de gidildi; nesli tükenenleri nereden bulup da çıkaracak ve devletin ciddiyetini onlardan bekleyeceğiz?
       Baksanıza onlara artık, Türkiye'de "dinozorlar" deniliyor ve küçümseniyorlar.
     "Eee, burası Türkiye. Türkiye'de Türkler yaşar.. ve Türkler böyle yaşarlar!"
       Hem böyle yaşarlar, hem de aralarından bazıları "21. yüzyıl, biz Türklerin yüzyılı olacaktır" derler.
       Aman, başkaları işitmesin: Yüreğine iner.





Yazara E-Posta: M.Toker@milliyet.com.tr