Fransızlar kara kara düşünüyorlar

Fransızlar kara kara düşünüyorlar


PARİS


     Milletlerarası Olimpiyat Komitesinin (MOK) tarihi başkanı, 80'lik Juan Antonio Samaranch Sydney Olimpiyatlarının kapanış konuşmasını yaparken tabii sadece Avustralyalıları tebrik etmiyor, bundan sonra Olimpiyat düzenleyeceklerin tepesine de bir çıta koyuyordu. Bunu Fransızlar gayet iyi anladılar ve o yüzden kara kara düşünüyorlar. Fransa 2008 Olimpiyatlarının talipleri arasında. Bunların içinde Türkiye de var; fakat mesajı bizim aynı açıklıkla aldığımız pek belli değil. Hatta almamış bulunma ihtimalimiz daha kuvvetli.
       İhtiyar İspanyol, bunun "son olimpiyat" olduğunu belirtirken - artık kendini emekli ediyor - şöyle dedi:
       "- Bu oyunlar bundan iyi olamazdı. Gururla ve mutluluk duyarak ilan ediyorum ki şimdiye kadar yapılan Olimpiyat oyunlarının en mükemmelini gerçeklerdiniz."
       Bunun manası elbette ki şuydu: Bundan sonra Olimpiyat düzenleyeceklerden "Sydney çıtası"nı aşmaları beklenecektir.
       Tabii, buna uygun şekilde, 2008 Olimpiyatlarını yapacak ülke önümüzdeki yaz MOK tarafından seçilirken bu kriter başlıca rolü oynayacaktır.

Mükemmelin peşinde

     Fransızların korkusu, eğer olimpiyatları onlar alırlarsa zamanında yetiştirememek değil. Paris'in alt yapısı buna büyük ölçüde hazır.
     Fransızlar kendi sporcularının da yüzlerini kara çıkartmayacağından eminler. Sydney'de 38 madalya aldılar. (Tertipleyici Avustralya 58, Yunanistan 13, 2008'in en şanslısı Çin 59, biz 4). MOK buna da bakıyor.
       Ancak Fransızları, en ziyade, Samaranch'ı da hayranlığa iten "Sydney çıtası"na erişememek düşündürüyor. Araya "Atina çıtası" girecek dahi olsa.. Zaten 2008 için Pekin'i yenip işi almak o kadar kolay değil. Bütün bunlardan dolayıdır ki Fransızlar "2008'e asılmayı" her halde geniş ölçüde düşürecekler.
       Gözü kara olmak, biraz da gerçeklerden habersiz bulunanların tekelinde değil midir?
       * * *
     Türkiye'nin 2000 olimpiyatları için küçük bir şansı vardı. Olmadı. Beceremedi. Bunu düşünerek bir olimpiyat kanunu çıkarılmıştı; onun musluğundan bizim Olimpiyat Komitesine görülmemiş, inanılmaz paralar - hala - akıtılıyor. Trilyonlar. Paranın yüzü tatlıdır. Bizim Komite de bunu elden kaçırmamak için her olimpiyata maydanoz oluyor. 2004 fiyaskosu yetmedi. Kendi akıllarında birini buldular - "verdimse, ben verdim!" -; onun şemsiyesi altında 2008'e "Yallah!" dediler. Şimdi işsiz kalan onu, "Koparıcı Başkan" ettiler. Ülkeler değil, kıtalar arası çekişme konusu bir olimpiyat, 2004'te Atina'da yapılırken 2008'de, komşusuna verilir mi? Kargalar güler. 2000'in tanıtımını yürüten Atilla Aksoy Olimpiyat hevesini "3 beyaz saçlı adam" dediği Sinan Erdem, Rıdvan Menteş ve Togay Bayatlı'nın hırsına ve inancına veriyor. Her halde doğrudur. Eğer sevgili Turgut Atakol sağ olsaydı o da mutlaka aralarına katılır, hatta başlarını çekerdi. Ama etraflarını bir takım mimli üçkağıtçıların aldığını farketmeleri ve işi daha fazla uzatmamaları zamanı "Sydney dersi"nden sonra hala gelmemiş midir?
       Yağma Hasan'a milyarlık yeni börek yedirip bir fiyaskoyu daha içe sindirmeden...


Yazara E-Posta: m.toker@milliyet.com.tr