Gavura kızıp..

Gavura kızıp..


PARİS


       Yahudiler için "soykırımı"nın kabulü ve suç olarak tescili bir nevi koruma zırhı, hatta hayat memat meselesidir. Anti - semitizm hemen her yerde, Amerika'da bile sürmektedir. Amerika'da hala bazı sosyal klüplerde, zenciler gibi yahudi asıllılar da üyeliğe kabul edilmemektedirler.
       Kendileri için böyle bir sorun bulunduğunu hangi Ermeni iddia edebilir? Ermeniler bir "soykırımı"na uğramadıkları gibi - Niçin uğrayacaklarmış? - bundan sonra bir yerlerde uğramaları da bahiskonusu değildir. Bundan dolayıdır ki "sade Ermeniler"in gündeminde bir soykırımı maddesi, hele artık hiç bulunmamaktadır; bu, başka odaklarca da teşvik edilen bazı profesyonel militanların işidir. Çok yerde bunlar "sade Ermeniler"i, Türklerden tazminat alıp bunu onlara dağıtacakları horoz şekerleriyle, kendilerine destek vermeye çağırmaktadırlar. Kongre tasarısında bile böyle bir hayalin karalanması o değirmenin suyunu kesmiştir. Ben bunu Arjantindeki Ermeni toplumunda gözlerimle görmüşümdür.
     Güney Amerika tehcire uğratılmış Türkiye Ermenilerinin ilk gittikleri Lübnan ve Suriyeden, Fransa ile birlikte, kütle halinde göç ettikleri ülkedir. Orada profesyonel militanlar Kilisenin etrafında Türk düşmanı bir odak oluşturmuşlardır. Buenos Ayres dünyada "Ermeni soykırımı" davasının başlıca merkezlerinden biridir ve para ile dokümanlar oradan dağıtılmaktadır. Buna ait araştırmayı ve yazı dizisini 1970'de yapmıştım.
       Bir gece habersiz, Kilisenin yanındaki mahfellerine gittim. Burası yemek de yenilen ve Ermeni müziği çalınan klüp gibi bir yerdi. İçerdekiler daha ziyade gençlerdi. Türk gazetecisi olduğumu söyledim ve hatta neden geldiğimi de anlattım. Güldüler ve masalarına davet ettiler. Sofraya pastırma, sucuk, beyaz peynir ve rakı getirildi. Başladık yemeğe, içmeye. Bir kadeh, bir kadeh daha ve ortaya çıkıp giriştik "bizim danslar"a. Adeta sarmaş dolaştık. İşte bu sırada içeriye "Albay" diye hitap edilen bir adam ve avenesi girdi. Herkes buz kesildi. Başlıca Taşnak komitecilerden biriymiş. Bizi haber vermişler; koşarak gelmiş. Dostluk havasını birden düşmanlık aldı. O gece gerçekten, hayatımdan endişe ettim. Yanımdaki Fransız gazeteciyle, güç kaçtık. Bizimle dans eden gençler de Komiteciden nasiplerini aldılar.

..oruç bozmayalım

     Amerika Kongresinden - veya Fransız parlamentosundan - olmayan bir "Ermeni soykırımı"nın sorumluluğunu - ister Osmanlı, ister Cumhuriyet hükümeti denilsin - Türklere yükleyen bir kararın çıkması kabul edilir husus değildir. Böyle bir girişim veya sonuç "seçim öncesi oy şantajı" kullanılarak alınmış olsa ve pratikte kıymet - i harbiyesi bulunmasa bile.. - Kaldı ki böyle bir Kongre kararını Avrupa Birliğindeki Türkiye üyeliği karşıtları kullanmaya hazırlanmaktadırlar -. O dost ülkelerin hükümetleri "Ne yapalım? Önleyemiyoruz" diyerek sorumluluktan kurtulamazlar. Bu tarz kağıtların tarihi gerçekleri değiştirmediği gibi bunların kendi davranış ve tutumlarını, görüşlerini etkilemeyeceğini açıkca ilan etmelidirler. Türkiye'ye bunun teminatını vermelidirler. Türkiye bunu onlardan ne kadar ısrarla isterse, hakkıdır. Bugünkü olayda Washington üzerinde bu baskı yapılmalıdır.
       Ancak böyle kağıtların Türkiye Cumhuriyetini, milli çıkarlarının doğrultusunda tesbit edilmiş politikalarından da ayırmayacağı, ayıramayacağı bilinmelidir. Dost başkentlerden istenilen ve beklenilen ölçüye Ankara'nın kendisi de uymalıdır. Bizim bu politikalarımız duygusal değil, gerçekçidir ve öyle de kalmalıdır.
       Yoksa oyuna, asıl, aksi halde gelmiş oluruz.
       Kışkırtıcılara Ankara da uymamalıdır.


Yazara E-Posta: m.toker@milliyet.com.tr