Her millet kendi Pazarını yaşar

Her millet kendi Pazarını yaşar


       Türkler yeni bir "uzatmalı tatil"den bu akşam evlerine dönüyorlar.
       Türkler "uzatmalı tatil"e alışıktırlar ama böylesini henüz onlar dahi görmemişlerdi: Havanın sıcak olacağı istihbaratı alındığından "Ecevit ve arkadaşları" kamu kuruluşlarında mesaiye iki gün paydos dediler.
       Devlet, bu; "Ecevit ve arkadaşları"nın emriyle durur mu? Çarkı ralantide çevirebilmek için kamu kuruluşlarında "bazı kimseler" zoraki çalışmaya tabi tutuldular. Ancak "Ecevit ve arkadaşları" bunları nazi kampı veya gulag sakini sandıklarından "fazla mesai"lerine "fazla ücret" ödenmemesi kararını aldılar. Her halde "zoraki çalışma""gönüllü çalışma" ile karıştırmışlardı.
       Zaten, karıştırmadıkları ne var ki? Uygar ülkelerde, hatta daha az uygarlarında bile havalar ısınınca "çalışmaya paydos" demezler, değişik "çalışma programı" uygularlar.
       Evet, Türkler yeni "uzatmalı tatil"lerinden bu akşam evlerine dönüyorlar; dört günde dört hafta boyunca temizlenemeyecek çevre kirliliği bırakarak.. Mutad tatillerinde kendi yörelerinde yaptıkları gibi.
       Son zamanlarda okuduğum "en güzel yazı"yı, burada sizlere aktarmak istiyorum. Yazıyı MİHA muhabiri Volkan Sarısakal kaleme almıştır ve bir "İstanbul eki"nde "Demokrasi parkı kaderine terkedildi" başlığıyla yayımlanmıştır. Bahsedilen Demokrasi parkı Türkiye'nin medar - ı iftiharı İstanbul'un göbeğinde, Maçka'dadır.
     "1966'da dönemin Belediye Başkanı Haşim İşcan tarafından açılan park 1994'te Demokrasi Parkı adıyla yeniden düzenlendi. Ortasına bir de Demokrasi Heykeli dikildi. Şu anda parkın yeşil alanı büyük oranda tahrip olurken (Not: Tabii, vatandaşlar tarafından) parka gelenlere hizmet vermesi amacıyla yapılan dükkanlar çöp deposuna dönüşmüş durumda. Heykelin kaidesini oluşturan, kartal figürleriyle süslü sütunlar iki yıldır kırık. Çevresindeki otlar temizlenmediği için heykelin bazı bölümleri görünmez halde. Bir kültür merkezi olarak hazırlanan parktaki dev satranç takımının tahtadan taşları parkta kalan evsizler tarafından ısınma amacıyla yakılmıştı. Yerlerine konan yanmaz taşlar ise çalındı. Kırılan çöp tenekelerinin yerine yerleştirilen taş çöp kutuları da içlerinde ateş yakılarak tahrip edildi. (Not: Tabii vatandaşlar tarafından). Parktaki havuzların fıskiyeleri çalışmıyor. Mozaikleri ise sökülmüş durumda. Hafta sonu piknikçi akınına - ve tahribatına - uğrayan parkta o günler dahi görevlilere ve zabıtaya rastlanmıyor. (Not: Rastlansa ne olur; bir güzel dayak yerler). Gece lambaları kırık olduğu için semt sakinleri hava karardığında parka girmekten çekiniyorlar. Bir belediye işçisinden aldığımız bilgiye göre geçen yıl parkta hayatını kaybeden bir vatandaşın cesedi günler sonra bulunabildi.
     Büyükşehir belediyesi 19 hektarlık Maçka parkını düzenlemek için bugünkü değerle yaklaşık 20,5 trilyon lira harcamıştı."
       * * *
       Her millet sadece kendi layığı olan Hükümeti bulmaz, kendi Pazarını da kendi yaşar, kendi tatilinden arkada kendi izini bırakarak döner, kendi parkını da, kendi gibi tutar.
       Biz Türkler, hele İstanbullular, bu kadar kalabalıklaşmadan böyle değildik yahu..
       Hükümetlerimiz de..


Yazara E-Posta: m.toker@milliyet.com.tr