İki sahanın oyuncuları

İki sahanın oyuncuları


       Türkiye, bitirdiğimiz hafta iki televizyon kanalından iki sahayı seyretti: TRT'1'den futbol sahasını, TRT 3'ten siyaset sahasını. Birincisinde Milli Takımımız Avrupa şampiyonluğu için mücadele ediyordu; ikincisinde Perşembe öğleden sonra milletvekillerimiz bir "aklama - paklama operasyonu"nu gözler önüne serdiler.
       Tabii, izleyenlerin sayısı çok farklıydı; heyecan da birbirinin aynı olmaktan uzaktı.. TRT 1'de sonuç hiç belli değilken TRT 3'te önceden pişirilip kotarılmış bir senaryo sahneye konuluyordu. Zaten bu mönü sofraya neden getirilmiştir, onu da anlamak güçtür. Zira, özellikle 1991'den bu yana "soruşturma soytarılığı"nın öylesine suyu çıkmıştır ki yemeğin hiç bir lezzeti kalmamıştır.
       Buna rağmen ekran önünde geçirdiğim dakikalar beni zaman zaman alıp eskiye, hem de hayli eskiye götürdü. Bir ara gene bir futbol sahasındaydım. Ama "ben" dediğim, 9 - 10 yaşlarında bir çocuktu ve kışladan bozma Taksim stadının tribünlerinden bir Galatasaray - Fenerbahçe maçını seyrediyordu. O gün Galatasaray'ın kaptanı santrhaf Aslan Nihat, Fenerbahçenin kaptanı ve golcü santrforu Zeki Rıza'yı durdurabilmek için ne zorluk çekmişti..
       Sonra sahne değişti; bu sefer bir siyaset sahasında, eski Meclisin basın locasındaydım. "Ben" dediğim artık, genç bir gazeteciydi. Aşağıdaki heyet 1943 genel seçimiyle gelmiş milletvekillerinden oluşuyordu; yani tek partinin rozetini taşıyorlardı ama aralarında muhalefet rüzgarları esmeye başlamıştı. Birbirimize "parlayan yıldızlar"ı gösteriyorduk. Şimdi, bunlardan Adnan Menderes'i hatırlıyorum. Tuhaftır, bir de Rasih - Hoca - Kaplan'ın perüğü gözlerimin önüne geliyor.
       Bugüne kadar ne futbol sahalarından maç, ne siyaset sahnesinden toplantı seyrine ara verdim. Tesbitim ve teşhisim odur ki geçen seneler içinde Türk futbolu ne kadar ilerlemiş, kalite kazanmışsa Türk siyaseti o derece gerilemiş, kalite kaybetmiştir.
       Belki hazin bir teşhis ve tesbit - siyaset hayatı için -.
     Fakat gerçek.
       Keşke ülkelerin ve milletlerin kaderini etkilemekte siyaset hayatının değil de futbolün rolü esas olsaydı.
       Heyhat ki ortada, buna hep örnek gösterilen Brezilya var ve bu, insanın içini karartmaya yetiyor.
       Gerçek aksi bulunsaydı, Amerika Birleşik Devletlerinin adı Brezilya olurdu.


Yazara E-Posta: m.toker@milliyet.com.tr