"Kaplanla yatağa girmek"

"Kaplanla yatağa girmek"


Amerikan uçakları Afganistan'a, aynı portakal renginde, fakat şekilleri değişik - hangisini önce, hangisini sonra, bilemiyorum - iki paket attılar. Birinin içinde misket bombası, diğerinde gıda yardımı vardı. Bunu yapar yapmaz da, - insani duygularla - telaşlandılar. Bunun üzerine uçaklar bu defa "uyarı bildirileri" atmaya başladılar: Aman, yanılınmasındı; özellikle çocuklar dikkat etmeliydiler; şekli şöyle paketlerde misket bombası, böyle paketlerde yiyecek bulunuyordu.
Ne var ki Afganistan'da okuma bilen o kadar az kimse vardı ki..
"Büyük Müttefik"in milletlerarası teröre karşı açtığı ve herkesin katkısını istediği savaşı "bu beceri" ile sürdürmesi yalnız Amerika'nın dışında değil, içinde de gittikçe artan eleştirilere, dolayısıyla huzursuzluğa yol açmaktadır. New York Times/CBS News'un düzenlediği son bir ankete göre Amerikalıların artık sadece % 28'i "bu gidiş"le Bin Ladin'in ölü veya diri ele geçirilebileceğine inanmaktadır. Washington "Taliban'ın güçü" konusunda yanıldığını kabul etmekte ve taktik değiştirmeye çalışmaktadır. Ağır hava bombardımanları bu güçe fazla zarar vermekten ziyade, sebep olduğu "sivil ve çocuk ölümleri" dolayısıyla bütün dünyada Amerika'ya karşı antipatiyi arttırmaktadır. Bu haftanın başında Lüksemburg'ta toplanan AB Dışişleri bakanları, ölçülü olmaya çalışarak, memnunsuzluklarını belirtmişlerdir. AB'nin dış politika ve ortak savunma sorumlusu Javier Solana görüş ayrılığının esasını söylemekten çekinmemiştir: "Amerika için önceliklerin sırası şarbon, Afganistan ve Yakın Doğu iken bizim için bunun tam tersidir: Yakın Doğu, Afganistan ve şarbon".
Washington "Afganistan içindeki Taliban karşıtı güçleri harekete geçirmeden müstakbel siyasi çözümü şekillendirme" amaçını da terketmiş ve onlarla ciddi bir kara harekatını mümkün olduğu kadar süratle başlatma kararını almışa benzemektedir. - Bir "Ankara zirve toplantısı" projesi suya düşmüş görünmektedir -.
Amerika'nın Türkiye'den asker isteği, işte böyle bir konjonktür içinde gelmiştir. Eğer bu istek, salt NATO çerçevesinde bulunsaydı, şüphesiz daha "şık" olurdu. Zira NATO, - bizim için vaktiyle işletilmemiş - meşhur 5. Maddenin "11 Eylül olayı"nı kapsamasını onaylamıştır. Ama ABD'nin "şıklık" için fazla uğraşacak durumda olmadığı anlaşılmaktadır. ABD, "Türkiye'nin katkısı"nı, "halkı Müslüman bir müttefik" karakteri dolayısıyla talep ettiğini saklamamaktadır. Washington sanmaktadır ki böylece "Sürekli Özgürlük"ün İslama değil, teröre karşı bir hareket olduğu ispatlanacaktır.
Ümit edilir ki buna "evet" diyen Hükümet - "Hayır" diyebilir miydi? O da "şıklık" için fazla uğraşacak durumda değildir - vaktiyle "Bandung Konferansı"nda zamanın Hükümeti tarafından alınmış tutumun Türkiye'ye karşı ne kadar uzun süreli düşmanlıkların - 3. Dünyanın düşmanlığı - tohumunu attığını unutmamıştır.

Güvenilecek dağlar
Gerçek şudur ki Türkiye, hiç istemeden ve aranmadan, fakat kaçınması imkansız şekilde kendini çok kritik bir durumda bulmuştur. İsmet Paşa "Büyük Devlet" ile ittifakı "kaplanlarla yatağa girmek" diye değerlendirirken bunu kastediyordu. O yataktan fazla yara bere almaksızın çıkabilmek için büyük basiret göstermek lazımdır. Gidecek Özel Kuvvet'in görevinin "Türkiye'deki bir savaşta" düşman derinliklerinde bilgi toplamak, taktik akın ve pusular uygulamak, düşman işgaline düşmüş bölgelerde mukavemet harekatı başlatmak gibi çok tehlikeli hususlar içerdiği bilinmektedir. "Oradaki" görevi, "oralı kuvvetler"e bunları öğretmek olmalıdır. Fakat bizzat Başbakan "temennimiz bu ama, istenmedik olaylarla karşılaşabilirler" diyerek sıcak çatışmalara kapı aralamaktadır. Hürriyet'te Sedat Ergin bunu "Hükümet, taahhüdünden uzaklaştı" diye yorumlamaktadır ki doğrusu odur. Buna karşılık, medyadaki bazıları buna alkış tutmaktadırlar. "Kaplanla yatağa girmek"in gerektirdiği basireti bu Hükümetin, hatta bu Meclisin veya bu medyanın tam olarak gösterebileceği şüphesi yaygındır. Bu müesseseler "itibar anketleri"nin en alt basamaklarının devamlı müşterileridir. Onun için "güvenilir dağlar" olarak sağduyulu kamuoyu ve özellikle Genelkurmay görülmektedir. Genelkurmay "Afganistan'da bir kara harekatı"nı Amerika'ya tavsiye etmemiştir. Şimdi bunu, Amerikalılar yerine "bizimkiler"in yapmaları gibi bir duruma müsaade etmeyeceği muhakkaktır.