Lozan'ın bir de yobazları türedi

Lozan'ın bir de yobazları türedi


       Bir barış antlaşmasının 77 yıl geçerliliğini koruması, esaslarının böyle uzun süre hayatta kalması dünya siyaset tarihinde çok görülmüş olay değildir.
     Lozan barış antlaşmasının 77. yıldönümü yarın kutlanıyor. Türkiye Cumhuriyetinin dokunulmaz temel taşı niteliğini taşıyarak.. Lozan barış antlaşmasının imzalanması 24 Temmuz 1923'tür; Cumhuriyetin ilanı ise 29 Ekim 1923. Cumhuriyetin Lozan üzerine bina edilmiş olduğunun söylenmesinde bir yanlışlık yoktur.
     Cumhuriyet, Lozan düşmanlarını çok gördü ve onlarla uğraştı, onları etkisiz kıldı. Lozan antlaşmasının mükemmel bulunduğunu hiç kimse iddia etmemiştir. Ona, gerçekçi tarzda "mümkünün en iyisi" demek lazımdır. Üstelik Türkiye'nin, Cumhuriyetini ilan etmek için acelesi vardı. Lozan'ın bu tarafına yöneltilen eleştirileri anlamak mümkündür. Ancak onun dış düşmanlarının affetmediği, Sevr'in yerini almasıdır. İç düşmanlarının başında gelenler ise Cumhuriyeti içlerine hiç sindirememiş bulunanlardır; onun laik bir devlet olarak gelişmesi onların hıncını arttırmıştır. Saltanat ve şeriat hasretlilerinin dış destekli bölücülerle elele Cumhuriyete kastetme teşebbüslerinin hepsini devlet, memleketin sivil ve asker sağlam kuvvetlerini seferber ederek defetmiştir. Bu gücünü koruduğu, son çırpınışların boşa çıkarılmasıyla parlak bir şekilde gözlerin önüne konmuştur.
       Şimdi bir de, Lozan'ın yobazları türemiştir. Bunlar Türkiye'nin Avrupa Birliğine (AB) katılmasına muhalefetlerini Lozan kalkanı arkasında yürütmeye çalışmaktadırlar. Çağdaş Cumhuriyetin savunucuları ve koruyucuları böyle bir tuzağa düşmemeli, saflarını bölmemeli, bu oyunu da - eski kriptolar da bunu denemişlerdi - geçersiz kılmalıdırlar.

Lozan nedir, ne değildir?

     Lozan "misak - ı milli sınırları içinde dünyaya kapalı" bir devlet kurmamıştır. Lozan'da "misak - ı milli sınırları içinde dünyaya açık", kendine güvenen bir Cumhuriyetin temeli atılmıştır. Bu tutum hep sürdürülmüştür. Çok zaman antlaşmanın vazgeçilmez esaslarına dikkatli ve saygılı yöneticiler eliyle; bazen kılı pek kırk yarmayanlar tarafından.. Onlar da sonda hizaya çekilebilmişler ve bu esaslara halel hiç bir zaman gelmemiştir. Gene de böyle tecrübelerin çağdaş Cumhuriyet yanlılarını daha bir titiz davranmaya itmesi anlayışla karşılanmalıdır. "Lozan antlaşması karşısında Türkiye'nin AB'ye katılmasının muhasebesi" daha 1963/64'te ve İsmet Paşa henüz işbaşındayken yapılmış, bunun temelde bir çelişki oluşturmadığı sonuçuna varılmıştır. Zamanla ortaya başka unsurların çıktığı doğrudur. Bu unsurlar "iç ve dış odaklar"ın ortak hizmetiyle dejenere de edilmiştir ve zihni karışık, aklından çok dili çalışan siyasetçilerin i'ler üzerine gerekli noktaları koyamamaları bulanık havayı sürdürmüştür. AB yetkilisi Verheugen'in ziyaretinin yol açtığı anlamsız tozkoporan fırtına bunun son örneğidir.
     Lozan'ın yobazları işe dezenformasyon da katarak bundan yararlanma peşindedirler.
       Ama Lozan 77 yıldır sürdürdüğü "misak - ı milli sınırları içinde dünyaya açık Türkiye Cumhuriyeti"ni kuran antlaşma niteliğini hep koruyacaktır. Bunun sırrı onun "donmuş kalıp" değil, "yaşayan bir varlık" olarak düzenlenmiş bulunmasıdır.


Yazara E-Posta: m.toker@milliyet.com.tr