Niçin sandık başına? Havanda su dövmeye mi?

Niçin sandık başına? Havanda su dövmeye mi?


PARİS


     Fransızlar bu Pazar sandık başına gidecekler ve Cumhurbaşkanlarının görev süresinin 5 yıla indirilmesi mi, yoksa 7 yıl olarak kalması mı konusunda görüşlerini, düzenlenen Referandumda bildirecekler.
     "Fransızlar bu Pazar sandık başına gidecekler" sözün gelişidir. Yoksa Fransızlar bu Pazar sandık başına gitmeyecekler. Hele hava da kıra çıkmayı teşvik edecek kadar güzel olursa oyunu kullanacakların oranı yüzde 40'ı bile bulmayacaktır. Bunların hepsi "Evet" deseler - imkansız bir ihtimal - ne yazar? Fransızlar "Evet"i isteyen hem Cumhurbaşkanı sağcı Chirac'a, hem de solcu Başbakan Jospin'e kelimenin tam anlamıyla dillerini çıkarmış sayılacaklardır. Sonuç, kağıt üzerinde "Evet" olsa bile...
       Çünkü soru, Referanduma sunulduğu şekliyle Fransızları hiç ama hiç ilgilendirmemektedir. "5 yıl" deseler de, demeseler de anayasal bir değişiklik olmayacaktır; müesseseler aynı kalacaktır. Konuyu Referanduma götüren Chirac böyle bir şart koymuştur. Chirac, seçildiği 7 seneyi tamamladıktan sonra, Referandumun sonuçuna göre adaylığını ya 5 sene, ya 7 sene için gene koyacaktır. Rakibi de Jospin olacaktır.
       Eee, Fransızlar neden sandık başına gitsinler? Zaten hem Chirac, hem Jospin Mecliste eski Cumhurbaşkanı, o makamı kaybetmesinin acısını hiç unutmamış Giscard'ın oyununa gelmişler ve saçma, anlamsız, halkı ilgilendirmeyen bir işe bulaşmışlardır. Tabii, aslında, teklifleri seçmen tarafından böylesine "kahhar" şekilde reddedilirse görevlerini bırakmaları gerekir.
       Politikacı her yerde politikacı. Tabii, "bütün ölçüler saklı tutulmak üzere..."

"Sana ne, yahu"

       Kendilerinden bilgi alırken bunu bir yazı konusu yapacağımı söylediğim Fransız dostlar pek güldüler. "Yahu, bu Fransızları bile ilgilendirmiyor; sen Türke ne?" diye sordular.
       Anlatmaya kalkışsaydım ki "Cumhurbaşkanının görev süresi / 5 yıl / 7 yıl / halkın umursamazlığı / pişkin politikacılar" yan yana geldiğinde bunun bir Türke bir şeyler hatırlatmaması imkansızdır; tabii anlamayacaklardı. Nitekim ben de, onlar gibi gülüp geçtim.
       Fakat böyle hallerde, sorumluluk taşıyan seçmene düşen, çekimser kalmak veya geçersiz oy kullanmak; yani çirkin politikacıların oyunlarına alet olmamak değil midir?
       Hiç gitmeyenler, gidip "Hayır" oyu verecekler, gidip çekimser oy kullanacaklar! Bu, hiç olmazsa, o konuda politikacılarının yanında bulunmadıklarını çok sayıda Fransızın açıkça bildirmesi değil midir?
       * * *
       Seçimlerden bir hafta önceki Pazar, oyumu kime vereceğimi yazarım ya..
       Bizdeki son seçimlerde partilere ve liderlerine oy vermenin onlara suç ortaklığı etme anlamına geleceği, halbuki Türkiye'nin yeni ve taze bir sisteme ihtiyaç gösterdiği, bunu en iyi ifade tarzının da sandığa gidip geçersiz oy kullanma olduğu gerekçesiyle o yolu tutacağımı yazmıştım.
       Bu fikrimde direniyorum ve sanıyorum, Fransa'daki gibi bizde de "en demokratik davranış"ın bu olduğu görüşü kuvvet kazanmakta.
       Tabii "Anlayana, sivrisinek saz" ise..



Yazara E-Posta: m.toker@milliyet.com.tr