Orman ve Ağaçlar

Orman ve Ağaçlar


Deyimin kökeni nedir, bilmiyorum ama karşılığı her dilde var: Ağaçların yüzünden ormanı görememe. Bu, Türkiye'nin durumuna tıpatıp uyuyor. Hayli zamandır, özellikle Öcalan'ın ele geçirilmesinden bu yana - ki o, bugünkü iktidarı doğuran genel seçimleri birinci derecede etkilemiştir - tam ormana bakılacağı sırada önünde bir ağaç bitiveriyor ve görüntüyü örtüyor. Orman arkada, bütün "acil çözüm bekleyen sorunlar"ı ile, öylesine, kalıveriyor.
Kök salan son ağaç, "Ermeni konusundaki Fransız münasebetsizliği"dir.
Münasebetsizlik az/buz değildir; ancak "acil çözüm bekleyen sorunlar" da mütemadiyen ertelenenez. Kaldı ki "alternatifsizlik" zırhına sığınmış üçlü iktidar, biten her ağacın gölgesinde bir şeyler çevirmeyi artık huy edinmiştir. 12 Eylül ürünü, üstelik görülmemiş tarzda kötü yazılmış "sui generis Anayasa"nın tamamı ele alınacakken - partilerin vaadi odur - bunun bir kırıntısı, o da pek asalet taşımayan, bazısı tamamile süfli maksatlarla değiştirilip "kim vurdu havası" içinde Meclisten geçirilmeye çalışılmaktadır.
FP'nin kapatılmasını güçleştirmek ne, partilere daha fazla güvence sağlamak amacı gütmektedir, hatta ne de Meclisteki FP oylarını çelmek içindir. Kimse kimseyi kandırmaya kalkışmasın: Anayasa Mahkemesinde FP'nin başına gelecek bir hal, ister istemez erken seçimi gündeme getirecektir ki bunun lafını duymak bile politika yaşamının "ikinci bahar"ını sürmekte olan Ecevit'in dünyasını karartmaya yeterlidir.
Ama aynı Ecevit, fırsattan yararlanarak, her partiden "dikbaşlı milletvekilleri"nin burunlarını sürtmek "marazi heves"inden kendini alamamaktadır. Yoksa, daha bir kaç ay önce 5+5"i reddetmiş olanların önüne bu formülü yeniden getirmenin başka ne maksadı ola ki?. Hele, bugünkü Cumhurbaşkanının süresini kapsam içine sokarak?.
1982 Anayasasında "12 Eylül yadigarı"nı sadece geçici 15. maddeden ibaret saymak ise, göze at gözlüğü geçirmekle eş değerdedir.

Ormanın önünde yeni biten ağacı hiç küçümsememek lazımdır. Hem Ermenistan, hem diaspora Ermenileri - dünyaya yayılmış olanlar - işi bir ucundan, yumuşak karın Fransa'da çözmüş bulunmanın sevinci ve çoşkusu içindedirler. Özellikle Amerika'da başaramadıklarını nihayet Fransa'da, bizim son hükümetlerin, hele sonuncusunun uyuyan gözleri önünde başarmışlardır. Şimdi buna "domino taktiği" uygulamanın peşindedirler. Yani olayı "çorap söküğü" haline getirmenin.. Eğer Türkiye bu davranışlarından dolayı hem Fransa'yı, hem Ermenistan'ı - ibret i alem için - pişman edemezse bunun bir örnek oluşturacağından ve oradan oraya atlayacağından herkes emin olabilir.
Bu yapılırken, başka bazı eğilimlerin aksine, AB ile yaklaşma son derece hızlandırılmalıdır. Bunun da yolu "olmayacaklar"ı mütemadiyen - bazı Askerlerin yaptıkları gibi - öne çıkarmak değildir; "olacaklar"ın hepsini Ulusal Programa dahil edip müzakereleri bile beklemeden gerçekleştirmektir.
Ama "Efendim nerede, ben nerede?" değil mi?