Oyumdan dolayı beni hiç pişman etmedi

Oyumdan dolayı beni hiç pişman etmedi

Metin TOKER

ANAYASA Mahkemesi bundan böyle o çok renkli Başkanı olmadan görevini sürdürecek. Çok renkli, ama tek çizgide Başkanı.. Haftanın başında Anaya Mahkemesinde arkadaşlarınca düzenlenen veda töreninde kendisini alkışlarla uğurlarken düşündüm ki Yekta Güngör Özden beni oyumdan dolayı hiç pişman etmedi. Yekta Güngör Özden Anayasa Mahkemesi üyeliğine dönemin anayasasına göre Cumhuriyet Senatosu tarafından seçilmiştir ve ben o zaman Senatonun Kontenjan Grubu üyesiydim. "Oyumdan dolayı beni hiç pişman etmedi" ne demek? Oyumla hep gurur duydum; bunu doğru oy kullandığımın delili olarak alıp kendime iftihar payı çıkarttım.
Yekta Güngör Özden hangi çizgide bulunduğu inançıyla kendisine oy verildiyse hep o çizgide kaldı ve Türkiye'de seçmen bilir ki bu son derece ender rastlanan bir olaydır. O çizgide olanlardan gerektiğinde ne bekleniyorsa Yekta Güngör Özden, şartlara asla bakmadan tam bir medeni cesaretle onun icabını yerine getirdi. Bütün nitelikleriyle Cumhuriyetin yılmaz bir savunucusu oldu. Atatürk sevgisiyle onun devrimlerine, özellikle onların temel taşı değerindeki laiklik ilkesine bağlılığı Yekta Güngör Özden'in şaşmaz görev anlayışını oluşturdu. Ona hizmetinin sonuna geldiğinde bütün ulusça gösterilen ve az sayıda kimseye nasip olmuş içten, engin sevgi toplumumuzun bugünkü çalkantılı ortamda Cumhuriyetimize böylesine sahip çıkan evlatlarına duyduğu ihtiyaçın - hatta özlemin - derecesinin de işaretidir. Bundan alınacak çok ders vardır.
Anayasa Mahkemesindeki veda töreninde o kadar genç, dinç ve canlı, heyecan dolu "emekli başkan"a bakarken düşündüğüm başka bir husus 65 yaşın bazı meslekler için pek erken bulunduğu oldu. Onlarda bu, hatta, kemale erme aşamasıdır. Nitekim birçok uygar ve ileri ülke öyle görevlerde onlardan daha uzun yıllar istifade etmektedir. Alanlar vardır ki onlarda emeklilik ancak takatsizliğin sonuçu gelir, düşünülür.

Yekta Güngör Özden olağanüstü şahsiyetiyle Anayasa Mahkemesinde ve onun başkanlığında zor bir miras bırakmaktadır. Elbette kimsenin yeri "doldurulmaz" değildir. Ta ki oraya yeni seçimleri yapacak bulunanlar bu görevlerin önemi ve özelliklerinin bilinçinde olsunlar. Bunda "Yekta Güngör Özden örneği" onlara bir ışık tutabilir. Bu örnek, özellikle bugünkü ortamda "Nasıl bir Anayasa Mahkemesi Başkanı", "Nasıl bir Anayasa Mahkemesi üyesi" sorularına bir nebze aydınlık getirmektedir.
Başkanı Anayasa Mahkemesi heyeti kendi asıl üyeleri arasından seçecek, Özden'den boşalan asıl üyeliği Cumhurbaşkanı dolduracaktır. Cumhurbaşkanının seçimi anayasa gereği "üst kademe yöneticileri" ile "avukatlar" arasından yapılacaktır ve Özden avukatlıktan geldiğine göre tercihi her halde bu meslek içinden olacaktır. Yoksa avukatlara biraz ayıp edilir.
Yekta Güngör Özden görevinin yerine getirilmesinde, kendisi için barolar tarafından düzenlenen toplantılarda belirtildiği gibi mesleğine de onur vermiştir. Keşke Anayasa avukat üyenin seçiminde Cumhurbaşkanına baroların yardımını öngörseydi; ama bu, Cumhurbaşkanının böyle bir yardımı istemesinin engeli değildir.
Her halde vaktiyle Yekta Güngör Özden'i Anayasa Mahkemesine gönderirken Cumhuriyet Senatosunun, onu iki dönem başkanlığına getirirken mahkeme heyetinin doğru tercih yaptıklarını Özden'i uğurlarken yükselen alkışların gürlüğü ispatlamaktadır.
Yeni seçimler için aynı başarıyı dileyelim.


Yazara EmailM.Toker@milliyet.com.tr

DİĞER YENİ YAZILAR