"Sağlam Kuvvetler"e geniş ufuk yaraşır

Sabredeceğiz. Mekanizmanın iyi işlemesi için üzerimize düşeni yapmaktan bir an geri kalmayarak.. Ancak, Cumhuriyetin kaderini etkileyecek bazı iç ve dış konular b"yle, güven vermeyen Hükümetlerin "nüne geldiğinde tedirginliğimizin artması kaçınılmazdır. O hallerde g"zlerimiz "Cumhuriyeti kollama ve koruma ile g"revli", ülkenin sivil ve askerden oluşan "sağlam kuvvetleri" ne d"nmektedir.Bunlar en ziyade "geniş ufuk" a muhtaçtırlar.* * *Kıbrıs işinde "ver kurtul" diyen, kıymet - i harbiyeye sahip bir düşünce hareketi Türkiye'de yoktur. "Bunu düşünen, hatta s"yleyen yok mudur?" Benim dediğim, bunların bir kıymet - i harbiyeye sahip bulunmadıklarıdır."Ya taksim, ya "lüm" de kütleleri vaktiyle alanlara d"kmüştür ama, Zürih / Londra anlaşmalarıyla Kıbrıs Devleti kurulduktan sonra Türkiye'de müzeye kalkmıştır.Sloganın Yunanca versiyonu olan "Ya Enosis, ya "lüm" onu uygulamaya kalkışmış Yunan Cuntasının "lüm fermanı yerine geçmiştir. Arada, k"prülerin altından da çok su akıp gitmiştir. Sularla birlikte akıp gitmiş zamanın bilançosunu çıkarmaya kalkışmak beyhudeyse de bir g"rüntüyü hatırlatmakta yarar vardır: 1974, Adada Türkiye'yi "kazançlı" pozisyona sokmuştur. Bundan dolayı "uzlaşma" hep Türkiye'den beklenmiştir ve bunu Yunanistan, Batı kamuoyundaki "iltimaslı durum"undan yararlanarak hep istismar etmiştir. Yoksa "asıl uzlaşmaz" hep, daha çoğunu koparabileceği hesabındaki Yunanistan olmuştur. Türkiye ise, "1984 New York projesi" ile BM'nin tam desteğini almış ve o g"rüntüyü tamamile silecek pozisyona gelmişken masadaki Kıbrıs'lı "küçük olsun, benim olsun" şampiyonu temsilcisinin isteksizliğiyle fırsatı kaçırmıştır. Yazık ki bunun ayrıntılarına girmeye burada yer yoktur; ama MGK o dosyayı iyi incelerse ne denilmek istendiğini anlayacaktır. Ne zaman var ki Türkiye, güven vermeyen Hükümetlerin elinde bulunuyor. Bunların sosyal ve ekonomik sorunları ç"zmedeki aczi toplumdaki huzursuzluğu ve geniş kütlelerin fıkaralığını arttırıyor. Herkes mutabıktır ki iyi y"netilmiyoruz. Bir demokraside yaşanılıyorsa, b"yle hallerde seçmen "işin icabı" na bakmakla yükümlüdür. Onun bu g"revi, gerektiği gibi yerine getirdiğini s"ylemek zor. Kurtulunması zamanı gelmiş iktidarlardan ülkeyi kurtaramıyor; sandık başına g"türüldüğünde "doğru" yu seçmiyor. Utanç verici teklifler Halbuki bu, bir bumerangtır = d"nüp, atanı vuran ok. Gayet açıktır ki AB Kıbrıs'ı, "sorunlarını ç"zmeden" üyeliğe almak istemez. Ama "Ne yapalım, Türkiye bırakmıyor" kozu eline verilirse, "istemeye / istemeye" bunu yaptığına dünya kamuoyunu inandırmak isteyecektir. B"ylece Türkiye'nin AB yolu da torpillenmiş olmaktadır. Bunu zaten istemeyenler için "iki katlı ekmek kadayıfı".Kıbrıs'a şu anda, "elimize iki kuruş sıkıştırıp" Avrupa Ordusuna vetomuzu kaldırmamız, hatta Saddam Irak'ına karşı lejyonerlik yapmamız gibi utanç verici teklifler eklendiği haber verilmektedir. Bütün bunlar, g"zlerimizi şu anda bir defa daha ülkemizin sağlam kuvvetlerine d"ndürmektedir.Onlar ne halde? Yarın:Geniş ufuk ihtiyacı Şu anda Kıbrıs, bir defa daha - çeşitli sebeplerden - karşımızdadır ve bir defa daha bu, "dış ilişkilerimizin her daim iflah olmaz baltalayıcısı" Ecevit'in, üstelik güven vermeyen iktidarına rastlamıştır. Ecevit "beraber yaşama şıkkı" nın Türk toplumunun Rumlar tarafından soykırıma uğratılacağı anlamına geldiğini s"yleyerek bir defa daha, b"yle bir saçma sebepten uzlaşmaz durumuna Türkiye'yi düşürmüştür. Türkiye'nin Kıbrıs'ta "asıl uzlaşma isteyen taraf olduğu" imajını yok ederek ve aklınca "ilhak" g"zdağıyla - ç"zümü gerçekten, onda g"rdüğü belli olmaktadır - herkesi ürküteceğini sanarak..