Süleymanbey ile her şey daha ucuz..

Süleymanbey ile her şey daha ucuz..

       BİR çırpıda, Cumhurbaşkanı Demirel tarafından memlekete 85 "devlet sanatçısı" kazandırılması genelde adeta bir kazan kaldırmaya yol açtı. Sanatçılar arasında her kafadan bir ses çıkıyor: Kimi "Neden o da, ben değil" diyor; kimi "Tabii ben olacağım, o olmayacak" diyor; kimi "Neymiş bunun ölçüsü?" diye soruyor; kimi "Ben almam" diyor; kimi "Neden almayacakmışım? Vermekte geç bile kaldılar" diyor. "Alınganlar" Cumhurbaşkanını da üzmüş olmalı ki ilk liste 72 kişilikken ona bir de 13 kişilik ikinci liste eklenmiş: Olmuş, çiçeği burnunda tam 85 "devlet sanatçısı"!
     
Kimi de "Bu devlet sanatçılığı da, ne ola? Devletin sanatçısı, sanatçının devletlusu mu olurmuş?" diye şaşkın. Zaten şimdiye kadar bu "paye"yi alanların sayısı, bir defada Demirel'in aralarına kattıklarının sayısından az! Buna bakıp millet "Devlet sanatçılığı, hatta düpedüz sanatçılık amma da ucuzladı.." üzüntüsünde.
       İşte buna haksızlık, onun da ötesinde kadir bilmeme derler. Meşhur reklamda nasıl "Coca - Cola ile her şey daha iyi gider!" deniliyorsa ortadadır ki Türkiye'de "Süleymanbey ile her şey daha ucuz"dur. Siz hiç lafın bu kadar ucuzladığını Süleymanbeyden evvel gördünüz, yaşadınız mı? Süleymanbey siyasi iktidarına bile ucuz "pilav"ı, pahalı "plan"a tercih ederek başlamıştır.
     Başbakanlık görevi ne zaman Süleymanbeyin Cumhurbaşkanlığı sırasındaki kadar ucuzlamıştır? Çok partili sistemimizde Çankaya'ya oturmuş en iyi Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk bu görevi "o zamanın Ecevit'i"ne verirken "o zamanın Demirel'i" ateş püskürüyor, "Çankaya Hükümeti" deyimini icat ediyordu. Halbuki "o zamanın Ecevit'i" 1977 seçimlerinden "en büyük partinin genel başkanı" olarak çıkmıştı ve Mecliste tam 213 milletvekiline sahipti. Zaten kurduğu hükümet Meclisten güvenoyu alamayınca geçti, gitti. "Çankaya Hükümeti" filan kalmadı.

       Başbakanlık görevinin ne kadar ucuzladığını şuradan anlayınız ki "bugünkü Ecevit" son genel seçimden 4. parti olarak çıkmıştır ve 550 kişilik Meclisteki milletvekili sayısı sadece 61'dir. Ama "bugünkü Demirel" hükümeti kurmaya onu memur etmekten çekinmemiştir.
       Haydi diyelim ki Ecevit aklındaki ANAP + DYP + DSP modelini - yahut hayalini - "pek ikna edici tarz"da Cumhurbaşkanına sokuşturdu. Onun iflası karşısında şimdi ortaya "azınlık hükümeti" diye bir ucubuyle çıkınca Demirel'in ona hatırlatması gerekmez mi: "Yahu, sen benden görevi bunun için almadın ki.." Halbuki Ecevit "o da olmazsa" bir yeni "3. tur"a hazırlanıyor.
       Ee, "bugünkü Ecevit" derse ki "başımıza bir de cumhurbaşkanlığı sorunu çıkarmayalım; Demirel devam edip gitsin", "bugünkü Demirel" de "varsın, hükümeti kurmayla yoruluncaya kadar Ecevit uğraşsın" çikolata paketini ona uzatmaz mı? Şimdi Ecevit o çikolatayı yiyor: Tadını çıkararak ve üç günde bir liderle konuşarak.. Aheste çek, kürekleri!
       Ucuzluk o kadar mı? Hiç, "demeç - tören - ekranda görünme" Cumhuriyetin tarihinde böylesine ucuz hale geldi mi? "Çankaya gazetecisi"ni Özal bile bugünkü düşük fiyatına indiremedi. Ya, "dış geziler"? Bırakınız, hiç çıkmayan Atatürk'ü; bırakınız bunları sadece görevle sınırlandıran İnönü'yü; tadında tutan Bayar'ı; hevessiz Gürsel'i, Sunay'ı, Korutürk'ü.. Özal bile, işi bunca ucuzlatmamıştı.
       Elhak! Artık Türkiye'de "Süleymanbey ile her şey daha ucuz.." Başta, ipleri onun eline bırakan "iktidar"lar. Bir ciddi devlette, ucuz olmaması gereken ne varsa - devlet sanatçılığına kadar - her şey daha ucuz. Helal olsun, Süleymanbey!
       Ama, ah sayın Demirel her şeyi daha ucuz hale getirdiniz de ucuz olması asıl gereken tek şey sizin bu korkunç etki alanınızın dışında kalmayı başardı, başarıyor: Çarşıdaki fiyatlar.



Yazara E-Posta: m.toker@milliyet.com.tr