‘Türk Mehmet nöbete!’

‘Türk Mehmet nöbete!’


Afganistan'a bizi bulaştırmak mı istediler, yoksa biz mi kaşındık; bunun cevabı öyle büyük bir sır değildir. Cevap, Türkiye'nin halen şeytanca bir "ABD / AB / IMF komplosu" ile karşı karşıya bulunduğunu söyleyen ve bunu boşa çıkarmak için "Kuvayı Milliye ruhu"na sarılmamız fikrini özellikle bazı çevrelere satmaya çalışanları memnun etmeyecektir. Ama bu cevap ne yabancıların gizli dosyalarında, ne onların kasalarındadır. Bulmak için "Afganistan Olayı"nın daha yeni başladığı günlerdeki gazetelere bakmak yeterlidir: Kimin elinde bir salatalık görse "Tuzu bizden!" diye ortaya fırlama huyundaki bir "iktidarın başı" bunun talibi olmuştur.
Hem de, ne talip: Afganistana barış getirmekten yepyeni bir Afganistan yaratmaya, Afgan ordusunu kurmaktan devlet mekanizmasını yeni baştan düzenlemeye, sağlık işlerinden sulama projelerine işin tamamını sırtlayarak.. Türkiye Afganistan'ın bu hep "ağabey"i olmamış mıdır? Şimdi hem ağabeyi, hem de modeli olacaktır: Özellikle "laik, demokratik bir cumhuriyet için".
Bu beyanların gazete sayfalarındaki mürekkebi bile kurumamıştır.
Hal böyle iken "emperyalist güçlerin komplosu"ndan bahsetmek "herkesi sersem sanmak" anlamına gelmiyor mu?

Diyelim ki, söylenen her şey doğrudur ve kabildir de.. - Değil, ya! - Afganlar sahiden, "Ağabeyimiz gelsin de, bize çeki düzen versin!" demektedir. - Demekte değildirler ya; Başbakan Karzai paralı Almanları istediklerini açıktan söylemiştir -. Bizim, yüzü batıya dönük laik Cumhuriyetimiz de gerçekten Afganistan'a en uyan modeldir. - Buna inanarak kolları sıvamış Kral Amanullah Hanın akibeti bilinmektedir: Bir haydut tarafından tahtından indirilmiş, ülkesinden sürülmüş, bir daha da oraya dönememiştir -.
Bütün bunda, Türkiye'nin yararı nedir? Yani, Türkiye'nin kasaları mı dolacaktır? Afganistan bizim peykimiz bir devlet mi olacaktır? Bu devlet bütün ticaretini bizimle mi yapacaktır? Bize "Aferin!" mi diyeceklerdir?
Eğer öyle olsaydı hiç kimse bu göreve burun kıvırmazdı; İngiltere, bir an önce sırtından atmak için çaba göstermezdi; Almanya bin dereden su getirip mazeret söylemezdi. Üstelik Türkiye'nin böyle bir işe girişmek için maddi imkanı yoktur. Biz "Yeni Camide dilenip Sultan Ahmette sadaka vermeye" kalkışsak bile IMF buna göz yumacak mıdır? Bizim iç masraflarımızı kısmamız için onca ısrar ederken böyle bir hovardalığa göz mü yumacaktır? Herkes biliyor ki, bırakınız komutanlığı almayı, bizim katılım payını bile ABD ödeyecektir. "Daha fazla sorumluluğa daha fazla para!" Türk ordusu paralı asker kaynağı mıdır? Üstelik, en küçük ihtiyaçlarınız için bir başka devlete bakıyorsunuz, komuta ettiğiniz yabancı birlikler üzerinde bir prestijiniz, bir otoriteniz bulunabilir mi? Niçin bütün NATO ülkeleri kıvırmakta, yerlerine Ürdün, Bangladeş gibi "partnerler"i koymaya çalışmaktadırlar? Uluslararası Güvenliğe Yardım Gücünün (ISAF) süresinden görev alanına, her şeyinin ABD'nin tercihlerini beklediği bilinmektedir; fakat ABD henüz ağızını açıp bu esasları aydınlığa çıkartmamıştır.
İçinde ne yapacağınızı bilmeden; hele ne zaman ve nasıl çıkacağınız hakkında en ufak bir fikir sahibi olmadan arı kovanına el sokmayı kabul etme kadar akılsız bir davranış düşünülebilir mi?
Eğer bununla bir "Dünya Devleti" olduğunuzu kanıtlamayı hesaplıyorsanız, hemen ayılmanız gerekir.
Bugün bir tek "Dünya Devleti" vardır: Amerika. Bir de, kendi kendine yeten, avuç açmaya muhtaç bulunmayan devletler: Almanya, Fransa, Kanada, İngiltere, Avustralya, İsveç, Norveç, v.s.
Bugünkü gibi "kritik hal"lerde ötekiler için tutulacak iki tavır vardır: Ya, öküze özenen kurbağayı oynamak; ya da "low profile" denilen, sağanak gecinceye kadar fazla göz önünde bulunmamayı öngören tutum.
Ne var ki bu ikincisi "Tuzu benden!" merakı ile taban tabana zıttır ve bizim "iktidarın başı"nın tabiatına aykırıdır.
Talihsizliğimiz burada.