Yakın tarihle oynamayınız

Yakın tarihle oynamayınız


- Turgut Özal bir cinayete kurban gitti.
- Atatürk'ün ölüm tarihini önceden bilen Mareşal Fevzi Çakmak yeni cumhurbaşkanı seçimine Türk solcularının karıştırılmaması için ölüm vaki olmadan Nazım Hikmet'i askeri mahkemede mahkum ettirdi.
- Atatürk kendisinden sonra Mareşal'in cumhurbaşkanı olmasını vasiyet etti.
Fakat bu vasiyet Çankaya'da gizli bir kasaya konularak saklandı. Vasiyet halen oradadır.
- Atatürk, İnönü'nün çocuklarını babaları öldü sandığı için vasiyetnamesine aldı.
Bu iddialar büyük manşetlerle sadece son birkaç ay içinde Türk basınının en ciddi gazetelerinde yer aldı, televizyonlarında tartışıldı.
Tarihi olaylar daima tarihin gözü önünde kalırlar. Bunda zaman aşımı da yoktur, her zaman yeni bir incelemeye alınabilirler. Yakın tarihin en büyük siyasi olaylarından Fransız Devrimi 1789'dadır. Federal Anayasası 1787'de ilan edilmiştir. Dünyayı sarsan Bolşevik İhtilali 1917'dedir. Bunların yanına bizim için önemi dolayısıyla Anadolu Devrimi'ni de ekleyebiliriz. Her biri hakkında tonlarca mürekkep akıtılmış, bitip tükenmez yorumlar yapılmıştır. Bu konular bugün dahi ciddi araştırma büyüteçlerinin altındadırlar ve onlarla ilgili yeni yeni görüşler ortaya atılmaktadır. Daha ziyade böyle araştırmaların odağı diye bilinen kurumlar tarafından... Fakat dünyanın büyük yayın organlarında bunların yer almasının - haber olarak veya çalışmalara katkı olarak - şaşırtıcı bir tarafı yoktur.
Fransız Devrimi, 200. yıldönümüne kadar 14 Temmuzlarda "Fransız Devrimi kutlanıyor" diye haber olurdu. İlk defa 1989'da, yani 200. yıldönümünde "kutlandı" değil, "anıldı" diye vurgulandı. Çünkü yapılan araştırmalar Fransız Devrimi'nin, bırakınız bütün dünya halklarını, Fransız halkının tamamının bile pek hayrına sayılmayacak taraflarının bulunduğunu gösteriyor. Nitekim o yıl bütün dünya basını gibi olay hakkında benim imzamla bu gazetede yayınlanmış yazı dizisi "200. Yıldönümünde Fransız Devrimi Yargılanıyor" başlığını taşıyordu.
Şimdi bir de son üç - beş ay içinde bizim yakın tarihimize ait yeni buluşlar diye büyük medyamızda yer almış deli saçmalarına bakınız: Bunlardan herhangi bir tanesinin iler tutar tarafı var mıdır? Zaten hemen hepsi, tarihe ışık tutmak için değil, siyasi polemiklere yeni malzeme oluştursun diye ortaya atılmışlardır.
Bunları ortaya atanların kimlikleri hiç önemli değildir. Zaten çoğu evvelden beri bilinmekteydi. Benim belirtmek istediğim şudur: Bir ülkede kendisine ciddi gözüyle bakılan bir basın, ne derece görünüş değiştirirse değiştirsin, asıl niteliğini korumalıdır. Ondan dolayıdır ki o kategorinin dışındakilere herhangi bir otosansür talebi hatırımdan geçmez. Ben "prima basın"ı kastediyorum.
Bu beklenti bizde dejenere edilmemelidir.
* * *
Atatürk'ün ölümünden itibaren çok şimşeği niçin İsmet İnönü'nün çektiği bilinmektedir. Atatürk devrimlerine temelden karşı olanlar bunun sulandırılmasının tam fırsatı çıktığı halde, İsmet Paşa'nın buna yeşil ışık yakmamasını hiç affetmemişlerdir. Bunlar zaman zaman şeriatçı, dinci, sağcı, gerici, hümanist, komünist, entel, demokrasi havarisi hatta ikinci cumhuriyetçi yaftasını taşımışlardır. Ama amaçları, hep bir olmuştur: Şu laik cumhuriyetin niteliğine bir darbe indirmek.
Bu yüzden "önemli basın", yakın tarihimizle oynamaya asla müsaade etmemeli, hele o tertiplerde rol oynamayı, onlara yer vermeyi kesinlikle reddetmelidir.
Bunda, örnekler gösteriyor ki, geç bile kalınmıştır.