Büyüyen tehlike

Haziran ayına, başta İstanbul olmak üzere birçok kentte şiddetli dolu yağışıyla girdik. Küresel iklim değişikliği nedeniyle dolu eskisine nazaran daha uzun süre, daha iri ve daha sık yağıyor. Yani dolu tehlikesi gittikçe büyüyor!

Daha çok içinde bulunduğumuz yaz mevsiminin başında ve öğleden sonraları gökyüzünden fındık ya da ceviz büyüklüğünde buz parçaları “dolu” olarak patır patır düşer. “Doluya neden dolu demişiz; yağmur boş mu yağıyor?” diye sormayın.
Teknik olarak “çapı 5-50 milimetre veya bazen daha büyük küresel veya düzensiz buz parçalarının yağışına dolu denir”. Bazen dolu yağışı, kar yağışıyla karıştırılır. Sıcak bir günde yerde erimeden belli bir süre serili kalan dolu taneleri kar yağmış havası oluşturur. Bu nedenle “Filanca yere
30 derece sıcaklıkta kar yağmış” gibi bir haberde yerdeki dolu tanelerinin fotoğrafını görebilirsiniz.
Dolu taneleri milyarlarca donmuş su ve hapsolmuş hava kabarcıklardan oluşur. Onlar bulut içindeki yukarı hava hareketlerinin taşıyamayacağı kadar
ağır olana kadar büyür. Yani insan ve hayvanlara, seralara, ağaçlara ve tarlalara dolunun yapacağı hasar onu havada tutan hava akımının gücüne bağlıdır.

Rekor ağırlığı 770 gram, çapı ise 16 santim olan doluda
Bir golf büyüklüğündeki dolu tanesi, 10 milyar aşırı soğumuş sıvı su damlacığının embriyo etrafında bir araya toplanmasıyla oluşur. Bunun için de bu büyüklükteki bir dolu tanesini yerçekimine yenik düşmeden 5 ila 10 dakika bulut içinde tutabilecek saatte 88 kilometrelik bir hızla yukarıya doğru esen bir hava akımına ihtiyaç vardır.
Eğer erimemiş bir dolu tanesi bulup onu soğan gibi ikiye ayırırsanız, içindeki halkaların sayısından bulut içinde kaç kere bir aşağı bir yukarı dolaşmış olduğunu anlayabilirsiniz. Kayıtlara geçmiş en büyük dolu tanesi Amerika’nın Coffeyville şehrinde 22 Haziran
2003’te 770 gram olarak tartılmış ve çapı 16 santim olarak ölçülmüştür.
Dolu en çok bitkilere zarar verir.
Bu nedenle bazı ülkelerde “beyaz çekirge salgını” olarak da adlandırılır. Ayrıca binalar (çatılar, oluklar, pencerelerde), uçaklar ve otomobillerde dolu tanelerinin yaptığı darbe hasarı da dikkate alınmalıdır.
Dolu bitkilerin gelişme ve büyüme evresinde meydana geldiğinde genç sürgün ve filizleri kırar, çiçek yaprak ve meyvelerini kopartır. Ağaçların bir-iki yıllık sürgünlerini de kırdığı için gelecek yılların verimini de azaltır. Ayıca eğimli ve üzerinde bitki örtüsü bulunmayan sürülmüş arazide sellere de sebep olur ve erozyonu artırır.

Dolu yağışı büyük ekonomik kayıplara yol açıyor
Olaya iyi tarafından bakınca dolunun ağaçların kuru ve hastalıklı dallarını kırarak doğada temizlik yaptığını, kuşlara ve diğer hayvanlara uyumak için uygun alanlar oluşturduğunu görebiliriz.
İstanbul gibi şehirlerde yağmurla birlikte kısa süreli yağan dolu her zaman sadece heyecan yaratır. Yağmur trafikte her zaman aksamalara neden olurken, şiddetli dolu yağışı hem trafikteki sürücüleri hem de sokaktaki vatandaşları korkutur.
Açıkta yani tarlada bulunan domates, çilek, fasulye gibi meyve ve sebzeler içinse sığınabilecek yer yoktur; telef olurlar. Böyle anlarda çiftçi evinden bile çıkamaz, çıksa bile açık alanda bulunan ürünleri için yapacak bir şey yoktur. Küresel iklim değişikliği nedeniyle dolu eskisine nazaran daha uzun süre, daha iri ve daha sık yağıyor. Yani bu tehlike gittikçe büyüyor!
Dolu yağışları, Türkiye’de tarımsal faaliyetlerin en yoğun olduğu mart-temmuz aylarında, ağaçların çiçeklenip meyve verdiği dönemde görülür. Adana, Kahramanmaraş, Aydın, Balıkesir, Manisa, İzmir, Çorum, Tokat, Sivas, Erzurum, Tunceli ve Antalya civarında üç yılda ortalama iki dolu afeti; Mersin, Isparta, Muğla ve Ankara civarında ise yılda ortalama bir dolu afeti gözleniyor. Özetle, dolu ülkemizde tarımsal hasarın artmasına, dolayısıyla büyük ekonomik kayıplara yol açıyor.
Özellikle sıcak aylarda dolu tahmini, erken uyarısı ve afet sigortası dahil olmak üzere doludan korunma ve dolu önleme çalışmalarına daha çok önem vermeliyiz.