Suudi Arabistan’dan tweet var

Geçenlerde Suudi Arabistan’ın sosyoekonomik açıdan nasıl zor durumda olduğunu yazmıştım. Kraliyet ailesi batıya meydan okuyarak Mısır’daki darbe yönetimine maddi destek sözü vermişti ama ülke halkı yüksek işsizlik, gelir dağılımı bozukluğu, sağlık-eğitim-altyapı hizmetlerinin yokluğu yüzünden kendi yöneticilerinin kapısında dilenciye dönmüş demiştim. Bu konuda yeni gelişmeler oldu, fikri takip için nakledeyim: Ülkede, “maaşımla geçinemiyorum” hashtag’iyle bir twitter kampanyası başlatıldı. Bu hashtag’le 17 milyon tweet yazıldı ve dünya çapında trending topic oldu. Kampanyayı Mısır’a yardım vaadinin tetiklediği belirtiliyor. Atılan tweet’lere dilencileri, gecekonduları, ülkedeki sefaleti gösteren fotoğraflar da eklenmiş. Suudi Arabistan nüfusu aslında, dünyanın en kapalı toplumlarından biri. Sadece siyaset sınıfı değil, halk da çeşitli sebeplerle fazla içe dönük ve kendi hakkında bilgi paylaşmayı hiç sevmiyor. Halkın, yaşadığı sefaleti duyurmak için bir anda seferber olması, ülke nüfusu kadar tweet’in bir haftada atılması bir şey anlatıyor. Özetle “Suudiler ve yoksulluk” bir zamanlar yan yana gelmeyecek iki kelime gibi duruyordu ama o kelimeler birbirlerine giderek daha fazla yaklaşıyorlar.

254 oldu

İnsan Hakları Derneği ağustos ayı ortasında bir Google haritasını işleyerek önemli ve uğursuz bir veri tabanı oluşturdu. (Merak eden İHD web sitesinde bakabilir.) Türkiye haritasının Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine saplanmış 253 ayrı iğnenin ucunda 4248 kişinin gömülü olduğu toplu mezarlar var. Mezar sayısı dün itibarıyla 254 oldu. Siverek’te bulunan, 30 kişiye ait kemiklerin 90’lı yıllarda kaçırılıp öldürülmüş kişilere ait olduğu sanılıyor. Bu kişilerle birlikte öldürülüp toplu mezarlara gömülmüş kişilerin sayısı da 4278’e yükseldi. Adam kaçırılıp öldürülmesini, yol kenarına atılmasını, toplu mezarlara gömülmesini teşvik ettiği ve bu “dönemsel milli politikayı” uyguladığı için yargılanıp mahkum edilen siyasetçi, vali, emniyet müdürü, komutan sayısı ise bugün itibarıyla sıfır. Yarın da sıfır olmaya devam edecek.

Koliyle geçir bakmazlar

Suriye hükümetinin muhtemel füzeli roketli saldırılarına karşı “her tür önlemin alındığı” sınırımızın kevgirden bile delikli olduğunu gazeteciler anlatmaktan helak oldu. Gümrükte patlatılan araçlar, nehir üzerinde salda yakalanan patlayıcılar, atlarla sınıra dayanan binlerce kaçakçı, kaçak mazota dayanan milyarlık ekonomi derken dün Tolga Şardan’ın haberleştirdiği valilik raporu, her şeyin özetiydi: Aşırı yüklenme nedeniyle sınır kapımızdan geçişler denetlenemiyor. Koli, çanta ve diğer malzemelere bakılamıyor; PKK’lılar, El Muhaberatçılar, kaçakçılar sınırdan geçip gidiyor. Raporun karşılığında ertesi gün yayınlanan fotoğraflar içimize su serpti: Bölgede sınırdan geçen araçları dezenfekte eden teşkilat kurulmuş, araçlar köpük köpük yıkanıp kimyasal artıklarından arındırılıyormuş. Yani bize diyorlar ki, dileyenin çantaya atıp sınırdan geçirmekte zorlanmayacağı silahların serpintileri ülkeye sokulmuyor. Şimdi herkes huzur içinde evlerine dağılabilir.

Femen’e uzaktan bakmak

Femen grubu hakkında bir belgesel yapıldı. Film Venedik film festivalinde epey ses getirdi. Filmin ne kadar ilginç olduğunu henüz bilmiyoruz ama grup üyelerinin filmin tanıtımı için kırmızı halıda yaptığı Femen klasiği propaganda, herkesin yüzünde güller açtırdı. Femen de, yapımcı da, gazeteciler de durumdan ziyadesiyle memnun. Dünkü gazetede Femen’in iki üyesinin “Türkiye’de fahişe gibi gösteriliyoruz” demeci vardı. Haksız değiller ama yine de ne kadar şanslı bir grup kadın olduklarının farkındadırlar umarım. Zira kırmızı cep telefonu sahibi olduğu, jean giydiği, çalıştığı, camdan baktığı, alışverişe gittiği, bir erkeğe selam verdiği için vurularak, bıçaklanarak, yakılarak, taşla ezilerek, arabayla üzerinden geçilerek öldürülen eşlerin, kız çocuklarının, ablaların, eski eşlerin, nişanlıların, annelerin, komşu kızlarının memleketi burası. Memelerini açarak eylem yapan kadınların damgalanma şikayetleri, bizim için muasır medeniyet hayallerini bile aşan, absürt bir fantezi. Gazete sayfalarında erkek kontenjanından sonsuza kadar yerini bulacak, ayrı.