Sağlıkta yeni soygun formülü

İzmirli ekonomist Ayten Karadağ iki hafta önce önemli bir konuya dikkat çekmişti:
Sağlık Uygulama Tebliği’nde yapılan değişiklikle, vatandaşlar, aile hekiminin yazdığı reçete için devlete 3 lira ödeyecek. Bu para, 35 milyar lirayı bulan sağlık harcamalarını azaltmayacağı gibi vatandaşa da külfet getirecek. Bu hatadan dönmek gerek.
Kimseden ses çıkmadı.
Bu açıklamadan bir hafta sonra, Atatürkçü Düşünce Derneği Konak Şubesi, hepimizi yakından ilgilendiren bir konuya dikkat çekmek için eylem yaptı.
Eylem, Milliyet Ege’de “Paralı reçete, tansiyon yükseltti” başlıklı haberle duyuruldu.
Atatürkçü gençler, Aile hekimlerinin yapacağı muayene sonunda yazacakları reçete karşılığı vatandaşın 3 lira ödemek zorunda kalacağını, bu konuda herkesin bilinçlenmesi, bu konuda mücadele verilmesi gerektiğini haykırdılar.
Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi 4. sınıf öğrencileri, bu eyleme destek verenlerin tansiyonunu ölçerek bir nevi promosyon sundular.
Öğrenciler bir yandan tansiyon ölçtüler, diğer yandan devletin atmaya hazırlandığı “Aile boyu kazık” ile ilgili bilgi aktardılar.
“Ne olmuş yani! Devlete üç lira ödemişiz, çok mu? Eskiden ilaç yazdırmak için hastanelere giderdik, saatlerce kuyrukta beklerdik. Şimdi şıp diye yazılıyor reçetemiz” diyenler de vardı, eyleme destek verip “Yuh yani! Bu kadarı da fazla!” diyen de...
Elektriğe, doğalgaza, sigaraya, içkiye, ÖTV’ye gelen zamları hatırlayalım.
Bize göre zam, komedyen Levent Kırca’ya göre zamcık, Ali Babacan’a göre güncelleme...
Şimdi de sağlık hizmeti tarifesinde güncelleme olacak.
Adı ne olursa olsun, biz her tarifeye uyarız!
Uymasa da uydururlar elbette.
Aile hekimliğinden aldığımız sağlık hizmeti de paralı olsa ne fark eder ki!
* * *
“Üç liradan ne çıkar” deyip işin içinden çıkmamalıyız.
Bugünkü uygulama nasıl, önce ona bakalım.
Aile hekimine gidip muayene oluyoruz, reçetimizi yazdırıyoruz, herhangi bir ücret ödemiyoruz.
Üniversite veya devlet hastanesinde muayene olan emekliyse, 8 lira ödüyor devlet babaya...
5 lira maaşından kesiliyor, 3 lira da eczaneye takdim ediyor.
Çalışan hasta da 8 lira ödüyor. Tek farkı, paranın tamamını eczaneye ödemesi...
Tıp merkezlerinde muayene olup reçete yazdıran çalışan hastadan 15 lira kesiliyor.
Bu paranın 12 lirası tıp merkezine, 3 lirası eczaneye ödeniyor.
Hasta emekliyse, 12 lirayı maaşından, 3 lirayı da eczaneye nakit ödüyor.
* * *
Peki ocak ayından itibaren neler olacak?
Büyük soygun başlıyor.
Bir kere aile hekimlerinin reçeteleri için 3 lira ödeyeceğiz.
Maaştan kesilen, eczaneye verilen katkı paylarını ödemeye aynen devam edeceğiz.
Diyelim ki ister aile hekimi, ister üniversite, ister devlet hastanesinde doktora gittiniz.
Doktor, reçetenize üç kalem ilaç yazdı.
Birinci ilaçtan üç kutu...
İkinci ilaçtan bir kutu...
Üçüncü ilaçtan iki kutu...
Etti mi 6 kutu?
Katkı payı adı altında yapacağınız tüm ödemelerin üstüne, 6 kutu ilaç için 6 lira ekstra ödeme yapmak zorundasınız.
15 kutu ise 15 lira...
Tabii ki o ilaçlar için ödemeniz gereken yüzdeler yüzde 10 veya yüzde 20’lik katkılar hariç...
Durun, daha bitmedi.
Çok kötü hastasınız. Bir hekime gittiniz, ilaçlarını kullandınız, akşam oldu, geberiyorsunuz!
Hanım, çocuklar sizi aynı gün, ikinci kez doktora götürdü.
O zaman, yani ikincisinde devlete iki kat fazla ödeme yapmak zorundasınız.
* * *
Nasıl soygun formülü ama...
Ayrıntıları bir kenara bırakalım, 3 liralık katkıya dönelim.
Aile hekiminin vereceği sağlık hizmeti için 3 lira, fakir fukara, emekli, memur için zam elbette.
Tuzu kuru olanlara göre “zamcık.”
Bakan Bey’e göre ise “güncelleme.”