‘Vicdanlı kapitalizme dönülmeli bunu devletler değil iş dünyası yapacak’

PepsiCo Dünya Başkanı Indra Nooyi her geçen gün büyüyen ve dünyaya yayılan kapitalizm karşıtı gösterilere atıfta bulunarak “vicdanlı yeni bir sürecin gerekliliğinden” bahsetti


‘Vicdanlı kapitalizme dönülmeli bunu devletler değil iş dünyası yapacak’

Pepsi Türkiye çalışanları dünya başkanlarını Türkiye geleneklerine göre İzmitli bir ailenin evinde ağırladı. Nooyi (sol başta) burada “ev yapımı ıspanaklı börek” yedi, çay içti. Masada Pepsi yoktu.


Cumartesi akşamüstü saatleri. Editör arkadaşlarımızla ekonomi sayfasının son şeklini konuşuyoruz. Doğal olarak manşetimiz tüm dünyaya yayılan kapitalizm karşıtı gösteriler. Wall Street’te başlayan önceki gün dünyanın 82 ülkesine yayılan hareket. Ne garip bir tesadüf ki bu eylemlerle ilgili haberleri sayfaya yerleştirip ardından “kapitalizmin en önemli markalarından birinin PepsiCo’nun dünya başkanı ile buluşmaya” gidiyorum. Karşımda son derece sıcakkanlı bir kadın var. Hararetle elimi sıkıyor. Masaya oturur oturmaz annesinden bahsediyor. Eve uğradığında annesi ona “ne yapayım PepsiCo’nun başkanıysan bu evde sadece benim kızımsın” diyormuş.
Tabii bu kadar basit değil. Indra Nooyi 60 ülkede faaliyet gösteren dünyanın en büyük ikinci yiyecek içecek şirketinin başındaki isim. Yönettiği şirketin yıllık 60 milyar dolarlık bir geliri var. Saygın ekonomi dergisi Fortune’a göre de “dünyanın en güçlü kadınlarından biri”.
Gidiş nereye, yoksa sona mı?
Meslektaşlarımla karşısına geçtiğimizde ilk soruyu ben soruyorum: “Sizinle buluştuğumuz şu saatlerde dünyanın dört bir yanında kapitalizm karşıtı gösteriler yapılıyor. Sizce kapitalizm nereye gidiyor, sona mı?”
Nooyi yanıtlıyor:
“Kapitalizm aslında iyi bir şey. İnsanlardaki yeteneklerin, vasıfların ortaya çıkmasını sağlayan bir araç. Öte yandan kapitalizmin vicdanlı olması lazım. Vicdanını kaybeden kapitalizm beraberinde felaket getirir. Wall Street’de bugün protesto edilen kapitalizm değil. Vicdanını kaybetmiş kapitalizm. Kapitalizmin içinde bulunduğu durumu, işini kaybetmiş insanların durumunu ortaya koyan protestolar.”

Uzun vadeli adımlar önemli
Bir diğer soru. “Kapitalizm nasıl vicdanını kaybetmeyecek?”
Aslında Nooyi de tam emin değil:
“Bilmiyorum. İnsanlarla ilgili bir şey. Yapanlar da şekillendirenler de insanlar. O yüzden şirketlerin başında olan liderlerin iş dünyası liderlerinin vicdanı olan kapitalizme geri dönmesi gerekiyor. Çünkü bunu onların dışında kimse yapamaz. Devletler, hükümetler bunu yapmaya çalıştılar. Çeşitli düzenlemelerle bu yapılmaya çalışıldı. Bu başarılı olmuyor. Önemli olan bu şirketlerin başındaki insanların vicdanlı kapitalizme geri dönmeleri.
İnsanın sürekli kendine sorması gereken şey nereye gidiyorum. Varmak istediğim nihai nokta nedir. Ve ona göre uzun vadede atılacak adımların planlaması gerekiyor. Kısa vadede düşünür telaşla adım atarsak gerçek varmak istediğimiz noktayı unuturuz. Vicdanlı bir kapitalizm uygulanacaksa uzun vadede atılacak adımlar düşünülmeli.”
Burada kısa bir not girmeliyim. “Vicdanlı kapitalizm” ile ilgili ilk tarifi Whole Foods’un Başkanı John Mackey yaptı. Mackey’in bu tarifi yaptığı konuşmayı Google’da ararsanız rahatlıkla izleyebilirsiniz. Bugün bu tarif aralarında Nooyi’nin de bulunduğu dünyanın pek çok önemli ismi tarafından kullanılıyor. Nooyi bu isme ve o konuşmaya bizimleyken de sık sık atıf yaptı.


Kapitalizme vicdanını kaybettiren bankacılık mı?

Indra Nooyi’nin yöneltilen en ilginç sorulardan biri de finans sektörüyle ilgili idi. Kapitalizmi vicdansız yapan bankacılık sektörü mü? Nooyi böyle düşünmüyor:
“Sadece onlar değil. Başka şirketler de oldu. Enron gibi... Her dönemde farklı segmentlerde kapitalizm sorun yaşadı. Her şey bireysel olarak liderlerde onların sorunlara bakışında kilitleniyor. Bazı şeyler bazen daha göze batar hale gelir.”
Nooyi’nin kastettiği göze batış özellikle finansal krizin de tetikleyicilerinden olan türev ürünlerle ilgili yaşananlar. Peki bunlara karşı mı?

Fayda gözeten performans
“Doğrudan türev ürünlere karşı değilim. Bir takım egzotik yatırım araçları üretip, bunları anlamadan üstünüzdeki riski bir başkasına aktarıp bu riski yaymak. Vicdanı olmayan şey bu. Ama bazı emtialarda hedge aktiviteleri yapıyorsunuz. Bunu akıllıca görürüm. Yatırım ürünleri konusunda insanlar dürüst davranıyorlarsa sorun yok. Çok riskli bir araç türetildiğinde ‘yüksek kazanç gelir ama riski büyüktür’ diye açıklanıyorsa bunda sorun yok. Ama hiç risk yok alın derseniz bu vicdansızlık.”
Ya PepsiCo’nun durumu... Kapitalizm karşıtı gösterilen marka için risk mi? Nooyi vicdanlı kapitalizmi temsil ettiklerini söylüyor. Şirket mottolarının “fayda gözeten performans” olduğunu anlatıyor. Performansı sadece mali rakamlarla açıklamadıklarını içinde bulundukları çevreye, topluma da özen gösterdiklerini söylüyor.

‘Şirketlerin yüzde 30-40’ı vicdanlı davranmıyor’

PepsiCo Başkanı Indra Nooyi’ye “Tarihte hangi dönemde vicdanlı kapitalizm uygulandı ki örnek verir misiniz?” sorusunu yöneltiyoruz.
“Bunun belli bir süresi yok. Her dönemde bir takım şirketler bunu uygularken bazıları dışında kaldı. Kuruluşların yüzde 60 - 70’i vicdanlı davranıyor. Ama yüzde 30 - 40 ı vicdansız davrandığında bu ortamı bozmaya yetti. Bunu düzeltecek yine bireylerdir, yönetim kurullarıdır. Önemli olan bireylerin dürüst şekilde etik davranmaları, vicdanı önce bireysel ölçekte uygulamalarıdır.”

‘Şirketlerin yüzde 30-40’ı vicdanlı davranmıyor’

PepsiCo Başkanı Indra Nooyi’ye “Tarihte hangi dönemde vicdanlı kapitalizm uygulandı ki örnek verir misiniz?” sorusunu yöneltiyoruz.
“Bunun belli bir süresi yok. Her dönemde bir takım şirketler bunu uygularken bazıları dışında kaldı. Kuruluşların yüzde 60 - 70’i vicdanlı davranıyor. Ama yüzde 30 - 40 ı vicdansız davrandığında bu ortamı bozmaya yetti. Bunu düzeltecek yine bireylerdir, yönetim kurullarıdır. Önemli olan bireylerin dürüst şekilde etik davranmaları, vicdanı önce bireysel ölçekte uygulamalarıdır.”

Krizi ‘Orwell’le anlamaya çalışıyor

PepsiCo’nun Dünya Başkanı İndra Nooyi ile kapitalizm ve mevcut ekonomik kriz üzerine konuşurken bir kitabı örnek verdi. Kitap George Orwell’ın “Road to Wigan Pier” ı idi. Yıllar önce okuduğum bu kitabın Türkçesi İthaki Yayınları’ndan Wigan İskelesi Yolu adı ile yayınlandı. Orwell kitabında İngiltere’nin 20. yüzyılın başlarında içinde bulunduğu ekonomik krizi çok çarpıcı bir şekilde ele alır.
Kitabın bir bölümünde “yakınları, evlatları tarafından terk edilen hasta yaşlılar, dişleri kalsiyum yokluğundan dökülen çocuklar, evlerdeki fakirlik, sefalet, kötü koku, işsizlik” en ağır şekilde tasvir edilir. Orwell bu notları İngiltere’nin kuzeyindeki bölgelerdeki seyahatleriyle, özellikle maden işçilerinin hayatlarını gözlemleyerek oluşturur. Kitabın ikinci bölümü ise daha teoriktir. Orwell burada politik görüşlerini, ilk bölümden oldukça kopuk bir şekilde anlatır. Şüphesiz bu bu kitap Orwell’in en tanınan eseri “1984”ün yanında çok öne” çıkmadı. Ama etkisi, referansları hayli güçlüdür.



‘Vicdanlı kapitalizme dönülmeli bunu devletler değil iş dünyası yapacak’
Murat Sabuncu, PepsiCo Başkanı Indra Nooyi ile Türkiye’de düzenlenen buluşmaya katıldı.

‘Gelişen Asya ülkelerinin başlangıç noktası Türkiye’

PepsiCo Dünya Başkanı Indra Nooyi ile konuşurken dünya ekonomisinin geleceğiyle ilgili tahminlerini de dinledik. Örneğin “dünyanın durgunluğa gireceğini” düşünüyor mu?
“Keşke bu sorunuzun cevabını bilsem. Durgunluğa girilecek mi? Bir yavaşlama dönemine girdiğimiz kesin. Bir yavaşlama mı yoksa ˜ durgunluğa girip hızla buradan çıkmak mı daha iyi bunu söylemek zor. Sürekli yavaş büyüyen ekonomide, GSYH’nin binde beş oranında büyüdüğü ekonomide çalışmak zor. Japonya’ya bakalım. Uzun süredir çok yavaş ekonomileri. Böylesi bir ekonomide çalışmak daha zor. Bakalım Avrupa’daki kriz nasıl çözülecek diye bekliyor ekonomistler. Hala ne olacağı tam olarak söylenemiyor. Tahminler sürekli değişiyor.

Toparlanma Doğu’dan olacak
Ancak kesin bir nokta var. Bir toparlanma olacaksa yavaşlamadan çıkış olacaksa bunun kaynağı Batı dünyası olmayacak. Batı dünyasının dışından olacak bu çıkış.
Nooyi’nin altını çizdiği nokta önemli. Artık dünyada daha çok ekonomist, büyük şirket yöneticisi Doğu’nun Batı’ya göre daha hızlı “geliştiğini” söylüyor. İyi de “gelişen Doğu ya da Asya nereden başlıyor?”:
“Gelişmekte olan ekonomiler hızlı bir büyüme gösteriyor. ABD’nin Batı’nın büyüme hızına göre Çin’de ve Hindistan’daki büyüme hızının ne olduğu ortada. Öngörülebilir yakın gelecekte buraların büyüme hızı daha büyük olacak. Çünkü buralar sanayileşen bölgeler nüfusları fazla. Asya içi ticarette de büyük artış var. Beş yıl önce yüzde 25 olan Asya içi ticaret şimdi yüzde 40’larda.
Biz PepsiCo olarak gelişmekte olan ekonomilere özellikle Asya y ciddi agresif yatırım yapıyoruz. Beş yıl önce sorsanız bunu böyle söylemezdim ama bence gelişmekte olan Asya ekonomilerinin başlangıç noktası Türkiye’dir.
Geçmişte nasıl bakardık söyleyeyim. Güney Asya’dan başlar; oradan Doğu’ya doğru götürürdük. Uzakdoğu gibi düşünürdük. Şimdi Türkiye’den başlıyor Ortadoğu’yla devam ediyor sonra diğer Asya ülkelerine uzanıyor. Türkiye’nin çok önemli bir rolü var. Sanayileşmiş toplum. Avrupa değerlerine uyum sağlamış ama aynı zamanda geleneksel aile değerlerini de yitirmemiş.”

‘2015’e kadar Avrupa’nın 3. büyük pazarı olacaksınız’

* 200 ülkede faaliyet gösteren PepsiCo, dünyanın en büyük ikinci yiyecek-içecek şirketi. *
60 milyar doları aşan yıllık gelire sahip.
* PepsiCo her biri yıllık 1 milyar dolar satış hacmi bulunan 19 markası var.
* Net gelirleri bakımından yiyecek ve içecek bölümlerimi eşit ağırlığa sahip.
* Coğrafi olarak yüzde 60’ı Kuzey Amerika’da, geri kalan yüzde 40’ı da uluslararası operasyonlara ait.
* Türkiye, 13 milyar dolarlık Avrupa pazarı içindeki en büyük pazarlardan biri ve Güneydoğu Avrupa Bölgesi’nin de merkezi konumunda. Türkiye’ye bağlı 16 ülke, 7.600 çalışan ve 17 fabrika var.
* PepsiCo’nun analiz ve tahminlerine göre Türkiye dünyanın en yüksek GDP büyüme oranlarından birine sahip olacak. 2011 - 2015 arasında yılda yaklaşık yüzde 5 büyümeyle Avrupa’nın en büyük 3. pazarı olacak.
* Yüzde 50’si 30 yaşın altında 75 milyonluk bir nüfus umut veriyor.
* Satın alma gücü hızla artan, büyüyen bir orta sınıf hemen her şirket için cazibeli geliyor.
* Yine Pepsico’nun bir tespiti: Türkiye’nin 2008-2009 krizine, bütün diğer ülkelerden daha iyi dayanan güçlü bir mali sistemi var.


‘Ümran Beba zor bölgede iyi çalışıyor’

Dünyanın krizi, yavaşlamayı hatta durgunluğu konuştuğu şu günlerde PepsiCo’nun mali durumu nasıl? Indra Nooyi “sorunumuz yok” diyor. Şöyle açıklıyor:
“Batı dünyasında yiyecek içecek masrafları bir hanenin bütçesinin yüzde 10- 12’si tutar. Evlerin vazgeçilmezi içindeki gıda gibi bir kategoride çalışan bizim gibi şirketler bu süreçten daha rahat geçer. Böyle değişmeyen yüzde varken bütçede kolay kolay özveride bulunulamayacak bir kategoride olduğu için bizim gibi şirketler durgunluk ve yavaşlama döneminde büyümeye devam ederler. Emtia fiyatlarında bir enflasyon yaşandığında bu bizim için daha zor olabilir. Ama biz şu anda planlarımızı Batı dünyasındaki artı eksi yüzde 1 ya da 2’lik büyüme beklentilerine göre yapıyoruz.
Şunu da unutmamak gerekir. Sıkıntılı dönemlerde bazen bir Pepsi içmek ya da Doritos yemek insanların neşesini yerine getirir. Bir fincan kahve içmek de öyle. Bunlar hayatın pahalı olmayan zevkleridir ve insanları neşelendirir.”
Son soru Türkiye’den iki isimle ilgili. Biri en büyük rakibi Coca Cola’nın Dünya Başkanı Muhtar Kent hakkındaki görüşü. “Sevdiğim dostum” diye anıyor. Hepsi bu.
Diğeri PepsiCo’nun Uzakdoğu operasyonlarının emanet edildiği üst şirketin üst düzey ismi Ümran Beba’yı nasıl değerlendirdiği: Zor bir bölgede çok başarılı bir performans sergiliyor.