Kurtuluşu ararken ayağına dolandı

14 Ağustos 2019

Medipol Başakşehir’in Şampiyonlar Ligi’ne gidebilmesi için kazanma zorunluluğu vardı ancak gol yememek, amaca giden yolda önemli olduğu için ister istemez kontrollü oyun daha ağır bastı.
Maçın hemen başlarında her ne kadar Guilherme’nin direkten dönen şutu korkutsa da, şu bir gerçek ki, ilk 45’te turuncu-lacivertliler gole daha yakındı. Crivelli’nin topuk pasıyla yakaladığı fırsat neyse de, Robinho’nun kaçırdığının izahı mümkün değildi.
Zaten ilk yarı boyunca altışar şutu bulunan iki ekipten Başakşehir’in üç isabetinin olup, Olympiakos’un hepsini ıska geçmesi, ekibimizi üstün gösterse de, locada oturan teknik direktör Okan Buruk, takımındaki eksikleri çok iyi bir şekilde görmüştür şüphesiz...
Evet, Edin Visca vazgeçilmez... Evet, o topla buluştuğu anda hep tehlikeli... Ancak rakip bunun bilincinde değil mi? Sol kanadın yeteri şekilde kullanılamaması, hücum zenginliğinin, daha doğrusu skor yoksulluğunun etkenlerinden biriydi.
Caiçara ile Clichy’nin etkin rol üstlenememesi de Başakşehir açısından geçen sezona göre eksik yanıydı. Savunma dörtlüsünün ilk kez bir arada oynaması da ayrı bir handikap olarak görülebilir. Fakat ilk resmi maçına çıkan Ponck ile Viera çok da sırıtmadı. Fakat Viera’nın yaptırdığı penaltıyı nereye koyarız bilemiyorum.
İkinci yarının başlaması, aslında sonun başlangıcı gibi oldu. Başakşehir’i fare kapanına sokan Yunan takımı, Semedo ile aradığını buldu. Zaten Robinho-Arda değişikliğiyle yeni devreye başlayan teknik heyet, golün gelmesiyle yine kritik bir hamle yaparak Demba Ba’yı içeri aldı.
Başakşehir kurtuluş kapısını açmak için uğraşırken, esaret zincirini boynuna doladı ve idam fermanını imzaladı. Futbolun temel prensipleri arasında bulunan pres, ev sahibinin iyi kullandığı bir silah, Başakşehir’in unuttuğu bir gerçekti. Olympiakos’tan Jose Sa’nın kurtarışları da futbolun güzellikleri arasındaydı.

Yazının devamı...

Hiç gerek yok!

4 Mart 2019

Medipol Başakşehir’in Fırat Aydınus tarafından korunmasına gerek yok ki... Turuncu-lacivertliler, kendi göbeğini kendi kesen, kesemediğinde de rakibini takdir eden bir takım zaten...
Evkur Yeni Malatya karşısındaki penaltıyı gördükten sonra demezler mi, “Başakşehir kollanıyor” diye... Söylemezler mi “Böyle penaltı mı olur?” diye...
Evet Başakşehir’in futbolunda düşüş var. Ama bu son derece olağan... Akıcı değil akılcı oynuyor. Ligin boyu kısaldıkça, son düzlüğe önde giren lider, yakalanmamak için elinden geleni yapar; oyuna değil sonuca bakar. Kimse de Başakşehir’i ayıplamasın. Bu saatten sonra da cengaverlik beklemesin. Tarih yazmanın kıyısında gezen bir takım macera arar mı?
Karşısında üçlü savunma dizilişinde gibi görünüp, kenar bekleriyle beş kişiyle duvar ören bir takımı geçebilmek gerçekten zordu. Başakşehir yine “ya sabır” diyerek işe koyuldu, rakibin hata yapmasını bekledi.
Ancak ilk hata yapan Aydınus oldu. Penaltı öncesinde ve sonrasındaki kararlarında pek tartışma yoktu ancak olan 44’te oldu. Bülent-Arda mücadelesini penaltı olarak değerlendirmek, faul değil ama ancak fena hareketlere sokulabilirdi.
Üstelik Emre’yle pozisyonları tartışması yok mu? Düdüğüyle konuşması gereken Fırat Aydınus pozisyonları anlatarak “hakem semineri”nde ders verdi!
İkinci yarı Barış’ın girmesiyle görülen sağ kanattaki hareketlilik Malatya’ya renk getirdi ama gol getirmedi. Ev sahibinin gol bulma iştahını kullanan ve hevesini kursağında bırakan ise yine Edin Visca oldu. Eğer Başakşehir bir tarih yazıyorsa bunun vakanüvisi Visca’dır.

Yazının devamı...

Terim'le sözleşme nasıl yapıldı?

21 Aralık 2018

Tarih 16 Ekim 2018... Akşam saatlerinde, 19.57'de Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) bir bildiri düşer.

"Kulübümüze ve Türk futboluna tarihi başarılar kazandırmış olan kıymetli teknik direktörümüz Sayın Fatih Terim ile 2018-2019 sezonunu takip eden iki sezon ve 3 yıl uzatma opsiyonlu olmak üzere yeni bir sözleşme imzalanmıştır. Şirket Yönetim Kurulu Başkan ve üyelerinin katıldığı ve Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena Stadı'nda gerçekleşen görüşmeler neticesinde teknik direktörümüz Sayın Fatih Terim, meblağ hanesi boş mukaveleye imza atmış olup, 85 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı (Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar) ile yapılan değişikliğe istinaden meblağ bilahare Türk Lirası olarak belirlenecektir" ifadesi kullanılır.

Bir sözleşmenin bedeli yazılmadan geçerli olup olmadığını, halka açık bir şirketten yapılan bu açıklamanın nasıl yorumlanması gerektiği, ekonomi sütunlarının işi...
Ancak "Spor hukuku" yönünden bakıldığında, Fatih Terim'in "yaptığı varsayılan" sözleşmenin TFF'ye ibraz edilmesi gerekiyor. "Teknik Adamların Statüsü ve Çalışma Esasları"nı belirleyen talimata göre sözleşmeler, imzalandıkları tarihi takip eden 7 gün içerisinde ilgili kulüp tarafından TFF'ye tescil işlemi için sunulması zorunlu...
Evet, Terim'in devam eden, tescilli bir sözleşmesi var. Evet, Galatasaray ile Terim etle tırnak gibi... Ancak olası bir ihtilaf durumunda büyük sıkıntı oluşur.

Yeni sözleşmenin ne şekilde olduğu, Türk lirası cinsinden yapılan anlaşmanın ne şekilde gerçekleşeceğini kamuoyunun, en azından şirket ortaklarının bilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Yazının devamı...