Soyer’le yaşanacak yenilikler

2 Mart 2019

Millet İttifakı’nın CHP’li adayı Tunç Soyer, ‘Birinci Cemre’ adını verdiği toplantıyla projelerinin ilk bölümünü açıkladı. Tepekule Kongre Merkezi’nde yapılan toplantıya ilgi yoğundu. Toplantının işaret diline de çevrilmesi dikkat çekti. Sadece fotoğraflardan oluşan film gösterisi ise, bu konudaki beklentileri karşılamaktan uzaktı. Ama filmi bizzat Soyer’in kendisinin seslendirmesi, bu eksikliği giderdi.

Soyer, projelerini iki ana hedef üzerinde kurguladığını açıkladı. Bunlardan biri İzmir’de refahın eşitlenmesi, diğeri ise kentin kökleriyle bağlarını güçlendirmesiydi.

***

‘Birinci Cemre’ buluşmasında 11 ana başlık altında toplam 102 proje açıklandı.

Bu ana başlıklar şöyle: Sosyal Projeler, Demokrasi, Kentin Planlanması ve Yenilenmesi, Sürdürülebilir Ulaşım, Doğa, Altyapı, Enerji, Çocuk ve Gençlik, Spor, Kültür-Sanat ve Dünya Kenti İzmir.

Soyer’in satır aralarında vurgu yaptığı konular, başkanlığında yaşanacak yeni dönemin önemli şifrelerini, özünü şu şekilde ortaya koydu: “Kentin arka sıralarından başlayarak İzmir’de yaşam standartlarını yükselteceğiz. Kimse İzmir’i tek tipleştiremez. Kentte yaşayan herkesin fikrini dikkate alacağız. İzmir’i kimse dünyadan koparamaz. Yaşamayacağımız yılların kararını çocuklara sormadan almayacağız.”

***

Açıklanan 102 projede önemli yenilikler var. Sosyal Projeler başlığı altında ‘Halk Taşıt’ uygulamasıyla İzmirliler, 06-0-7.15 ve 19.00-21.00 saatleri arasında ulaşımdan yüzde 50 indirimli olarak yararlanacak.

Yazının devamı...

Depremin korkusu

23 Şubat 2019

Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde meydana gelen 5.2 büyüklüğündeki deprem, İzmir dahil pek çok kentte korkuya neden oldu. Söz konusu depremi ve etkilerini Jeofizik Mühendisleri Odası Başkanı Sinancan Öziçer’e sordum.
Öziçer, şu önemli açıklamaları yaptı:
“Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühen-disliği Bölümü Sismoloji Labora-tuvarı’nda yapılan bilimsel çalışmada, artçı sismisite dağılımı analiz edilmiş ve depremin, sadece sismolojik bulgulardan anlaşı-labilecek şekilde Ayvacık’ın Kuzeydoğu yönüne doğru yaklaşık 5 km. uzunluğunda bir fay kırığı oluşturduğu sonucuna varılmıştır. Bu büyüklükteki bir depremin, ilk 1 hafta içinde büyüklüğü 3’ten fazla bir kaç artçı sarsıntı oluşturabileceği göz önüne alındığında, vatandaşların tedbiri elden bırakmamasında fayda bulunmaktadır.
Ayvacık depremi, İzmir ve Egenin güney ve doğu kesimlerini etkileme potansiyeline sahip büyük depremin habercisi değil. Bu depremler bizlere gösteriyor ki, Akdeniz coğrafyasında depremi en şiddetli hisseden ülke biziz. Aslında 5.2 büyüklüğündeki deprem normal koşullarda yıkıcı değil ve normal hayatı etkilemez. Kendimize sormalıyız, 5.2 büyüklüğündeki deprem 250 km. uzaklıktaki İzmir’de neden panik ve korku yarattı?
Deprem, 3 bilinmeyenli denklem gibi. Ne zaman, nerede ve hangi büyüklükte olacağını ortaya koyan teknoloji henüz gelişmedi. Bundan dolayı vatandaşlarımızın boş hurafelere inanmamalarını rica ediyorum. İzmir tektonik yapısı itibari ile depremlerin sıklıkla yaşandığı il. Bu gerçek hiçbir zaman unutulmamalı.”

***

İzmir’de ve hatta Türkiye’nin büyük bölümünde deprem olması tıpkı yağmur ya da rüzgar gibi normal bir doğa olayı. Öyleyse Sinancan İziçer’in dediği gibi, 250 km. ötedeki depremden neden bu kadar korktuk? Çünkü biz doğal olmayan işler yaptık ve yapmaya da devam ediyoruz.

Yazının devamı...

Ucuz gıda için İzmir modeli

9 Şubat 2019

Merhum İzmir Belediye Başkanı İhsan Alyanak, 1970’li yılların sonuna doğru dar ve orta gelirlilere ucuz temel gıda maddeleri temin etmek için TANSA’yı (Tanzim Satışlar Müdürlüğü) kurunca Türkiye’ye örnek bir mucizenin de temellerini atmış oldu. Kuru fasulye, pirinç, makarna, bulgur ve süt gibi temel gıda maddeleriyle başlayan satışlar, 10 yıl içinde Türkiye’nin en büyük alışveriş organizasyonlarından biri haline geldi.

Alyanak’tan sonra başkanlık görevini devralan Burhan Özfatura, bu organizasyonu bir marka haline getirdi. TANSAŞ adını alan alışveriş mağazalarının sayısı onlarla ifade edilir hale geldi. Daha sonra 1990’lı yılların başında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğunda oturan Yüksel Çakmur, TANSAŞ’ı daha da büyüttü. 1994 yılında, Burhan Özfatura ikinci kez başkan seçildikten sonra TANSAŞ artık dünyanın en büyük alışveriş zincirlerinden biriydi.

***

Öyle bir güce ulaşmıştı ki TANSAŞ, İzmir’deki piyasayı neredeyse tek başına yönlendiriyordu. Hele temel gıda maddelerinde fiyatlar artık tamamen TANSAŞ’a göre belirleniyordu. Gültepe’de kurulan fırın sayesinde ekmek piyasasına da hâkimdi. Fırıncılar ekmeğe fazla zam yapmaya yeltendiğinde, TANSAŞ hemen üretimi artırıyor ve İzmirli çok ucuza ekmek satın almaya devam ediyordu.

1990’lı yılların sonuna gelindiğinde TANSAŞ 100’ün üzerindeki mağazasıyla dünyanın en büyük alışveriş merkezi zincirlerinden biri olmuştu. Böyle bir mucizenin Büyükşehir Belediyesi bünyesinde olması ise İzmir’i Türkiye’nin en ucuz kenti haline getirdi. Piyasayı belediyeye ait bir kuruluş belirlediği için, özellikle temel gıda maddeleri açısından İzmir uzun yıllar boyunca hep en ucuz kent oldu.

Temel gıda maddelerinde enflasyon, 2000 yılına kadar İzmir’de hep diğer illere göre daha düşük çıktı. Hele büyükşehirler arasında tartışmasız en ucuz kent İzmir oldu. Fakat belediyeye ait bu kuruluş özelleştirilince işler değişti. Bir kamu kuruluşu olan belediyenin elinde artık temel gıda maddelerinin fiyatlarını dengede tutacak bir olanak kalmadı.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre İzmir, son 15 yılda temel gıda maddelerindeki fiyat artışlarında hep ilk 3 sırada yer alıyor. Bazı yıllar ilk sırada yer aldığı bile oldu.

***

Yazının devamı...

Körfez Geçiş Projesi

2 Şubat 2019

CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Tunç Soyer’in kentle ilgili ilk açıklaması, Körfez Geçiş Projesi’ne ilişkin oldu.

Soyer’in, “Gerçekten İzmir’e fayda ediyor mu, etmiyor mu? Teknik anlamda bunun sonuçları ne? Ona bakarak karar vereceğiz” sözleri dikkatimi çekti.

Kentle ilgili konularda Soyer, neden ilk olarak Körfez Geçiş Projesi’ni dile getirdi, bilmiyorum. Ama bu projeyle ilgili olarak, “Faydalı mı? değil mi?” noktasında dikkate alınması gereken çok vahim konular var.

***

Körfez Tüp Geçiş Projesi Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) Raporu’na göre; Çiğli ile İnciraltı arasında, denizin içinden 12.6 kilometrelik bir yol yapılacak. Ama, dikkat edilmesi gereken hayati bir konu var. Birinci Derece Deprem Kuşağı’nda olan İzmir’de pek çok diri fay var. Üstelik, başta MTA olmak üzere birçok araştırmacı tarafından yapılan çalışmalar sonucunda İzmir Körfezi’nin içinde, Gülbahçe Körfezi’nde ve Foça açıklarında yapılan jeofizik çalışmalarla, deniz tabanında izleri gözlenen ve gömülü birçok faydan oluşan 4 diri fay zonu belirlendi.

***

Jeofizik Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Sinancan Öziçer, konuyla ilgili çok ciddi şu bilgileri verdi:

“İzmir Körfez Geçişi ÇED Raporu incelendiğinde, kıyıya dik (tüp geçiş güzergâhına paralel) 15 adet ve bu hatları dik kesen kıyıya paralel 8 adet olmak üzere toplam 23 adet hat üzerinde deniz sismiği çalışması yapıldığı görülüyor. Bu çalışma, projenin dinamik zemin parametrelerinin elde edilmesi için önemlidir.

Yazının devamı...

İzmirli zehir soluyor

26 Ocak 2019

Artık bu durum sadece gözle yaptığımız tespitler ya da boğazımızın yanmasıyla anladığımız bir gerçek olmanın ötesinde somutlaştı. Rakamlar, açıkça İzmir’deki hava kalitesi değerlerinin insan sağlığını tehdit eder düzeye geldiğini gösteriyor.

Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, konuyla ilgili bir rapor hazırladı.

Raporda, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın paylaştığı ölçüm istasyonlarına ait 2017-2018 yılı verilerinin ortalamalarına göre; Kükürtdioksit (SO2) açısından Karşıyaka, Çiğli, Şirinyer ve Güzelyalı istasyonlarının ölçüm sonuçlarının sınır değerleri aştığı görülüyor.

Partikül madde (PM) açısından, İzmir’in tamamında sınır değerlerin aşıldığı, Bayraklı, Bornova ve Şirinyer istasyonlarında ise sınır değerlerin oldukça üzerinde olduğu tespit edildi.

Her iki parametrede de anlık, günlük değerlere bakıldığında ise, zaman zaman sınır değerlerin çok üzerinde sonuçlar elde edildi.

***

Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Helil Kınay, bu sorunun kontrol altına alınarak çözülebilmesi için bütüncül bir yaklaşımla Hava Kalitesi Yönetim Planı yapılması ve kent sürecindeki tüm faaliyetlerin planlanmasında, bu doğrultuda çalışmalar yürütülmesi gerektiğini yıllardır ifade ettiklerini belirterek şu bilgileri verdi:

“İzmir Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün ilan ettiği Temiz Hava Eylem Planı’nda; kent içinde yakıt kalitesinin artırılması, kentsel dönüşüm, doğalgaza geçiş süreçleri gibi yaklaşımlarla çözüm önerileri getiriliyor.

Yazının devamı...