Zehir soluyoruz

Havaların soğumasıyla birlikte kirli hava kabus gibi tüm büyük kentlerin üzerine çöktü

Havaların soğumasıyla birlikte kirli hava kabus gibi tüm büyük kentlerin üzerine çöktü. Anlık yapılan hava ölçümlerine göre bazı kentlerde Dünya Sağlık Örgütü’nün normal kabul ettiği değerlerinin 9 katına kadar çıktı. Dünya Sağlık Örgütü’nün normal kabul ettiği hava kalitesi indeksi 0-50 arasında olması gerekiyor. İzmir’de de bu değer fazlasıyla geçildi. Bazı günler de 157’i bularak Dünya Sağlık Örgütü’nün sınır değerlerinin üç katını bile geçti.

Türk Toraks Derneği’nin Dünya Sağlık Örgütü ve Avrupa Solunum Derneği’nin de desteklediği “Hava Kirliliği ve Akciğer Sağlığı” sempozyumunda konuşan Doç. Dr. Haluk Çalışır şu bilgileri verdi: “İstanbul Göztepe’de yaşayan bir kişi 233, Ankara Kayaş’ta 319 gram ve İzmir Gaziemir’de de 205 gram zehirli toz soluyor.”

Bu konudaki son rapor ise geçen aylarda yayınlandı. Dünya genelinde binlerce kenti çeşitli kategorilerde istatistik olarak değerlendiren Numbeo uluslararası derecelendirme merkezi dünyadaki en kirli şehirleri açıkladı. Listede hiç Avrupa ya da Kuzey Amerika kenti yok. Hindistan, Bangladeş, Mısır, Vietnam, Afganistan, Çin ve Filipinler ile birlikte ne yazık ki Türkiye’den de 3 kent var.

Ankara 22’inci, İstanbul 23’üncü ve İzmir de dünya kentleri arasında kirlilikte 24’üncü sırada.

***

Veriler vahim durumu açıkça ortaya koyuyor. Sadece birkaç örnek bile neden zehir soluduğumuzu açıklıyor. Alliağa’daki söküm tesislerine Kuito adında bir petrol gemisi geldi. Günlük 100 bin ton varil petrol işleme kapasitesi bulunan bu gemi raporlara göre yüksek miktarda radyoaktif ve tehlikeli madde içeriyordu. Kuito Gemisi’nde olması gerekenin tam 5 katı radyasyon vardı. Tüm uyarılara rağmen, o gemi Aliağa’da söküldü. Hem de radyosyon ölçümü bile yapılmadan. Ethan ise hiçbir ülkenin kabul etmediği insan sağlına zararlı sıvılaştırılmış doğalgaz taşıyan bir gemiydi. Söküm için Aliğa’ya getirildi. İzmir Barosu geminin gönderilmesi için dava açtı. Hatta bu davada yürütmeyi durdurma kararı verildi. Ama bu karar alınana kadar geminin söküm işlemi çoktan tamamlanmıştı.

Gemi Geri Dönüşüm Sanayicileri Derneği önemli bir açıklama yaptı. Aliağa Gemi Geri Dönüşüm Bölgesi’nde geçen yıl 125 geminin sökümünün yapıldı ve 610 bin ton hurda geri dönüştürüldü. Geçen yıl dünyanın öbür ucundan Brezilya ve Meksika Körfezi’nden 25’e yakın petrol platformunun sökümü de Aliağa’da yapıldı. Gemi söküm işinde rakiplerimiz Bangladeş, Pakistan ve Hindistan oldu. Bırakın Avrupa ülkelerini artık Brezilya ve Meksika gibi ülkelerin bile istemediği aspest içeren radyasyon kaynağı gemilerin söküldüğü yer İzmir oldu.

***

İzmir’in havasını önemli ölçüde kirleten Aliağa’da bir de termik santral çalışmaları başlatıldı. Termik Santrale karşı açılan davalar devam ederken inşaat çalışmaları tamamlandı. Santral, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden alması gereken Gayrı Sıhhi Müessese izni süreçleri bile tamamlanmadan üretime başladı ve ruhsatsız çalışmaya devam etti. Mahkeme hukuki süreç sonunda verilen ÇED iznini de iptal etti.

Ama, yeni bir ÇED süreci başlatıldı. Bir önceki ÇED kararı ile ilgili iptal kararı tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde uygulanarak yani 23 Mart’ta termik santralin kapanması gerekiyordu. Ama bu tarihten bir gün önce 22 Mart’ta yeni bir ÇED olumlu raporu verilerek termik santrali kapanmasına bir gün kala kurtarıldı. Gaziemir Akçay Caddesi’nde Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun(TAEK) raporlarına da geçen radyasyonlu atık skandalı yaşandı. Burada tehlikeli atıkların 100 tonun üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Toprak altında gömülü miktarı kimse bilmiyor. İzmirliler 11 yıldır kent merkezinde tonlarca radyasyonlu atıkla yaşamak zorunda kaldı. Bu kadar da değil. Neredeyse her ay İzmir’de tehlikeli atık işleme tesislerine hem de “Çevresel Etki Değerlendirme gerekli değildir raporu” verilerek izin veriliyor.

***

Vaziyet böyleyken hava kalitesinin yükselmesini beklemek hayal olur. Zaten rakamlar da bu durumu gösteriyor.

Ne yazık ki hava ile birlikte zehir solumaya devam edeceğiz.