Bıçağın iki yüzüyle adalet meselesi

Eklenme Tarihi20.05.2017 - 23:51-Güncellenme Tarihi20.05.2017 - 23:51
Bundan tam 1 hafta önce bu köşede ülkemizin savcılarına ve hâkimlerine bir çağrı yapmıştım. “Yürütülmekte olan FETÖ davalarındaki problemler ve adaletsizlikler Türkiye’nin ileride başını ağrıtacak bir seviyeye doğru ilerliyor. Hepimizin ortak düşmanı olan FETÖ’nün yanlış ve sorunlu yargılamalar yüzünden özellikle Batı’da yeniden güç toplamasından endişe ediyorum” diye yazmıştım.

“Ergenekon ve Balyoz davalarında yaşanan sürecin bir benzerinin gerçek ve emsalsiz bir terör şebekesi olan Fetullahçı terör örgütüne dair davalarda da tekrarlanma ihtimali beni çok rahatsız ediyor. O yüzden, FETÖ ile ilgilenen tüm savcıların ve hâkimlerin çok özenli ve dikkatli olması lazım. Bize yargısal aktivistler değil, gerçek hukukçular lazım! Bu ülkenin gerçek hukukçu savcı ve hâkimlere ihtiyacı var” demiştim.
“FETÖ dava süreçlerinin temelsiz iddianameler ve alakasız kişiler için tutukluluğun rutin hale geldiği uygulamalarla ilerlemesi FETÖ’nün ekmeğine yağ sürmekten başka işe yaramıyor. Mesela Fetullah Gülen bir süredir özellikle Cumhuriyet gazetesi davasını, oradaki tutuklamaları ve davalardaki diğer tutarsızlıkları yurt dışında sürekli örgütü lehine, Türkiye aleyhine propaganda amaçlı kullanıyor” diye ifade etmiştim ki...
Birkaç gün önce Sözcü gazetesine FETÖ gerekçesiyle operasyon geldi ve gözaltı kararları çıktı. Çok çok yazık! Yine gerçek anlamıyla, büyük harfle HUKUK ve ADALET değil, yargısal aktivizm galip geldi. Maalesef bu operasyon da Fetullah Gülen’in ekmeğine yağ sürmekten başka hiçbir işe yaramayacak. Gülen, kendi yönettiği korkunç suç örgütünü kamufle etmek için Türkiye’de yaşanan her abukluğu büyütmeyi çok iyi beceriyor. 15 Temmuz vahşetini yapan FETÖ gerçeğinin üstünü örtmek amacıyla “FETÖ diye bir örgüt yoktur. Bu uydurma gerekçeyle her muhalif tutuklanacak” propagandasını sürekli yapıyor. Kemalistlerin en sevdiği gazete olan Sözcü’ye operasyon Gülen’e tam istediği gri propaganda imkânını sunuyor.
Dileğim, sağduyunun galip gelmesi ve yargının bu yanlış işten dönmesi. Hâkimlerimiz gösterecekleri hukuk performansıyla “Türkiye’de hâkimler var” dedirtmeli...
Bıçağın diğer yüzü
Öte yandan, Sözcü operasyonuna çok haklı tepki gösteren Kemalist yurttaşlarımızın Süleyman Yeşilyurt’un tutuklanmasını alkışlaması da büyük yanlış. Hükümete muhalif bazı yazarlar da bu konuda çılgınca adam tutuklatma yarışına girerek yarın kendilerinin de bir gerekçeyle tutuklanmasının önünü açıyorlar. Yeşilyurt’un çirkin üslubundan ötürü her türlü sert protesto yapılmalı ama 15 sene önce yazdığı bir kitapta yer alan sözlerinden ötürü bir kişinin tutuklanması ayrı bir hukuk skandalı! Tıpkı Oğuz Güven’in tutuklanması gibi! Aynı şekilde Latife Hanım’ın bir mektubunu yayımladı diye “Derin Tarih” dergisinin bayilerden toplatılması da hukuksuzluk! Kemalistler maalesef bu hukuksuzluğu da savunuyorlar. 
Bir de Mustafa Armağan ve Yavuz Bahadıroğlu’nun tutumları var... Onlar da tutuklanma korkusuyla boyun eğip, tüm sorumluluğu konukları Yeşilyurt’a yüklediler ve Yeşilyurt’u adeta kendi elleriyle hapishaneye teslim ettiler! Açıkçası bu tavrı çok ayıpladım. Bütün bu olanlara yazık, çok yazık... Ne tarafından tutsanız dökülen bir manzara...