Silkiniş

Silkiniş

       DİYORDUK ki, ey yüzde 40, Meclis'teki partilere kızıyorsan, onlardan umudu kesmişsen, seçimde oyunu parlamento dışındaki aklına en yatkın partilerden birine ver.
       Bir yanda Meclis içindeki çözümsüzlük... Öte yanda bu çözümsüzlüğü yaratanları hizaya getirecek etkin bir tepkiyi gösterecek yolu bulamamak... Şimdi kime oy vereceğini bilemeyen yüzde 40'ı aşan orandaki "kararsızlar" seçim günü ya sandığa gitmeyecek ya da istemeye istemeye Meclis'teki partilerden birine oy verecek.
       Oysa, Meclis dışında adı geçen en azından iki üç parti var, dişe dokunacak.
       Oyların yüzde 40'ının bugün Meclis dışındaki partilere gitmesi az şey midir? Bu olay, bugünkü sisteme ve yapıya, en işlevsel bir tepki olmaz mı? Bu yüzde 40 oy ikiye, üçe parçalansa bile, en azından iki parti barajı aşıp Meclis'e grup oluşturacak kadar milletvekili sokar. Bu değişik insanlar, bu aykırılar Meclis'in o kaşarlanmış, kirlenmiş, pısırık politikacılarına hiç değilse meydanı bu kadar boş bırakmazlar.
       Ayrıca, ülkedeki çok seslilik Meclis'e yansımış olur. Ötekiler de kendilerine çekidüzen vermek gereksinimini duyarlar hiç değilse.
       Böyle bir demokratik eylemi gerçekleştirebilmenin, hedefe ulaşmanın iki yolu var. Biri parlamento dışındaki partilerden, öteki sivil toplum örgütlerinden geçen iki yol...
       Parlamento içindeki partilerin birleşmesini, uzlaşmasını, ittifak yapmasını bir yana bırakın, onların yapamadığı şeyi siz parlamento dışındakiler becerin. Taraftarınız olan gençleri sokaklarda, üniversite koridorlarında dövüştürmektense, bir araya gelip bir seçim stratejisi oluşturun, seçim bölgelerini aranızda paylaşıp, ona göre aday gösterin. Birinizin güçlü olduğu yerde ötekiler aday göstermeyip güçlü partiyi desteklesin. Bir başka yerde tersi olsun.
       Yüzde 40'ı kendinize yöneltmek için seçmene bir hedef gösterin, biraz umut verin. Bu halkı parlamento içindekilerin umutsuzluğuna mahkum etmeyin.
       Elbet, Meclis dışındaki partilerin bunu kendiliklerinden başarması zor.
       İşte burada sivil toplum örgütlerine büyük görev düşüyor. Üçlü, beşli inisiyatifler Meclis içindeki çözümsüzlüğün girdaplarında dön baba döneceklerine, güçlerini parlamento dışına yöneltmeli. Parlamento dışındaki partiler üzerinde baskı kurmalı. Gerçek bir parlamento dışı muhalefet yaratmalı, yüzde 40 kararsızların önüne düşmeli.
       Örneğin KA - DER... Çiller'in, Erbakan'ın, Mesut Yılmaz'ın ya da öteki partilerin kadın adaylarını desteklemenin beyhudeliğini görmeli. O partilerdeki kadınların, o partilere asimile olup, kadın hareketine bir şey kazandırmayacağını anlamalı. Meclis'teki bu partilere ders vermek için, parlamento dışındaki partilere yönelmeli. Onlara daha çok kadın aday gösterttirmeli. Bütün kadınları da bu yolda bilinçlendirmeye çalışmalı.
       Artık, denenmiş, kirlenmiş beş altı partinin çarkları arasında un ufak olmayı sürdürmenin alemi yok. Silkinip yeni bir "tepki" ortaya koymanın zamanıdır.

       Yeni yılın ilk gününde XXI. yüzyılın insanlarına Hasan İzzettin Dinamo'nun 1940'taki dizeleriyle seslenelim:
     "Sizin şarkınızı söylüyorum / Yirmi birinci asrın insanları! / Dolaşacaksınız dünyayı / Evinizin bahçesinde dolaşır gibi / Ve giyeceksiniz bahtiyarlığı / Çiçek kokulu bir çamaşır gibi / Harb yok! / Darp yok artık / Ve göz yaşı ancak / Bir ölüler / Bir de aşklar için dökülür."
       Dinamo'nun 59 yıl önceki şarkısı, yirmi birinci yüzyıla bir yıl kala bize hala çok uzak mı dersiniz?




Yazara E-Posta: n.gureli@milliyet.com.tr