YANLIŞ ADRES…

Kadına şiddetin olabilecek en vahşi ve dayanılmaz boyutlara geldiği günler yaşıyoruz maalesef... Ve bu dayanılmaz vahşetlere şahit olurken yapabildiğimiz tek şey, sosyal medyada tepkimizi göstermek, suçluların en ağır cezaları almasını dilemek olabiliyor. Sonra da hayatlarımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz, elimizden bir şey gelmiyor. Emine Bulut cinayetinden sonra günlerce kendime gelemedim, “Ölmek istemiyorum” diye haykırışının video’sunu, olayın haberini izleyeceğimi sanarak yanlışlıkla gördüm ve o sahneler gözümün önünden gitmedi. Dayanılır gibi değil...
Kadın cinayetlerinde ve kadına şiddet olaylarında en ağır, en caydırıcı cezaların verilmesi gerekliliğinin yanında; bu olayların önüne geçmek için hamleler yapılmasını da bekliyoruz toplumca. Televizyondaki kadına şiddet içeren yapımların yasaklanması da büyük önem taşıyor. Ama ekranda kadınların şiddete maruz kaldığı onlarca dizi varken; RTÜK’ün ‘Yasak Elma’ dizisine kadına şiddet ve istismar içeren sahnelerden dolayı ceza kesmesine hayret ettim. İlk gününden beri izlediğim dizide, kadına şiddet içeren bir sahne hiç hatırlamıyorum.
Ceza yanlış adrese kesilmiş!

KADINA ŞİDDET HER YERDE…

YANLIŞ ADRES…

Seren Serengil’in boşanma davası açtığı eşi Yaşar İpek’le kavgasının ses kaydına, sosyal medyadaki magazin hesaplarından birinde denk geldim. Kısacık kayıtta İpek’in Serengil’e ettiği küfür ve hakaretler korkunç! Bir yandan kadına şiddete tepki gösteren erkeklerin diğer yandan bunu yapabiliyor olmaları akıl alır gibi değil. Bunca zaman bize gösterdikleri harika bir evlilik portresiyken, şimdi görüyoruz ki Serengil bir kâbusun içinde yuvasını kurtarmak için çırpınıp durmuş.
Böyle kocalar, böyle erkekler olmaz olsun... Ne hamile dinliyorlar, ne çocuk! Saygıdan, sevgiden, insanlıktan bihaber olan hiç kimsenin bu toplum tarafından kabul göreceğini sanmam artık. Serengil’e geçmiş olsun diyor, bu kötü günleri en kısa zamanda arkasında bırakmasını diliyorum.

İREM DERİCİ ÖYLE HAKLI Kİ!

YANLIŞ ADRES…

Şiddet olaylarının ürkütücü artışı, ünlülerin de hayatlarına yansıyor gördüğümüz gibi... İrem Derici’nin evinin kapısına kadar dayanıp, ona büyük korku yaşatan sapık salıverilmiş.
Yani ceza almaları için illa fiziksel zarar mı vermeleri gerekiyor? Daha da ileri gitmelerinin önüne geçmek için ciddi cezalara ihtiyaç var.
Sapık şahsı, Derici’nin mahallesinde görüp mikrofon uzatan haberciler olduğuna ise inanmak dahi istemiyorum. Bunu yapacak kadar duyarsız ve umursamaz olamazlar!
Derici konuyla ilgili isyan ettiği, “Devam edin, yüreklendirin böyle ruh hastalarını” dediği satırlarında yerden göğe kadar haklı!
Ünlü, ünsüz fark etmez; bu memlekette kadın olmak artık katlanılmaz hale geldi ve kadına şiddetin önüne geçilmesi için atılacak adımların, diğer her şeyden önce halledilmesi gerekiyor. Bundan daha önemli bir konu göremiyorum!