Bir başka açıdan S-400

Eklenme Tarihi24.05.2019 - 7:50-Güncellenme Tarihi24.05.2019 - 7:50

İlginç ve öngörülmesi zor zamanlardan geçiyoruz. Bu düşünceye kaynaklık eden gelişmelerden biri de Türkiye’nin gündemini işgal eden S-400 hadisesi. Askeri güvenlikle ilgili ve “operatif” düzeyde bir sorunun karakterinin değişimine tanıklık ediyoruz. Başka bir ifadeyle, yüksek irtifa hava savunma füzesi alarak çözmeye karar verdiğiniz sorununuz hızla ve beklenmedik biçimde “beka” sorunlarına dönüşebiliyor.   

S-400 gibi, Yüksek İrtifa Hava Savunma Sistemi devletler düzeyinde yaşanacak bir askeri çatışma ve öncesinde sizi düşman hava saldırısına karşı “kısmen” korur. Burada üç önemli konu ön plana çıkıyor. Birincisi, devletler arası simetrik bir savaştan söz ediyoruz. İki veya daha fazla devletin birbiriyle savaşı halinde. Örneğin, Türkiye’yi hedef alan terör örgütlerinin orta/uzun menzilli füzelerinin ve uçaklarının olmadığı biliniyor. Bu yüzden eğer “terörle” temel güvenlik sorununuz var ise, böyle bir silaha bu kadar çok para ödeyemeye ihtiyacınız yok demektir. Eğer almışsanız, söz konusu tehdide karşı işe yaramaz. Sadece askeri geçit törenlerinde göstererek kamuoyunu rahatlatırsınız. Haliyle öncelikli tehdit tanımında böylesi bir seçimin rasyonel olup olmadığı tartışılır. Elbette dünyanın gidişatına bakarak önümüzdeki on yıllarda terör örgütlerinin/devlet dışı aktörlerin de orta/uzun menzilli füzelerinin olabileceğini öngörebiliriz. Tıpkı, Yemen’de, İran destekli Husilerin Suudi Arabistan’a ardı ardına 600 km’ye varan menzile sahip füzeler yollamasında olduğu gibi. 

Konu tartışılırken göz önünde bulundurulması gereken ikinci husus şu: Uzun menzilli füzeleri ve etkili hava kuvvetleri olan iki veya fazla devletle savaşa girmeyi muhtemel görüyorsanız, bu tür uzun menzilli hava savunma füzelerine ihtiyacınız var demektir. Bu durumda bile S-400 ve benzeri sistemler size “kısmi” hava savunma imkânı sağlar. Tek başına, külliyen hava savunmanın garantisini veremez. Çünkü içinde savaş uçaklarınızın, diğer füze sistemlerinizin (orta, alçak irtifa) ve pasif tedbirlerinizin yer aldığı entegre bir hava savunma ağı ancak işe yarar. Bu sistemlere sahip değilseniz “hava savunmanız” sorunlu demektir.

Son olarak, ülke topraklarının %100’ünü kapsayacak bir hava savunma şemsiyesi kurmak teknik ve ekonomik nedenlerden dolayı mümkün değildir. Bunu yılda 650 milyar dolar savunma harcaması yapan (Türkiye’nin 18, Rusya’nın 56 milyar dolar) ABD bile yapmaya muktedir değildir. Çünkü pahalı bir sistemden, teknik sınırlılıklardan söz ediyoruz. Sadece stratejik öneme sahip, yani kaybettiğinizde kolayca yerine koyamayacağınız, ülkeniz için önemli hedefleri koruyabilirsiniz.  

Sonuç olarak, Yüksek İrtifa Hava Savunma Sistemi olası bir savaş halinde, operatif düzeyde, askeri sorunları çözmeye yarayan sınırlı bir ekipman ve silahtır. Elbette hava savunmanızın önemli bir parçasını oluşturur. Ancak hiçbir yüksek irtifa hava savunma sistemi size savaş kazanmayı garanti edemez. Nihayetinde savaş makinesinin küçük bir cüzüdür.

ABD yönetimi ve müttefikleri Türkiye’nin füze tercihine itiraz ederken yaptırım uygulayacaklarını açıktan ifade ediyorlar. Konu tüm yönleriyle bir bütün olarak ele alınınca, şunu görüyoruz: Her ne kadar kullanım kılavuzunda yazmasa da S-400’ler, operatif düzeyde hava savunma sorununu kısmen çözerken, aynı zamanda yan çıktı olarak, beka düzeyinde yeni “politik” düzeyde sorunlar üretebiliyor. Ekonomik, siyasi ve ittifak ilişkileri bağlamında güvenlik mimarisinde.

Etiketler