İran’a dair...

Eklenme Tarihi05.01.2018 - 1:30-Güncellenme Tarihi05.01.2018 - 0:14

İran’da başlayan sokak hareketlerinin ilgi görmesinin birden fazla nedeni var. Sokak, İran İslam rejiminin kuruluşunda önemli bir role sahipti. Yine, İran’ın Ortadoğu’da aktif olması gelişmeleri ilgi çekici hale getiriyor. Çünkü istikrarsızlığa savrulmuş bir İran’ın içeride ve dışarıda yaratacağı “kara deliğin” neleri içine çekeği en büyük soru. Irak’tan Suriye’ye, Lübnan’dan Yemen’e, Afganistan’dan Basra Körfezi’ne kadar geniş bir bölgeden söz ediyoruz.

Son olarak Arap Baharı ile başlayan şiddet dalgasının, sokak hareketlerinin, Suriye’de, Yemen’de, Libya’da, Irak’ta nelere mal olduğunu hep birlikte gördük ve görmeye devam ediyoruz. Mülteci sorunundan ölümlere, terörizmden açlık ve sefalete kadar. Olası sonuçlar İran’da hadiselerin ne yönde gelişeceği konusundaki merakı artırıyor.

Elbette nasıl ve hangi hızla gelişeceğini tam öngörmek mümkün değil. Fakat kitap şu faktörlere bakarak bazı öngörülerde bulunabileceğimizi söylüyor. 

Ülkelerin coğrafi büyüklüğü, ulaşım ve haberleşeme ağlarının gelişmişlik düzeyi yaygın sokak hareketlerinin kontrol altına alınmasında, yayılmasında stratejik öneme sahiptir. Kontrol altına almayı kolaylaştırabileceği gibi, tersine, kontrolün kaybedilmesine de neden olabilir.

İkinci olarak, ülkelerin politik kültürü önemlidir. Siyasal sistem kendi içinde çözüm üretebiliyor, esneyebiliyor, “kötü polis, iyi polis”i oynama imkânı verebiliyorsa toplulukları kontrol altına alma, tepkisel enerjilerini azaltmak mümkün olabilir. Yine karar vericilerin hızlı hareket etme kabiliyetleri, bütünlüklerini muhafaza edip etmedikleri, karar alırken tereddüt gösterip göstermedikleri de önemlidir. 

Üçüncü olarak, bürokrasiye yakından bakmak gerekir. Özellikle de mülki idare amirlerine, istihbarat, kolluk ve silahlı kuvvetlere. Sayı, hazırlık seviyesi, reaksiyon süresi, sisteme sadakat önemli. Tabii ki orta ve küçük rütbeli polis ve askerlerden söz ediyoruz.

Dördüncü olarak, göstericilere bakmak gerekir. Göstericilerin niteliği, örgütlü olup olmadıkları, liderleri, sokağa çıkarken ileri sürdükleri nedenlerin toplumdan ne kadar karşılık bulduğu, haberleşme ağlarının varlığı önemlidir. Eğer yönetim doğru zamanda doğru tepki veremezse, sokak karıştıkça, şiddet arttıkça başlangıçtaki argümanların hiçbir önemi kalmaz. Bizatihi günlük şiddet ve olayların kendisi neden haline dönüşür.  

İran’da halkı sokağa çıkmaya iten çok sayıda neden var. Kötü ekonomiden işsizliğe, genç nüfus baskısından savaş harcamalarına, yolsuzluktan özgürlük arayışına, ambargodan dış tahriklere kadar.

İran’da işlerin bir rejim değişikliğine varabileceği iddialarının bu aşamada zayıf kaldığını söyleyebiliriz. Dış tahriklerin bolluğu, sosyal medyanın maniple etme gücü, sorunların nitelik ve nicelik olarak kısa vadede çözülemez olması bazı mahfillerde bu beklentiyi artırmış görünüyor. Unutulmaması gereken, İran’ın bir “devrim” rejimiyle yönetiliyor olmasıdır. İktidar “zor ve şiddetin” gücünü ve rolünü biliyor. Yine de İran’ı yönetmenin maliyeti her geçen gün herkes için artmaktadır.