İstihbarat dünyasının öncelikleri değişirken

Eklenme Tarihi28.09.2018 - 1:30-Güncellenme Tarihi28.09.2018 - 0:52
CIA’nın yeni başkanı Gina Haspel Louisville Üniversitesi’nde bir konuşma yaptı. Konuşmasında, öğrencilere, CIA’nın Rusça, Çince, Farsça, Türkçe, Fransızca ve İspanyolca bilen ajanlara ihtiyacının olduğunu söyledi. Türkiye’de de ilgi uyandıran bu konuşma, daha çok Türkçe üzerinden tartışıldı.

Dikkatli bir dinleyici, konuşmanın satır aralarında ABD’nin yeni dönem ilgi alanını, rakiplerini, çıkarlarını, risk ve tehdit okumalarını görebilirdi. İhtiyaç duyulan lisanlar listesi ABD’nin 2018 Milli Güvenlik Strateji Belgesi ve Milli Savunma Strateji Belgesi ile esasen şekillenmişti. Nitekim ihtiyaç duyulan lisanların dünyadaki kullanımı, ABD’li askeri ve siyasi karar alıcıların radarına takılan devlet ve devlet dışı aktörleri gösteriyordu.

İstihbarat dünyası açısından ilgi çekici diğer konu ise şu: ABD istihbarat örgütlerinin öncelikleri değişiyor. Soğuk Savaş sonrası işleri tavsayan istihbarat örgütleri, 11 Eylül terör saldırısının ardından dikkatlerini terör örgütlerine yönelmişlerdi. Çünkü “sürpriz saldırı” büyük bir istihbarat açığını ortaya koymuştu. 

Bugün, gerek Trump ve Haspel’in konuşmalarından, gerekse belgelerden ABD istihbarat örgütlerinin ilgisinin yeniden değiştiğine tanıklık ediyoruz. İstihbaratçıların öncelikler listesinde geri plana düşen devletler, bugün yeniden ön sıraya yükselmiş görünüyor.

Karar alıcıların ihtiyaçları yeniden belirlemeleri ve ilgi alanlarını değiştirmeleri istihbarat örgütlerini de değişime zorluyor. Soğuk Savaş yıllarında istihbarat örgütleri ağırlıklı olarak rakip “devletlere” odaklanmıştı. Terör tali bir konuydu. Devletlerin coğrafi sınırları belliydi. Bürokrasisi, hiyerarşik yapısı netti. Askeri güç ve fiziki kapasiteye dair veri toplamak esastı. İstihbarat örgütleri buna uygun toplama, işleme, örtülü operasyon yöntemleri, araçları ve öncelikleri belirlemişlerdi. Nihayetinde devletlerin kapasiteleri doğruya yakın biliniyordu, ancak niyetleri muğlaktı. Bu da espiyonajı (insani istihbaratı) önemli kılıyordu. Dahası, istihbarat örgütleri az sayıda kurum ve kişinin istihbarat ihtiyacını sağlıyordu.

11 Eylül saldırısı tehditleri ve riskleri değiştirdi. Teröristler ölmeye hazırdı. Oysa eski günlerde rakip devlet istihbarat ajanlarından pek “intihar bombacısı” çıkmazdı. İstihbarat dünyasının müşteri listesi de değişmişti. Karakolda görevli polis memurundan iç işleri bakanına, maliyeciden gümrükçüye herkes istihbarat örgütlerinin “müşterisi” olmuştu. İstihbarat servisleri tank, top, füze gibi “şeylerin” değil, insanların peşine düşmüştü. Sınır aşan, toprağa dayanmayan farklı karakterde ve riskte, hedefleri belli, kapasiteleri belirsiz terör örgütleri, haliyle istihbarat dünyasının önceliklerini ve niteliklerini değiştirdiler.

Bu gün ABD, tehditler listesini yeniden düzenlerken, devletler yeniden ön plana çıktı. Çin, Rusya, İran meydan okuyanlar listesinde. Türkiye ise “zor ve öngörülemezler” arasında yer alıyor. Ortadoğu Arapçayı, Fransa’nın eski sömürgelerindeki terör hareketleri Fransızcayı, Çin’in ekonomik ilgisi eski İspanyol sömürgelerinde olup bitenleri, kültürü, iletişimi, düşünce biçimini anlamak için İspanyolcayı bilmeyi gerektiriyor. Merakımız şu: Milli güvenlik dokümanlarımızın önceliklerine cevap verecek lisan listemiz ne kadar uzun.