Savaşlarda silahlar, mühimmat-lar ve askeri malzemeler devletlerin kontrolünden çıkar. Dahası, devletler de sivilleri, örgütleri silahlandırır. Bazen de askeri malzemeler yağmalanır, pazara düşer. Sivillerin, silah tacirlerinin, suç örgütlerinin, teröristlerin, gerilla gruplarının eline geçer ve uzun dönemli güvenlik sorunları yaratır.

Her ne kadar bugün sadece ABD’nin PKK’ya verdiği silahları tartışıyor olsak da aslında örgütün elinde daha fazlası olduğu açık. PKK, Suriye iç savaşının ilk dönemlerinde ihtiyaç duyduğu askeri malzemeyi Kuzey Irak’tan taşıdı. Bir bölümünü dağılan, firar eden Esad’ın askerlerinden, silah tüccarlarından temin etti. Hiçbir zaman silah ve askeri teçhizata erişmekte zorluk çekmedi.

Ardından ABD PKK’yı DAEŞ’le mücadele için ihtiyaç duyacağı türden silah ve teçhizatla donattı. Malzemeler ağırlıklı olarak meskûn mahal muharebesinde ihtiyaç duyulan türdendi ve bomba yüklü araçları uzak mesafede imha edebilecek tanksavarlardan oluşuyordu. Haliyle kapasite inşası Türkiye’yi kaygılandırmaya devam ediyor.  

ABD desteğindeki PKK/PYD, Suriye’nin %25’inde kontrolü ele geçirdi. Küçük ölçekli çatışmalar sürse de işin büyük kısmı sona erdi. Örgüt DAEŞ’ten de hatırı sayılır miktarda silah ve teçhizatı ele geçirdi. Artık depolarında yıllarca yetecek silah ve mühimmatın olduğu bir gerçek.

Suriye’de silahlı çatışmaların hız kesmesiyle iki alanda hareketlenme görüyoruz. Bir yanda, Suriye’nin geleceğini şekillendirmek için diplomatik görüşmeler devam ediyor. Öte yanda, DAEŞ’ten alınan bölgelerde düzen kurma, istikrar ve güvenliğin tesisi sürüyor. Diplomatik faaliyetler Soçi’de, Riyad’da, Cenevre’de, Moskova, Ankara, Tahran ve Washington’da, liderler arası telefon trafiğinde sürüyor/sürecek.

Sahada da yoğun bir faaliyet var. ABD’nin müttefiki PKK/PYD’nin görev ve öncelikleri değişmiş durumda. Yeni görev, ABD Özel Kuvvetleri nezaretinde DAEŞ’ten temizlenen bölgelerde “sivil” bir yönetim inşa etmek. Kitaba göre, çatışma sonrası sivil yönetim inşası, hayatın normale dönmesi ilk aşamada güvenliğin sağlanmasıyla mümkün. Bu askeri olmaktan çok polisiye bir iştir. Haliyle, polisiye kapasite ve teçhizat gerekir. Nitekim açık kaynaklar bu yönde faaliyetlerin arttığını, yeni “asayiş” birimlerinin kurulduğunu söylüyor. Bundan sonra ABD yardımları da bu tablonun ruhuna uygun olacaktır. Kolluk, sağlık, imar, eğitim, finans ve ekonomik alanları kapsayacaktır. Askeri nitelikte yardıma zaten lüzum yoktur. 

ABD Başkanı Trump PKK/PYD’ye silah verilmesi kararının gözden geçirileceğini söylerken, siyasi bir tutum değişikliğinden değil de sorunun geldiği aşamadaki teknik bir olgudan yola çıkıyor olmalı. ABD Özel Kuvvetleri artık hedefin düşmanı yok etmek değil, “halkın kalbini ve beynini kazanmak” olduğunu biliyor. Çünkü sahada vekâleten bir savaş değil, vekâleten bir “düzen” inşa ediliyor. Bu nedenle tanksavarlar başka yere taşınırken, yardım listesinin başında dozer yer almalı!!.