Soğuk Savaş’ın ruhu Doğu Akdeniz’e geri dönerken…

İçinde bulunduğumuz yüzyılın en karmaşık rekabetinin yaşanacağı bölgelerinden birinin Doğu Akdeniz olacağını ifade etmek abartılı olmaz. Söz konusu karmaşıklığı üreten, birbiriyle etkileşim halinde çok sayıda neden var.

İlk akla gelen elbette bölgenin jeopolitik konumu. Bölge sadece Avrupa’nın güneydoğusunda yer almakla kalmıyor. Ortadoğu’nun Batı’ya açılan kapısı Süveyş Kanalı ile son iki yüzyılda yeni ve çarpıcı anlamlar kazanmış durumda. Ticaretten ulaşıma, askeri hareketlenmeden istihbarat dünyası için hayati olan fiber optik kablo trafiğine, yasa dışı göçten terörizme kadar bir dizi gelişmenin merkezinde olmaya başladı. Bölgede keşfedilen doğal gaz kaynakları ise tüm bu faktörler üzerinde çarpan etkisi yarattı.

Doğu Akdeniz aynı zamanda farklı ölçek, farklı konum ve farklı karakterde aktörlerin de karşılaşma sahası haline döndü. İngiltere, tarihsel misyonunun peşinden giderken, ABD, İsrail’i önceleyen ve bölgeye göz kulak olmayı hedefleyecek biçimde konumlanmış durumda. Tarihsel kökleri olan bu hengâmeye Fransızların da bigâne kalmadıklarını görüyoruz. 19’uncu yüzyıl refleksiyle, bölgede kuvvet bulundurmanın yollarını arıyor.

Rusya ise tıpkı Soğuk Savaş günlerinde olduğu gibi, Suriye’de inşa ettiği “köprü başı” ile dengeleri yeniden yerinden oynattı. Son yıllarda kendi hikâyesini “Kuşak ve Yol” projesiyle ekonomik alandan yazmakla meşgul olan ve yükselişteki Çin de boş durmuyor. Fazla gürültü çıkarmadan, sessizce, yerel ortaklarla bölgeye girmeye başlamış durumda. Her geçen gün Pasifik’te yükselen rekabeti bölgeye taşımakla meşgul. Ortadoğu’nun öte yakasında yer alan İran bile oyuna girmenin hesaplarını yapıyor.

Bölge dışından gelişmelere dâhil olan aktörlerin sayısı elbette bunlarla sınırlı değil. Bölge ülkelerine gelince, diplomatik, hukuki, askeri, ekonomik ve ittifak ilişkileriyle oyuna dâhiller. Dahası, devletlerin çökmesiyle güç kazanan etnik, dini, mezhebi örgütler de farklı biçimlerde oyundalar. Doğal gaz gibi değerli doğal kaynağın bulunmasının uluslararası şirketleri de bölgeye çektiğini düşününce işlerin her geçen gün karmaşık hale gelmesi hiç de şaşırtıcı değil.

Rekabetin sert, geriliminin yüksek, taraftarın çok olduğu böyle bir ortamda mücadelenin geniş bir yelpazede ve farklı araçlarla sürmesi kaçınılmazdır. Doğu Akdeniz’den söz ediyorsanız elbette ilk akla gelen “Donanmanız” olacaktır. Ancak, Ortadoğu’nun kırılganlığının yanı sıra Arap Baharı’nın öne çıkardığı yıkıcı “vekâlet savaşlarının” egemen olduğu yöntemler, örtülü işler, tarafların kazandığı tecrübeler, sürekli değişen ittifak ilişkileri, hayaller ve gerçekler arasında açılan makas rekabetin uzun yıllar ve tatsız tuzsuz biçimde süreceğini gösteriyor.

Bu vesileyle, Ramazan Bayramı’nızı kutlar, sağlık ve mutluluklar dilerim.