Yeni Zelanda’dan Suriye’ye dünyanın hali

Eklenme Tarihi26.03.2019 - 8:15-Güncellenme Tarihi26.03.2019 - 8:15

Birbirinden binlerce kilometre uzakta cereyan eden “dini referanslı” terör saldırıları bir madalyonun iki yüzü olarak karşımıza çıkıyor. Bir yüzünde “dini referanslı” Yeni Zelanda terör saldırısı ve ona verilen tepki var. Diğer yüzündeyse, başta Suriye’de olmak üzere, yine “dini referanslı” DAEŞ terör örgütünün saldırıları ve ona verilen tepki bulunuyor. 

Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern terörizme karşı siyasi liderlerin duruşunun nasıl olması gerektiğinin iyi bir örneğini verdi. Terör saldırısının amacının kendi yönetiminin zaaflarının yanı sıra, halkına ve dünyaya korku mesajı, nefret aşılamak olduğu gerçeğinden yola çıkarak tutumunu ortaya koydu. Teröristin çabalarını boşa çıkarmayı, propaganda silahını elinden almayı ve etkisini azaltmayı başardı.

Muhtemelen bu trajediden ders alarak ülkesinin diğer hatalarını, eksikliklerini de giderecektir. Ancak, ister bölgesel, isterse küresel olsun terörizmle mücadelenin tek bir hamleyle kazanılmayacağı açık. Potansiyel teröristler, eleman devşirdikleri radikalleşme sürecine dahil olmuş aşırıcılar daima var olacaktır. Üstelik küreselleşen dünyamızda, sakin bir ada devleti olsanız bile bu konularda bazen çaresiz bazen de yetersiz kalabilirsiniz. Örneğin, teröristleri harekete geçiren motivasyonu (dini, etnik, siyasi) yok edemediğiniz gibi, şoke edici eylemlerin nasıl uygulanacağına dair binlerce kilometre öteden yayılan fikirlere de tek başınıza engel olamazsınız. 

Yine de ilerleme sağlamanın yolu terörizmle küresel mücadeleden geçiyor. Yeni Zelanda örneğinde olduğu gibi iyi ve doğru yaklaşımlar etkisini uzun sürede gösterirken, maalesef kötü örnekler ve hareketler daha hızlı yayılıyor. Tıpkı Suriye’de olduğu gibi.

Nitekim madalyonun “sorunlu” diğer yüzü Suriye’de, DAEŞ, terörizmi stratejik araç haline getirerek dünyayı şoke etmeyi başardı. Bugün ABD desteğindeki diğer terör örgütü PKK/PYD’nin “zaferine” tanıklık ediyoruz. Ancak zafer ilanı, bazı mahfillerde bir dizi itiraz ve endişeyi de tetiklemiş görünüyor. Zaferin, kısa dönemli çıktısı “DAEŞ’in karakterinin değişimi, orta vadeli çıktısı ise bölgede dengeleri değişmeye zorlaması olacak gibi görünüyor.

Terörizm kültürünün/uygulamasının ürünü olan ve DAEŞ’e karşı desteklenen PKK/PYD, DAEŞ sonrasını farklı bir boyuta sürüklemeye devam ediyor. Suriye’nin siyasi/toprak bütünlüğünden Irak iç dengelerine, Türkiye’nin güvenliğinden Sünni Arapların geleceğine kadar geniş bir alanda kolayca sönmeyecek ateşi tutuşturmuş durumda. 

Uzmanların ortak görüşü, DAEŞ’in bitmediği, ancak karakterinin değiştiği yönünde. DAEŞ devlet olma hedefinden vazgeçerek hızla yerin altına inecek ve işlerini ağ üzerinde yürütecektir. Bu değişimi cesaretlendirecek, etkilerini artıracak o kadar çok hatalı karar, malzeme ve araç var ki can sıkıcı eylemleri duymak sürpriz olmayacaktır. Nitekim zaferin ilan edildiği son toprak parçasından dünyaya yayılan görüntüler, aşırıcılık, radikalizm ve terörle mücadele alanında çalışanlar için çok şey ifade ediyor. Konunun uzmanları, bu verilerden yola çıkarak geleceğe baktıklarında hiç de iyimser bir tablo görmüyorlar. Çünkü, DAEŞ’in terör vahşetine verilmiş cevap, hiç de kalpleri ve beyinleri kazanmayı salık veren kitaplara uygun değil. Görüntülerde Yeni Zelanda Başbakanı’nın sağduyulu, müşfik, kararlı ve akıllı tutumundan da pek eser yok.