Yerel seçim sonuçlarına farklı bir cepheden bakmak

Eklenme Tarihi02.04.2019 - 8:15-Güncellenme Tarihi02.04.2019 - 8:15

Yerel seçim bitti. Tartışmaların bir süre daha devam edeceği açık. Seçime yüklenen anlam iki farklı cephede ele alınabilir. Birincisi, salt yerel yönetimde tercihler ve bunun ülkenin genel cari iç politikasına yansıması. Diğeri ise HDP bağlamında görüldü gibi, yerel yönetim tercihlerinin ötesinde dış gelişmelerle ilişkili boyutu.   

Önümüzdeki günler gündem iki konuyla şekillenecek. Birincisi ekonomi. Diğeri ise güvenlik ve dış politika. Dış politikanın odaklanacağı konular, yapısı ve aktörleri gereği iç içe girmiş geniş bir yelpazeden oluşuyor. PKK sorunu gibi. Suriye ve Irak girdabının çekim kuvveti, Türk dış politikasının neredeyse tüm konularını etkilemeye devam ediyor. Özellikle Suriye cephesinde bugüne kadar ötelenen sorunların ne önemi ne de acilliği ortadan kalkmış değil. Önümüzdeki günlerde yine İdlib ve Fırat’ın doğusunu tartışmaya devam edeceğiz. Özellikle de Menbiç ve “güvenli bölge” çerçevesinde.

ABD’nin her türlü desteği verdiği PKK/PYD’nin kontlrolünün devam ettiği DAEŞ’ten temizlenmiş bölgede yaklaşık beş milyon insan yaşıyor. Üstelik bölge su, petrol, doğal gaz ve tarım zengini. Kendisini ayakta tutabilecek büyüklük ve zenginlikte. Dahası, ABD yönetimi 2020 bütçesine çatışma sonrası düzen kurulması ve yönetim kapasitesi inşası için 300 milyon dolar tahsis etti. Buna ilave olarak, Suudi ve diğer ülkelerin neler vaat ettiklerini henüz bilmiyoruz.

Aylardır Türkiye ile Menbiç ve güvenli bölge konusunu tartışan ABD, diplomatik manevralarla konuyu yerel seçim sonuna kadar, “bir kazaya meydan vermeden” ötelemeyi başardı. Bu süreçte ABD bir yandan da askerlerini nasıl çekeceğini tartışırken, bir yandan da “yerel kapasite” inşasını hızlandırdı. PKK da buna uyumlu davranarak hem diplomatik faaliyetlere hem de propagandaya hız verdi. Öte yandan, PKK’nın Türkiye’yi meşgul edecek terör eylemlerine hız vermesi de gözden kaçmıyor. Terör temposunun seçim sonrası artacağına dair de güçlü emareler var. Özellikle Afrin, Kuzey Irak ve Türkiye içlerinde.

Eylem temposunun artırılmasının, Türkiye’nin ABD ve Rusya ile yürüteceği müzakerelerde elini zayıflatmayı hedeflediği bir sır değil. Bu tabloya bir de ekonominin olumsuz gündemi dahil edilince, gelişmelerin hangi boyutlarda varabileceğini öngörmek daha da kolaylaşıyor. Nitekim tarihsel tecrübeler bir fikir verebilir. PKK, 1993 yazında, Rusya’nın Orta Asya-Kafkasya politikalarında “ayaklanma” teşebbüsü, 2015’te de ABD’nin Suriye politikasına “hendek/şehir savaşları” ile kendisine verilen rolü oynadı. 

Bütün bunlar bize, Suriye’nin geleceğinin tartışılacağı gün, PKK/PYD’nin ABD’nin desteğini almış, etkin askeri/siyasi mimariye sahip bir aktör olarak masaya oturacağını söylüyor. Konuya uzak kimseler olup bitenleri yerel seçimlerle ilişkilendiremeyebilir. Ancak seçim sonuçlarını çevremizde olup bitenlerle birlikte ele almanın gerekliliği de açık. Nitekim sonuçlar salt bir rakamsal öyküden öte mana taşıyor. Oysa bölgede vuku bulan siyasi, askeri hareketleri seçim sonuçlarıyla doğru ilişkilendiren sağlıklı bir analize ihtiyaç olduğu açık.