Artık son olsun

Beşinci filme ulaşması akıl kârı olmayan serinin yeni halkası, özel efekt ve aksiyon şovundan ibaret

Bu yıl Berlin Film Festivali’nin jüri başkanı Hollandalı yönetmen Paul Verhoeven, Hollywood’un yeni dönemde yetişkinlere yönelik ana akım filmler çekmemesinden yakınıyordu. Michael Bay’in oyuncaklardan yola çıkan serisinin beşinci halkası “Transformers 5: Son Şövalye / Transformers: The Last Knight”, Verhoeven’ın yakınışını haklı çıkarmakla kalmıyor, “The Avengers” gibi filmleri olgun başyapıtlar gibi bırakıyor. Filmin saçma sapan bir öykü akışına eklemlenmiş, daha büyük patlama, daha çok aksiyon dışında hiçbir vaadi yok.

Yine de konuyu özetlemeye çalışalım: Dev robot Transformer’lar dünyada iyi karşılanmamaktadır. Ama Mark Walhberg’ün canlandırdığı Cade Yaeger, onlarla dostluğunu sürdürür. Dünya Transformer’ların gezegeninden kötücül bir kadının tehdidi altına girince insanlar, Transformer’larla birlikte çalışıp dünyayı savunurlar. Karman çorman hikaye, uzun ve daha büyük aksiyon sahnelerinin çeşnisine dönüşüyor. İnsanlar arasındaki sahneler diyalog yazımı ve oynanışı açısından sinemanın en kötü uygulanmış klişelerini barındırıyor. Walhberg ve Bay, bunun seriye vedaları olduğunu açıkladılar. Bu noktada, Transformers mirasına kimsenin sahip çıkmamasını dilemek gerekiyor.

Artık son olsun

“Transformers 5: Son Şövalye / Transformers: The Last KnIght”
Yön.: Michael Bay Oyn.: Mark Wahlberg (Cade Yeager), Anthony Hopkins (Sir Edmund Burton), Josh Duhamel (William Lennox), Laura Haddock (Vivian Wembley), Santiago Cabrera (Santos), Isabela Moner (Izabella) Sen.: Art Marcum, Matt Holloway, Ken Nolan Gör.: Jonathan Sela Müz.: Steve Jablonsky

Kusursuz çocukluk hikayesiArtık son olsun

Katalan yönetmen Carla Simon’un ilk filmi “’93 Yazı / Estiu 1993” sinemanın bazı konuları tükettiğini düşündüğünüzde karşınıza çıkıp sizi şaşırtan yapımlardan. Çocukluk ve büyüme hikayelerine samimi, sıcak ve her kalbi fethedecek bir halka ekleyen film, ailesini kaybeden altı yaşındaki Frida’nın dayısının ailesini yuvaya dönüştürme süreci üzerine. Carla Simon’un çocuk oyuncularından aldığı performans, çocuk bakışına sadakati ve elde ettiği duygusal etki “’93 Yazı”nı kaçırılmaması gereken bir filme dönüştürüyor. “’93 Yazı” bu yılki Berlin Film Festivali’nden En İyi İlk Film Ödülü aldı.

Terörden sömürü çıkarmakArtık son olsun

“Krallık / The Kingdom” ve “Lone Survivor” gibi ABD milliyetçisi ve askeriye hayranı filmleriyle tanınan yönetmen Peter Berg, aynı bakış açısını “Kara Gün / Patriots Day”e de taşıyor. Film, 2013’te Boston maratonunda gerçekleşen terör saldırısını, güvenlik yetkilileri, terörün kurbanları ve teröristler gibi birçok insanın bakış açısından gösteriyor. Başrolünde Mark Walhberg’ün bir polis memuru olarak yer aldığı film, önce saldırıya sonra da faillerin yakalanma sürecine odaklanıyor. Berg söz konusu olduğunda beklendiği gibi en saf haliyle bir Amerikan yurttaşlığı övgüsüne sahip “Kara Gün”, terörün yarattığı dehşeti ABD propagan-dasıyla sömüren bir yapım.

Haftanın diğerleri

- Vatche Boulghourjian’ın yönettiği Lübnan yapımı “Dağların Ardında / Tramontane”, genç bir adamın kimliğinin sahte olduğunu öğrenmesinin ardından geçmişinin peşine düşmesi üzerine. Karakterin yolculuğunu Lübnan’ın tarihine uzanan bir sosyal boyuta taşıyan film, ilgiyi hak eden bir yapım.

- “Somersault” ve “Lore” ile tanınan Avustralyalı yönetmen Cate Shortland’ın yeni filmi “Berlin Sendromu / Berlin Syndrome”, başrollerini Teresa Palmer ve Max Riemelt’in paylaştığı bir psikolojik gerilim.

- Uğur Uludağ’ın yönettiği komedi türündeki “Tatlı Şeyler”in oyuncu kadrosunda Cem Özer bulunuyor. Adnan Güler’in imzasını taşıyan “Büyü 2” ise korku türünde.

- Almanya yapımı animasyon “Tavşan Okulu”, çocuklara hitap ediyor.