Beşinci kez “Karayip Korsanları”

Gişede başarılı olan fantastik seri “Karayip Korsanları”nın beşinci filminde akıllardaki soru, serinin izleyici tarafından sahiplenilmeye devam edip etmeyeceği denilebilir

Serüvenine 2003 yılında başlayan ve Johnny Depp’in çok sevilen Kaptan Sparrow portresiyle izleyicinin sevgisini toplayan “Karayip Korsanları” serisinin beşinci filminde bir kez daha hikayenin merkezinde Jack Sparrow var. Yönetmenliğini seride ilk kez yönetmen koltuğuna oturan Norveçli Jachim Ronning ve Espen Sandberg’in üstlendikleri “Karayip Korsanları: Salazar’ın İntikamı / Pirates of the Caribbean: Dead Men Tell No Tales”da, Jack Sparrow’un peşine eski bir düşmanı olan Armando Salazar düşüyor. Salazar denizlerdeki tüm korsanları ortadan kaldırmakta kararlı. Sparrow da bu durumdan kurtulmak için Poseidon’ın asasının peşine düşüyor. Ancak bu asayı ele geçirmesi halinde denizlerin kontrolünü Salazar’dan alması söz konusu olabilecek.

Filmin seriyi sonlandırıp sonlandırmayacağı henüz belli değil. Başta haberler hemen altıncı filmin çekildiği yönünde olurken bunun hazırlıklarının başlamadığı ve bu filmin Sparrow’un son macerası olabileceği belirtilmişti. Ancak serinin yeni yönetmenleri devam filmlerinin muhtemel varlığından bahsediyorlar. Eleştirmenler özgünlüğü çok önceden kaybeden seriden çoktan ümidi kesti. Nitekim film zayıf eleştiriler aldı. Ancak filmin ABD gişesinde yaptığı performansa dünyadan da güçlü bir gişe rakamı eklenirse Jack Sparrow, Johnny Depp’in suretinde denizlerdeki maceralarına devam edeceğe benziyor.

Beşinci kez  “Karayip Korsanları”

“Karayip Korsanları: Salazar’ın İntikamı”
Yön.: Joachim Ronning, Espen Sandberg Oyn.: Johnny Depp (Kaptan Jack Sparrow), Javier Bardem (Kaptan Salazar), Geoffrey Rush (Kaptan Hector Barbossa), Brenton Thwaites (Henry Turner), Kaya Scodelario (Carina Smyth) Sen.: Jeff Nathanson, Terry Rossio Gör.: Paul Cameron Müz.: Geoff Zanelli

Sıcak bir aile hikayesiBeşinci kez  “Karayip Korsanları”

Yönetmen Marc Webb, yeni filmi “Deha / Gifted”le bir kez daha bağımsız sinema köklerine dönüyor. Film Kaptan Amerika rolüyle tanınan Chris Evans ile yetenekli çocuk oyuncu Mckenna Grace’i başrollerine yerleştiriyor. Annesini kaybeden Mary’yi geleneksel toplumun kurallarına kulak asmadan büyüten Frank’in düzeni, Mary’nin matematik alanında deha noktasında yetenekli çıkmasının ardından bozulur çünkü çocuğun anneannesi Evelyn onu kendisi büyütmek istemektedir. Film, akıcı ve esprili diyalogları, sıcak atmosferi ve rahatlıkla izlenen hikayesiyle özgünlük sunmasa da izleyicinin kalbini çalmakta zorlanmayacak.

Polisiye türünün yetkin örneği

Güney Kore’nin önemli sinemacılardan Kim Jee-Woon’un yeni filmi “Karanlık Görev / The Age of Shadows”, polisiye türünün çok yetkin bir örneği.
Beşinci kez  “Karayip Korsanları”

Japonya işgali sırasında Kore’de geçen film, Kore’nin bağımsızlığı için hareket eden bir grubun üyeleriyle Japonların atadığı Koreli bir polis şefi arasında geçen bir polisiye öykü. Karakterlerin taraflarının sürekli yer değiştirdiği film, başta anlaması zor bir dünya sunsa da sabır gösteren izleyiciyi ödüllendiren, çok zeki bir senaryoya ve çok parlak bir yönetmenliğe sahip.

Haftanın diğerleri

- Emir Kusturica’nın “Aşk ve Savaş / On the Milky Road”u geçen yıl Venedik Film Festivali’nin Altın Aslan adayları arasındaydı. Başrollerini Kusturica ve Monica Bellucci’nin paylaştığı film, Bosna Savaşı döneminde geçiyor ve süt dağıtan bir adam ile İtalyan bir kadının aşkını anlatıyor.

- Samet Çakırtaş’ın yönettiği korku filmi “Sinsiran: Yasak Aşk”, büyünün etkisindeki bir aileyi konu ediniyor.

- Moharram Zeinalzadeh ile Mustafa Delazy’nin yönettikleri yerli film “Yarının Adı Başka”, bir çobanı merkeze alan bir dram.

- Atakan Şatıroğlu ve Berkay Berkman’ın yönettikleri “Katre”, bir emlakçı üzerinden dini bir ikileme odaklanıyor.

- Gözde Kural’ın ilk uzun metrajlı filmi “Toz”un başrolünde Öykü Karayel var. Film, aile geçmişinden izler bulmak için Afganistan’a giden bir kadınla ilgili.

- “Özgürlüğün Sesi Bilal”, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ortak yapımı ve dini temalı bir animasyon.

“Hemen herkes paçayı kurtardı”

Robert De Niro “Wizard of Lies” adlı filmde tarihin en büyük dolandırıcılarından Bernard Madoff’u canlandırıyor. De Niro ekonomiyi derinden etkileyen bu suçların neredeyse cezasız kaldığı görüşünde

Ünlü aktör Robert De Niro, Amerikan tarihinin en büyük dolandırıcılık olaylarından birine imza atan, 50 milyar dolarlık vurgun yapan Bernard Madoff’u canlandırdığı filmi “Wizard of Lies” ile bu akşam ekranda olacak. Oscar ödüllü Barry Levinson’ın yönettiği filmi saat 21.00’de beIN Movies Premier kanalında izleyebilirsiniz. De Niro ile yapılmış Milliyet’e özel söyleşiyi yayımlıyoruz...

- Bildiğimiz kadarıyla bu filmde canlandırdığınız Bernard Madoff her zaman bir dolandırıcı değildi. Peki ne oldu da yetenekli bir finansçı bir dolandırıcıya dönüştü?

Bilmiyorum, bu soruya cevap veremem. Bence Madoff bu işe yavaş yavaş bulaştı. Zaten finans işindeydi. Fakat bir yanım da, ki bunda yanılıyor olabilirim, Madoff’un dolandırdığı insanları küçümsediğine inanıyor. Bilirsiniz, onları umursamadı. Küçümsediği tipteki insanlardandı. Kendisi başka bir dünyadandı.

- Aktörler canlandırdığı karakterleri yargılamamalı denir. Fakat Madoff hiç pişman değildi. Bu nedenle yargılamamak zor olmuştur...

Her dakika bir kan emici geliyor dünyaya...

Beşinci kez  “Karayip Korsanları”

“Çok iyi filmler çekildi”

- Madoff’u tanıyor muydunuz ya da ona yatırım yapan tanıdıklarınız var mıydı?

Evet. Birkaç arkadaşım vardı. Birkaç kişiyle konuştum; finans hakkında hiç konuşmadıklarını söylediler. “Çok nazik ve dost canlısıydı” dediler.

- Madoff çocuklarıyla çalışıyordu. Yönetmen Barry Levinson da bu film için oğlu Sam ile çalıştı. Senaryoyu o yazmıştı...

Bence Madoff çocuklarına da eşine de hiçbir şey anlatmadı. Barry (Levinson) da böyle düşünüyor. Onları bu işlere bulaştırmak istemedi. Zaten ne anlamı var ki? Bu aileyi zor bir duruma sokardı. Tabii ki onlara söyledi fakat bu, yaptıklarının ortaya çıkacağını anladığı zaman gerçekleşti.

- Ailenizle aranızda bu kadar büyük bir sır olması da işleri zorlaştırır, değil mi?

Evet. Bunu sahildeki sahnede anlıyorsunuz. Çocukları ne döndüğünü öğrenmek istiyor ama o Donald Trump gibi davranıyor.

- Bu tip suçların; dolandırıcılık, sahtekarlık ya da finansal yolsuzluk, aslında sadece beyaz yakalıları ilgilendiren, kurbansız suçlar olduğu düşünülür. Siz de bu filmden önce böyle mi düşünüyordunuz?

Evet, güçlü bir şekilde. Birçok insan bu gibi suçlardan paçayı kurtardı. Bununla ilgili birçok film yapıldı. Belgeseller, çok da iyilerdi. “Büyük Açık / The Big Short” bunlardan biriydi. Hiçbir işe yaramadılar.

- Sizce yeni yönetim önlem alabilecek mi?

Sanmam. Tabii ki hiçbir zaman bilemezsiniz. Trump ne yapacağı kestirilemeyen biri. Bundan faydalanmış olsa yapabileceğini düşünebilirsiniz. Fakat inanın bana, sistemi iyi biliyorum. O da biliyor.

“Sezgileriniz açık olmalı”

- Yaşayan birini canlandırmak alışılmadık bir şey. Peki zor mu?

Hayır. Madoff hakkında elimizde birçok bilgi vardı. “Kızgın Boğa”yı çekerken de Jake LaMotta ile zaman geçirme fırsatım olmuştu. Marty (Scorsese) ile daha sonra da konuştuk; kitap ve Jake ile olan konuşmalarımız üzerinden gitmeye karar verdik. Demek istediğim, canlandırdığınız insanın gerçek ve hayatta olması güzel bir şey. Tabii ki size anlattıklarının ne kadarının doğru olduğunu bilemezsiniz. Bu da normal bence. Sezgileriniz açık olmalı; hikaye, karakter nasıl olacak? Seçim yapmalısınız.

- Madoff ile fiziksel olarak da benzediniz...

Evet. Biliyorum. Şanslıydım.

Barry Levinson: “Danny DeVito meşguldü”

- Bu rolü Robert De Niro’dan başka kime teslim ederdiniz?
Barry Levinson: Hiç kimseye.Robert De Niro: Doğru söyle. İlk kime gittin?
Barry L.: Danny DeVito’ya gittim; meşguldü. Bob, yapım şirketi Tribeca ile bu iş üzerinde çalışıyordu zaten. Oturup konuştuk. Daha sonra ben oğlumu da çağırdım.

- Oğlunuz Sam ile bir daha çalışmak ister misiniz?

Barry L.: Evet. Eğlenceliydi. Robert, Sam’in çocukluğunu biliyor. Yanlış hatırlamıyorsam ilk gösterdiğim senaryoyu Sam’in yazdığını söylemedim. Çok sevdi, “Bu işe yarar” dedi. Daha sonra “Bunu Sam yazdı” dedim.
Çeviren: FIRAT KARADENİZ