Bu hayallerdeki Al Pacino filmi mi?

Al Pacino gibi güçlü ve seyircinin sempatisine peşin peşin sahip bir aktör, yalnız ve aksi bir adamı merkeze alan “Hayallerimdeki Kadın” için gerekli ama bu film Al Pacino’nun kariyeri için gerekli değil

Amerikan bağımsız sinemasının “All the Real Girls” ve “Undertow”la tanınan yönetmeni David Gordon Green, “Hayallerimdeki Kadın / Manglehorn”da başrole neslinin efsane ismi Al Pacino’yu yerleştiriyor. Pacino’nun canlandırdığı çilingir Manglehorn, çok sevdiği kedisiyle yalnız bir hayat süren bir adam. Finansçı zengin oğluyla sorunlu, torunuyla şefkatli bir ilişkisi olan Manglehorn, yıllar önce aşk yaşayıp kaybettiği kadını düşünüp ona mektuplar yazmakla meşguldür. Ona ilgi duyan bankacı Dawn, Manglehorn’un sert kabuğunu kırmaya zorlayacaktır.

Film alıştığımız aksi, yaşlı adam hayata tutunabilecek mi sorusunu takip ediyor. Al Pacino izleyicinin sempatisini personasıyla peşin peşin yanına aldığından film için önemli. Ama özensiz senaryosuyla film, Al Pacino için önemli olamaz.

Karakter derinleşemiyor

“Hayallerimdeki Kadın”, “Hayatı yeni doğmuş bir bebek gibi seviyorum” gibi repliklere, kapıları açan çilingirin kendi kalbini kilitlemesi gibi kör gözüm parmağına metaforlara sahip bir film. Bu kadar mahrem bir yaşam süren bir adamı anlatan filmde, finalde akıllara durgunluk veren tekne sahnesi gibi büyük anlar tezat oluşturuyor ve izleyiciyle karakter arasındaki ilişkiyi zedeliyor. Gordon, ustası Terence Malick’in stiline öykünürken, karakteri ve hikayesiyle ilişkisini bir türlü kuramıyor. Filmi, merkeze bir karakteri alan ama karakteri derinleştiremeyen bir yapım olarak kalıyor.

“Hayallerimdeki Kadın / Manglehorn”

Yön.:David Gordon Green
Oyn.:Al Pacino (Manglehorn), Holly Hunter (Dawn), Chris Messina (Jacob), Harmony Korine (Gary) Sen.:Paul Logan Gör.:Tim Orr Müz.:Explosions in the Sky, David Wingo

Süper ajanlar tükenmiyor

Video oyunu “Hitman”in 2007’dekinin ardından ikinci sinema uyarlaması “Hitman: Ajan 47 / Hitman: Agent 47”, yönetmen Aleksander Bach’ın imzasını taşıyor. Başrollerini Rupert Friend, Hannah Ware ve Zachary Quinto’nun paylaştığı yapım, DNA değişimiyle süper ajana dönüşmüş bir adam ve buluşun sahibi bilim insanın kızının merkeze alındığı bir kovalamaca öyküsü. Film boş aksiyon sahneleriyle ilerleyip dövüş koreografileriyle izleyicisini oyalıyor. Bilgisayar oyunundan ziyade sinema filmi hissine geçebildiği anlar ise yok denecek kadar az.

Haftanın diğerleri

-Geçen yıl Venedik’in Altın Aslan adaylarından, Albert Camus uyarlaması “İnsanlıktan Uzakta / Loin des hommes”, 1954’te Cezayir’de geçiyor. Başrollerini Viggo Mortensen ve Reda Kateb’in paylaştığı film, cinayetle suçlanan bir köylü ile onu
bir yere götürmekle görevlendirilen bir öğretmenin yolculuğunu anlatıyor.

-Bu haftanın iki korku filminden biri, 2012 yapımı kalburüstü korku “Sinister”ın devam filmi “Lanet II / Sinister II”. Ciaran Foy’un yönettiği, Scott Derrickson ve C. Robert Cargill’in senaryosunu yazdığı devam filminde ilk filmin başrolü Ethan Hawk filmin sonundaki akıbeti nedeniyle yok. Bu filmde de çocukların ruhlarını ele geçiren Bughuul, yeni bir aileye musallat oluyor, şerif olayları çözmeye çalışıyor. İkinci korku filmi ise Tayland yapımı “13 Beloved”ın yeniden çevrimi
“13 Günah / 13 Sins”. Daniel Stamm’ın yönettiği filmde, sıradan bir adam bir telefonla verilen emirlerle günah işleyip para kazanıyor.

-Gösterime giren animasyonlardan ilki, iki Harry Potter filminin yönetmeni Chris Columbus’un yönettiği “Pixels”. Filmde dünyaya Pac-Man gibi nostaljik oyun karakterleriyle saldıran uzaylılar söz konusu. Diğer animasyon ise Fransa yapımı “Minik Kuş”.Filmde yalnız bir kuşun bir sürüye katılması anlatılıyor.

DVD

HAFTANIN YENİSİ

“PEŞİMDEKİ ŞEYTAN /It Follows

Korku sinemasının eski kalıplarıyla hem ürkütücü hem entelektüel derinliği olan bir film çıkarmak mümkün. Bunu kanıtlayan “Peşimdeki Şeytan”, yılın en iyi korku filmlerinden.