Bu sürücüyle gezilir

İngiliz sinemacı Edgar Wright, 1970’ler Amerikan sinemasını akla getiren ve bir soygun sürücüsünü merkeze alan “Tam Gaz”la eğlenceli bir filme imza atıyor

Zombilerin Şafağı” ve “Sıkı Aynasızlar”la İngiltere’de tür sinemasıyla mizahı benzersiz şekilde kurgulayan yönetmen Edgar Wright, “Tam Gaz / Baby Driver”la bu formülü Hollywood’a taşıyor ve ortaya son zamanların izlenmesi en eğlenceli aksiyon filmlerinden biri çıkıyor.

Bu sürücüyle gezilir

İsmini bir Simon and Garfunkel parçasından alan filmde, müzik daha ön planda olamaz. Çünkü filmin ana karakteri Baby, çocuklukta geçirdiği bir kazadan kalan çınlamayı kesmek için sürekli müzik dinliyor. Dolayısıyla akıl almaz bir soundtrack’e sahip filmde Baby’nin mesleği soygun sürücülüğü. Baby aslında bu mesleğin meraklısı değil ama suç lordu Doc’a borcunu ödemeye çalışıyor. Bir gün bir lokantada çalışan Debora’ya aşık olunca işler daha da karışıyor.

Film, 1970’ler aksiyonlarının stil sahipliğini, günümüzün cool’luk anlayışıyla bir araya getiriyor. Son dönemlerin vazgeçilmez aksiyonlarının bitmek bilmeyen ve yabancılaştırıcı sahneleriyle kıyasladığınızda filmin müziklerin eşlik ettiği aksiyon sahneleri izleyicinin ilgisini bir saniye bile kaybetmiyor ve heyecanın daha iddialıyla değil, işini bilen bir yönetmenlikle sağlanabileceğini kanıtlıyor.

Baby rolünde Ansel Elgort, filmi rahatlıkla taşıyabiliyor. Yan rollerde Kevin Spacey ve John Hamm filme renk katarken, Baby 2000 sonrasının akıldan çıkmayacak kahramanlarından birine dönüşüyor.

Baskı altında bir kadın

Bu sürücüyle gezilirÜnlü İngiliz tiyatro yönetmeni William Oldroyd, ilk sinema filmi “Lady Macbeth”te Nikolai Leskov’un kaleme aldığı Rus romanı “Lady Macbeth of the Mtsensk District”i Viktorya dönemi İngiltere’sine taşıyor. Ana karakter Katherine rolünde Florence Pugh’ın etkileyici bir performans sergilediği film, zengin bir tüccarla evlendirilen ve baskı altındaki Katherine’nin başka bir adamda tutkuyu keşfetmesinin ardından girdiği ve başlığının gönderme yaptığı karanlık yolu konu alıyor. Oldroyd mesafeli, kusursuz oluşturulmuş kadrajlarla hem izleyicisine yorum alanı açıyor hem de Katherine’nin sert dünyasını güçlü bir şekilde kuruyor.

Kristen Stewart ve Assayas’la alışveriş

Fransız sinemasının yenilikçi yönetmenlerinden Olivier Assayas, bu yönünü “Hayalet Hikayesi / Personal Shopper”da da sergiliyor. Geçen yıl Cannes Film Festivali’nde yarışan film, ruh dünyası, tüketim toplumunu bir araya getiren senaryosu ve akıllı telefon ekranlarına verdiği yerle akılları karıştırmış ve ilk gösteriminde yuhalanmıştı. Filmin hakkı sonradan teslim edildi.

Şu sıralar Assayas’ın gözde oyuncusuna dönüşen Kristen Stewart, filmde başrolde ve Valentine’i canlandırıyor. Valentine bir yandan sosyetik bir kadının kıyafetlerini deneyip onun için alışveriş yaparken diğer yandan kaybettiği kardeşinin ruhuyla iletişim kurmaya çabalıyor. Film bazı yerlerde işlemiyor ama bu Assayas’ın çabasının çoğu işleyen filmden daha ilginç, daha eğlenceli ve sinemasal olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Haftanın diğerleri

Bu sürücüyle gezilirPaul Currie’nin imzasını taşıyan “2:22”nin başrollerinde Michiel Huisman ve Teresa Palmer var. Film, her gün saat 2.22’de biten bazı olaylar nedeniyle hayatı mahvolan bir adamı konu alan gerilim türünde bir yapım.

Nick Jongerius’un yönettiği Hollanda yapımı korku filmi “Katliam Günü / The Windmill Massacre”, yel değirmenlerini ziyaret eden bir grubun başına gelen korkunç olaylar hakkında.

Oyuncu kadrosunda Nicholas Cage, Gina Gershon ve Nicky Whelan’ın bulunduğu “Bakıcı / Inconceivable”, Jonathan Baker’ın imzasını taşıyor. Film, geçmişinden kaçmak için yeni bir kasabaya yerleşen bir kadının hikayesini anlatıyor.