Nil Kural

Nil Kural

nil.kural@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Hayatımıza girdiklerinde henüz küçük birer çocuktular. Yıllar geçtikçe gözlerimizin önünde, adeta ellerimizde büyüdüler. Şimdi sondan bir önceki maceralarıyla yine hayatlarımızın tam ortasına dalıverdiler. Harry Potter ve arkadaşları Ron ile Hermione’den bahsediyoruz. Potter’ın azılı düşmanı Lord Voldemort ile olan savaşı serinin sondan bir önceki filmi “Ölüm Yadigarlar”nda da sürüyor. Heyecan iyice doruktayken, seriye ve artık her biri ün sahibi başarılı oyuncular olan “küçük” kahramanlarımıza, Harry Potter’ın dünyasına göz attık...

Haberin Devamı

Ölüm sahneleri
* “Harry Potter ve Melez Prens”in en can alıcı sahnelerinden biri kuşkusuz Sirius Black’in ölümüydü. Tam Harry Potter bir aileye kavuştu derken Black, Helena Bonham Carter’ın canlandırdığı Bellatrix Lestrange tarafından öldürüldü.
* “Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı”nda Potter’ın en yakını Profesör Dumbledore’un ölümü kuşkusuz pek çok hayranı için acı vericiydi.
* “Harry Potter ve Ateş Kadehi”nde “Alacakaranlık” serisi ile tanınan Robert Pattinson da vardı. Pattinson’un canlandırdığı Cedric Diggory karakteri de filmin sonunda öldü.

Harry ile birlikte büyüdüler

Daniel Radcliffe’in bugünkü serveti yaklaşık 60 milyon dolar
* Harry Potter’ı canlandıran Daniel Radcliffe ile başlangıçta 181 bin dolara anlaşılmıştı. Daha sonra bu rakam 2 milyon dolara çıkarıldı. Aktörün bugünkü toplam serveti yaklaşık 60 milyon dolar.
* Radcliffe rolü aldığını öğrendiği zaman küvette banyo yapıyordu.
* Harry Potter’ın doğum günü (31 Temmuz) yazar J.K. Rowling ile aynı. Tesadüfe bakın ki Potter’ı canlandıran Daniel Radcliffe de temmuz ayında doğmuş.
* Filmleri sırayla Chris Columbus, Alfonso Cuaron, Mike Newell çekti. Beşinci filmden itibaren yönetmen koltuğunu devralan David Yates seriye son noktayı da koyacak.
* Daniel Radcliffe ve Emma Watson sette profesyonel bir illüzyonistten büyü dersi aldılar.
* Gary Oldman’ın canlandırdığı Sirius Black’in vücudunda bir sürü dövme var. Bu dövmeler Rus hapishanelerinde mahkumların güçlü ve saygın olduklarını belirtmek için yaptırdıkları dövmelerden esinlenilerek tasarlandı.
* Emma Thompson 4 yaşındaki kızını, Richard Harris ise 11 yaşındaki torununu mutlu etmek için seride yer aldılar.
* Warner Bros. Harry Potter’ı önce seri yerine tek bir animasyon filmi şeklinde beyazperdeye uyarlamayı düşündü. Bunun nedeni de çocuk oyuncuların hızla büyümesiydi. Ama yazar J.K. Rowling’in ısrarlı talepleri üzerine şirket oyuncularla sekiz bölümlük anlaşma imzalamaya
mecbur oldu.
* Çekimler sırasında Daniel Radcliffe Robbie Coltrane’e şaka olsun diye cep telefonunun dilini Türkçe yaptı. Coltrane telefonunu eski haline getirmek için kuaförünün Türk babasını aramak zorunda kaldı.

Haberin Devamı

* Harry Potter hayranı Drew Barrymore, Rosie O’Donnell ve Robin Williams da seride rol almak istediler ancak yapımcıyla anlaşamadılar.
* Harry Potter’ın baykuşu Hedwig’i Gizmo, Ook ve Sprout adında üç baykuş canlandırdı. Filmdeki tekir kedi ise iki gün ortadan kayboldu ve çekime devam etmek için geri gelmesi beklendi.
* Filmin İngiltere Gloucester’taki katedralde çekileceğinin duyulmasından sonra yapımcılar bunun dinin suistimal edilmesi olduğunu söyleyen yüzlerce mektup aldılar. Ancak çekimler başladığında sete sadece bir protestocu geldi.
* Film için 500 değnek üretildi. Pek çoğu çekimler sonunda kullanılamaz hale geldi.
* Filmde “Büyücü dünyasınır yönetiminden sorumlu kurum” olan Sihir Bakanlığı’nın çekimleri için özel set kurulması düşünüldü. Ancak pahalı olacaktı. Bu yüzden stüdyo kurulmadı ve sahneler dijital olarak çekildi.
* Serinin son filmi iki bölümden oluşuyor. Bu iki bölüm 19 Şubat 2009-12 Haziran 2010 arasında çekildi. Yaklaşık bütçe ise 250 milyon dolar.

Haberin Devamı

Rowling: Dünyanın en zengin kadınlarından
Harry Potter’ın yaratıcısı J.K. Rowling, bugün dünyanın en zengin kadınları listesinde yer alıyor. İngiltere kraliçesinden bile zengin olan yazar, 2007’de Time Dergisi “Yılın İnsanı” seçildi. 2004 yılında da Forbes listesindeki ilk milyarder yazar oldu.
Harry Potter, Türkçede ilk kez Dost Kitabevi tarafından 1999’da basıldı. Fakat nedense çılgınlık, Yapı Kredi Yayınları’nın 2001’de “Harry Potter ve Felsefe Taşı”nı yayımlamasıyla başladı. Bu ilk kitabın çevirisi Ülkü Tamer’e aitti. Sonraki çevirileri ise Sevin Okyay ve oğlu Kutlukhan Kutlu yaptı.

Fırtınadan önceki sessizlik
Melankolik ve karanlık “Ölüm Yadigarları: Bölüm 1”, serinin en iyi filmi

Harry ile birlikte büyüdüler

Şu anda yedinci ve sondan bir önceki filmi vizyona giren Harry Potter serisiyle ilgili baştan beri bildiğimiz bir şey var: Filmlerin tonunun gitgide kararacak olduğu. Ne de olsa, seri Harry Potter ahalisinin temsil ettiği iyiler ve ilk filmden beri güçlenen Voldemort önderliğindeki kötüler arasındaki büyük bir savaşla sonlanacak.
“Harry Potter ve Ölüm Yadigarları: Bölüm 1”in başlangıcında Voldemort, Hogwarts’dan sonra Sihir Bakanlığı’nı da ele geçiriyor. Harry Potter, Hermione ve Ron, yani üç yakın arkadaş, filmin büyük bölümünde bir yandan Voldemort’un ölüm yiyicilerine yakalanmamaya gayret ediyor. Diğer yandan ise büyük iyi-kötü savaşında ellerini güçlendirecek bir şeyin peşindeler: Voldemort’un ruhunun parçalarını sakladığı nesneler olan Hortkuluklar’ı bulup yok etmek...
Aslına bakarsanız bu, tam anlamıyla fırtınadan önceki sessizlik filmi. Açılış sahnesinden itibaren melankolik, buhranlı atmosferini hissediliyor ve bu ruh hali filmin üzerinde kara bir bulut gibi asılı kalıyor. Serinin bundan önceki filmlerine sıcaklık ve neşe getiren Hogwarts’ın şamatalı okul atmosferi, renkli karakterler, hocalar bu filmde yok. Eğer bu filmi, “Yüzüklerin Efendisi” filmlerinin bir yeriyle karşılaştırmak gerekse bu, Frodo ve Sam’in Mordor’a iyice yaklaştıkları son etap olurdu.
Bütün karanlığına ve görece olaysızlığına rağmen “Ölüm Yadigarları: Bölüm 1”, serinin sinema açısından hem en iyi filmi hem de serideki önemli bir boşluğunu tamamlıyor. Serinin en iyi filmi çünkü kitaptaki renkli olaylara sırtını yaslamıyor. Bununla üçüncü Potter filmine imza atan yönetmen David Yates, izleyicisine kötülüğün yaklaştığını, geçen filmdeki Dumbledore’un ölümü gibi yıkıcı sahne ve olayla değil, tamamen atmosferi kullanarak, karanlığı üzerinize yavaş yavaş çökerterek veriyor. Bunun da şok anlarından çok daha etkili olduğunu, filmin yarattığı hissin çok daha uzun sürmesinden anlayabiliriz.
Voldemort ve Potter arasındaki meydan savaşını, 2011 yazında izleyeceğiz. Bunun öncesindeki bu melankolik sükunet filmini ıskalamamak gerekiyor.

“Harry Potter ve Ölüm Yadigarları: Bölüm 1”
Yön.: David Yates Oyn.: Daniel Radcliffe (Harry Potter), Emma Watson (Hermione Granger), Rupert Grint (Ron Weasley), Ralph Fiennes (Lord Voldemort), Helena Bonham Carter ( Bellatrix Lestrange) Sen.: Steve Kloves Gör.: Eduardo Serra Müz.: Alexandre Desplat

Çağan Irmak bir masal anlatıyor
“Prensesin Uykusu” yönetmenin “kendini iyi hisset” filmi

Harry ile birlikte büyüdüler


Çağan Irmak’ın yeni filmi “Prensesin Uykusu”nun ana karakteri Aziz. Sürekli gülümseyen ve hayata iyimser bir bakışı olan Aziz, bir kütüphanede çalışıyor. Evini, yetimhaneden arkadaşı Neşet’le paylaşıyor. Bir sabah uyandığında, apartmanına Gizem ile annesi Seçil’in taşındığını görüyor. Gizem’in başına gelen talihsiz bir olay, onu “bir uykuya” daldırıyor. Aziz, küçük kıza yardımcı olmaya çalışıyor.

Genco Erkal müthiş
Çağan Irmak’ın “Prensesin Uykusu”nun senaryosunu oluştururken, çeşitli masallardan yola çıkıyor. Ama karşımızdaki karanlığa meyleden bir masal değil. İyiliğin, kötülüğe galip geldiği, aydınlık bir hikaye. “Prensesin Uykusu”, rahatlıkla Çağan Irmak imzalı bir “kendini iyi hisset” filmi olarak tanımlanabilir.
“Prensesin Uykusu”, masalları şehrin ortasına ve ritmine taşıyan senaryosuyla öne çıkarken, içerisinde oldukça iyi çizilmiş karakterler barındırıyor. Aziz’in ev arkadaşı Neşet ve emektar Yeşilçam yönetmeni İskender, filmin yan karakterleri belki ama ikilinin sahneleri filme büyük güç katıyor. Genco Erkal’ın İskender’de ortaya koyduğu performans tek kelimeyle muhteşem. Yücesoy’un doğal oyunculuğunu da övgüyü hak ediyor.
Irmak’ın filmimin diğer bir iyi yönü de, naif hikayesinin farkında olması ve bunun üzerinden de espri üretebilmesi. Klişeye kaçan bir diyalogu, onun klişe olduğunun farkında olduğunu belirten başka bir diyalog takip ediyor. Çağan Irmak’ın hikayenin naifliğini ciddiye almadığını göstermesi, filmin sıcaklığını artırıyor.
Çağan Irmak’ın bir sürprizi de filme eklediği animasyon bölümü...
Belirtelim, Irmak animasyonun da hakkını veriyor.