Kahramanların tatsız buluşması

DC Comics kahramanlarının buluşma filmi “Justice League: Adalet Birliği”, renkli karakterlerin olabilecek en renksiz birlikteliğine dönüşüyor.

Çizgi roman uyarlamaları dünyasının iki devi Marvel ve DC Comics, yıllardır sürdürülen rekabeti süper kahramanları filmlerde süper takımlara dönüştürme formülüyle devam ettiriyor. Marvel’ın “Avengers” serisinin DC Comics’teki karşılığı olan “Justice League: Adalet Birliği / Justice League”, bu dünyanın Batman, Superman, Wonder Woman gibi filmlerde alıştığımız karakterlerine Aquaman ve The Flash’i de ekleyerek bir süper takım kuruyor.

Superman’ın yasının tutulduğu bir dünyada başlayan filmde, Batman, Wonder Woman kendi işleriyle meşgulken dünya onu mahvetmek isteyen Steppenwolf adlı süper kötünün tehdidi altına girer. Bu onları takıma yeni üyeler de ekleyerek bir güç birliği oluşturmaya iter.

“Avengers”ın dozundaki mizahının tersine ciddi ve asık suratlı bir dünyada geçen film; dağınık ve bir ritim içinde bir araya gelmeyen parçaların birleşimi. Süper kahraman filmlerinin gişe başarısı bir yana popüler sinemanın en sık sunduğu yemek olmasının ve bu durumun kabak tadı vermeye başladığının sorgulanması için yeni bir vesile olması belki de filmin en iyi yönüne dönüşebilir.

Kahramanların tatsız buluşması

“JustIce League: Adalet Birliği / JustIce League”

Yön.: Zack Snyder Oyn.: Gal Gadot (Wonder Woman / Diana Prince), Jason Momoa (Aquaman / Arthur Curry), Amy Adams (Lois Lane), Ben Affleck (Batman / Bruce Wayne), Ezra Miller (The Flash / Barry Allen), Henry Cavill (Superman / Clark Kent) Sen.: Chris Terrio, Joss Whedon Gör.: Fabian Wagner Müz.: Danny Elfman

Kahramanların tatsız buluşmasıİlk Nesbo uyarlaması

Kuzey Avrupa polisiyesinin popüler ismi Jo Nesbo’nun aynı adlı kitabından uyarlanan, aynı zamanda yazarın ilk sinema uyarlaması unvanını taşıyan “Kardan Adam / The Snowman”, kağıt üzerinde polisiye hayranlarının nefeslerini kesiyordu. Yönetmen koltuğunda “Tinker Tailor Soldier Spy / Köstebek” uyarlamasıyla “Olgun polisiye iyi bir yönetmenin elinde nasıl olur?” sorusunu yanıtlayan Tomas Alfredson, Nesbo’nun dağınık dedektifi Harry Hole rolünde karanlık karakterlerde rüştünü ispatlamış Michael Fassbender ve kaynağın sağlamlığı birleşince; “Kardan Adam”, polisiyeseverlerin heyecanla beklenenler listesinin tepelerine taşındı.

Harry Hole, kadınları öldüren ve kendisini de kişisel olarak seri cinayetler izleğinin içine çeken katilin peşinde dolaşırken, Alfredson’un “Köstebek”teki ağırkanlı anlatımı burada işlemiyor. Stilize bir dünyada yolunu kaybeden film, polisiyenin heyecanı bir türlü yakalayamazken, Alfredson’un yapmayı hedefledikleri aradan göz kırpıyor. Ancak bu anlık işaretler sonucun görkemli bir karmaşa olduğunu değiştirmiyor.

Bir ailenin parçalanışı

“Dogtooth”la sinemanın dünyayı bir kabus gibi gören huzursuz yönetmenleri arasında yerini alan Yorgos Lanthimos, Yunanistan’ı geride bıraktıktan sonra çektiği ikinci İngilizce filmi “Kutsal Geyiğin Ölümü / The Killing of a Sacred Deer”la bu yıl Cannes’da yarıştı. En İyi Senaryo Ödülü’nü “You Were Never Really Here”la Lynne Ramsay’le paylaşan Lanthimos, başrollerinde Nicole Kidman ve Colin Farrell’ın olduğu filmde, bir doktor ve ailesinin yabancı bir çocuğun etkisiyle girdiği dehşetli yolu tarif ediyor.

Kahramanların tatsız buluşması

Lanthimos, günümüz dünyasının bir kabus olduğuna dair ilk görüşünü mizahın ve sertliğin yer bulduğu bir anlatımla göstermeyi bu filmle de sürdürüyor. Seyri huzursuz ancak dünyası özgün bu filmle Lanthimos; aile, insan ve topluma dair karanlık görüşünü tutarlı bir filmografiye çevirmeye devam ediyor.

Modern zaman ilişkileri üzerineKahramanların tatsız buluşması

Fransız sinemasının özgün yaratıcılarından Claire Denis’in bu yıl Cannes Film Festivali’nde “Yönetmenlerin 15 Günü” bölümünü açan yeni filmi “İçimdeki Güneş / Un beau soleil intérieur”, Roland Barthes’ın “Bir Aşk Söyleminden Parçalar”ının serbest bir uyarlaması. Günümüzün Paris’inde geçen filmde Juliette Binoche’un canlandırdığı ressam Isabelle boşanmasının ardından yeniden aşık olmak istemektedir. Bu yönde birbirleriyle hiçbir benzer tarafı olmayan adamlarla görüşmeye başlar. Claire Denis’in entelektüel romantik komedisi, Binoche’un başarılı performansının ve Isabelle karakterinin ilginçliğinin de yardımıyla modern zaman ilişkileri üzerine hem hafif hem zekice bir film.

Haftanın diğerleri

- Burçak Üzen’in yönettiği “Beginner” başrolünde Güven Kıraç’ın bulunduğu bir dram. Dersu Yavuz Altun’un imzasını taşıyan gerilim türündeki “Ayaz”, Burak Aksak’ın yönettiği ve Binnur Kaya’nın başrolünü üstlendiği komedi “Sen Kiminle Dans Ediyorsun?”, Sibel Tunç’un imzasını taşıyan komedi “Seni Gidi Seni” ve Mehmet Kütük’ün yönetmen koltuğuna oturduğu aşk filmi “Bizim Küçük Günahlarımız” haftanın diğer yerli film seçenekleri olarak sıralanıyor.

- “Küçük Vampir 3D / The Little Vampire 3D” ise haftanın çocuklara hitap eden animasyonu.

Kahramanların tatsız buluşması