Müjdeli bir ilk film

Kaan Müjdeci, Venedik’ten ödüllü “Sivas”ta sinema diline o kadar hakim ki ilk kez yönetmen koltuğuna oturduğuna inanmak gerçekten güç

Venedik Film Festivali gibi dünya sinemasının gözde festivallerinden birinin ana yarışmasına seçilen Kaan Müjdeci’nin ilk filmi “Sivas”, bu başarısıyla bir anda Türkiye sinema kamuoyunun gündemine oturdu. Üstelik Venedik’ten Jüri Özel Ödülü’yle döndü. Yarıştığı Antalya Film Festivali’nde hakkı olan ana ödüllerden birine uzanamaması kimseyi yanıltmasın, Kaan Müjdeci ilk filmde rastlanması zor bir ustalık gösterisi yapıyor.
Yozgat’ta bir köyde geçen filmde, ana karakter 11 yaşındaki Aslan. Öldü diye sahipleri tarafından bırakılan dövüş köpeği Sivas’ı sahiplenen ve iyileştiren Aslan, bu güçlü köpekle köyün erkeklerinin ilgi odağı oluyor. Onu başta dövüştürmeye yanaşmasa da zamanla Sivas üzerinden “küçük bir iktidar” sahibi olabileceğini fark edince işler değişiyor.

Hiçbir kusuru yok
Film bir çocuğun büyüme hikayesini erkekler dünyasına katılması, bu dünyada derisinin kalınlaşması, acımasızlaşması ve kurallara uyum sağlaması üzerinden işliyor. Sert bir film olarak nitelendirilebilecek “Sivas”, Orta Anadolu’dan güçlü bir erkek dünyası dinamikleri filmi. Ama erkek iktidarı hallerini yerelden yola çıkıp evrensel bir şekilde işleyebildiği için uluslararası önemli bir ödüle uzanması hiç şaşırtıcı değil.
Müjdeci mükemmel çekilmiş, kurgulanmış, görüntü yönetiminden ses tasarımına teknik açıdan hiçbir kusuru olmayan bir filme imza atıyor, küçük oyuncularından aldığı performanslar da cabası. Müjdeci’nin hakimiyeti o kadar etkileyici ki “Sivas”ın bir ilk film olduğuna inanmak güç. Müjdeci, Türkiye sinemasının mesele ettiği erkek dünyası dinamikleriyle ilgili çok da yeni bir söz söylemiyor belki ama akılda yerini üzerinden zaman geçtikçe sağlamlaştıran dört başı mamur bir filmle sinemaya çok iyi bir giriş yapıyor.

“Sivas”
Yön.: Kaan Müjdeci
Oyn.: Doğan İzci (Aslan), Çakır (Sivas), Hasan Özdemir (Hasan),
Ezgi Ergin (Ayşe), Furkan Uyar (Osman)
Sen.: Kaan Müjdeci
Gör.: Armin Dieroff,
Martin Hogsnes Solvang Müz.: Cevdet Erek

Şöhretin bedeli

“Unutursam Fısılda”, Çağan Irmak filmlerinde alışık olduğumuz aile ve müzik gibi öğelerin öne çıktığı bir yapım. Ege’de bir kasabada güzel sesli, müziğe düşkün lise öğrencisi Hatice (Farah Zeynep Abdullah), yeni atanan kaymakamın oğlu Tarık’la (Mehmet Günsür) tanışır. Tarık’la hem aşkı hem de müzik hayallerinin peşinde gitme cesaretini bulur. Ancak şöhreti bulmadan önce tutucu ailesine karşı koyması gerekecektir.
Hümeyra’nın sonradan Ayperi sahne adını alacak Hatice’nin ilerleyen yaşlarındaki halini canlandırdığı film, günümüz ile 1970’ler arasında gidip geliyor. Aşk, 1970’ler pop ortamı, ihanet, sırlar derken film, izleyicisini Çağan Irmak filmlerinde rastlandığı gibi duygusal tepelere çıkarmaya çalışıyor. Ama rock aranjman yapamadığı için mutsuz olan Tarık, bir anda değişen karakterler derken filmin senaryosunun ve karakter yapılarının derinleştirildiğinden bahsetmek güç. Benzer aksaklıklar 1970’ler dönem atmosferi konusunda da geçerli.

Diğerleri
l Amerikan sinemasının en ilginç kişiliklerinden Abel Ferrara, “New York’a Hoşgeldiniz / Welcome to New York”ta Dominique Strauss-Kahn skandalından yola çıkıyor. Strauss-Kahn’dan esinlenen karakteri Gerard Depardieu’nün, eşini ise Jacqueline Bisset’nin canlandırdığı film, çiğ görüntüleri ve aceleye gelmiş haliyle Ferrara’nın parlak günlerini aratıyor.
l Adem Kılıç’ın yönettiği “Oflu Hoca’nın Şifresi”, Çetin Altay, Ahmet Varlı ve Köksal Engür’ün rol aldığı ticari bir komedi.
l “Resident Evil” serisinin yönetmeni Paul W.S. Anderson’ın yönettiği “Pompeii”, tarihi bir felaket filmi. Başrolünde “Game of Thrones”un Jon Snow’u Kit Harington’ın olduğu film, köle ve gladyatör olan ana karakterin sevdiği kadını kurtarmak için zamana meydan okumasını anlatıyor. Filmin iyi eleştiriler almadığını ekleyelim.
l Çocuklara hitap eden Avusturya-Almanya yapımı animasyon “Arı Maya / Maya The Bee Movie”, nostaljik çizgi karakter Arı Maya’yı beyazperdeye taşıyor.

DVD

HAFTANIN YENİSİ

“TEMMUz SOĞUĞU / COLD IN JULY”
Jim Mickle’ın yönettiği bu sürprizlerle dolu gerilimi vizyonda kaçırdıysanız, bunu telafi etmenin zamanı. Sırf Sam Shephard’ın performansı için bile izlenir.