Oyuncakların pabucu dama atılmıyor

Ana akım animasyonların en iyi serisi “Toy Story”nin dördüncü halkası, izleyiciler ve özlenen kahramanlar arasında güzel bir buluşma vadediyor

Pixar’ın hem izleyicilerin hem eleştirmenlerin gözdesi olan serisi “Toy Story”, 2010 yılında çok güçlü ve duygusal bir üçüncü filmle hikayesini tamamlamış gözüküyordu. Dokuz yılın ardından gelen devam filmi, Woody, Buzz Lightyear gibi oyuncakların Andy’den sonra Bonnie’nin yanında yaşadıkları maceraları konu alıyor. “Toy Story 3”, aslında üçlemeye mükemmel bir nokta koymuş olsa da, dördüncü film serinin gücünü kaybetmediğini gösteren başarılı bir ekleme.

Andy’nin üniversiteye gitmesinin arından Bonnie’ye verilen oyuncaklar burada hayatlarını sürdürür. Bonnie yuvaya başlayınca plastik bir çataldan yaptığı oyuncak Forky de aralarına katılır. Ancak Woody, Forky’nin çöpe dönme isteğinin önüne geçmeye çalışırken kendisini yeni maceralarda bulur.

Pixar, bu sevilen serisinde teknik mükemmelliğine bir kez daha mizah ve duyguları yerli yerinde eklemeyi başarıyor. “Toy Story”nin zaten zengin olan karakterler galerisine ikinci el bir dükkanda karşımıza çıkan yeni oyuncakların ve Forky’nin eklenmesi, ekibin hayal gücünün de eksilmediğinin göstergesi.

Oyuncakların pabucu dama atılmıyor

Besson’dan başarısız bir “Nikita” denemesi

Luc Besson’un yeni filmi “Anna”, yönetmenin 1990 yapımı sevilen filmi “Nikita”yı akla getiriyor. Hayattan beklentisi kalmayan ve özel bir ajana dönüşme şansı verilen genç bir kadına odaklanan “Anna”, “Nikita”ya konu olarak benzese de yönetmenin formunun 1990’lara çok uzak olduğunu da düşündürüyor. Başrolde Anna’yı canlandıran Sasha Luss’a aralarında Helen Mirren, Luke Evans ve Cillian Murphy’nin olduğu tecrübeli isimlerin eşlik ettiği film, Soğuk Savaş’ın sonlarında geçiyor. Moskova’dan Paris’e giden Anna’nın hikayesi, klişe karakterler, heyecan vermeyen dönüşler, sözde sürprizler ve yavan aksiyon anlarıyla dolu.

Oyuncakların pabucu dama atılmıyor

HAFTANIN DİĞERLERİ

Yönetmenliğiyle de takdir toplayan İngiliz aktör Ralph Fiennes’ın yönettiği üçüncü film “The White Crow / Beyaz Karga”, alanının en etkin isimlerinden balet Rudolf Nureyev’in hayatına ve Sovyetler Birliği’nden Batı’ya ilticasına odaklanıyor.

Anthony Maras’ın imzasını taşıyan “Hotel Mumbai”, lüks bir otelde 2008 yılında gerçekleşen terör saldırısından yola çıkıyor.

Valeria Bruni Tedeschi’nin imzasını taşıyan “Yazlık Ev / Les estivants”, yazlığa tatile giden bir yönetmenin etrafında dönen ve aile ilişkilerinin karışık bir hal aldığı bir komedi.

Mehmet Gün’ün yönettiği “Güller”, 28 Şubat döneminde bir köyde geçen bir dram. Fatih Mehmet Karakuş’un yönettiği komedi “Bahtsız Bedri” ve gerilim türündeki “Kalpten Gerdanlık” haftanın diğer yerli film seçenekleri olarak sıralanıyor.

lJustin Pierce’ın yönettiği “13. Cuma / The 13th Friday”, ABD yapımı ve şeytani bir varlığı merkeze alan bir korku. Gösterime giren diğer bir korku filmi “Katil Bebek Geri Döndü / Charlotte the Return” adını taşıyor.