Uzayda bir baba oğul hesaplaşması

Tür sinemasına güçlü karakter dramları ekleyebilen yönetmen James Gray, bilimkurgu filmi “Yıldızlara Doğru / Ad Astra”da zanaatçı yönünü de sanatçı tarafını da yansıtıyor

“Yıldızlara Doğru /
Ad Astra”
Yön.: James Gray
Oyn.: Brad Pitt (Roy McBride), Liv Tyler (Eve McBride), Ruth Negga (Helen Lantos), Tommy Lee Jones (Clifford McBride)
Sen.: James Gray, Ethan Gross
Gör.: Hoyte Van Hoytema
Müz.: Max Richter

Uzayda bir baba oğul hesaplaşması


Tür sinemasına yakın duran ancak güçlü karakter dramlarının eşlik ettiği “The Immigrant” ve “Two Lovers” gibi filmlerde imzası bulunan yönetmen James Gray, sinemacılığın zanaat tarafını sanatçı hassasiyetiyle birleştiren özel bir yönetmen. Birkaç hafta önce Venedik Film Festivali’nin ana yarışmasında izleyiciyle buluşan yeni filmi “Ad Astra / Yıldızlara Doğru”da ilk kez bilimkurgu türünde bir yapıma imza atsa da, önceki filmlerindeki tarzını koruyor. Çekimleri ve atmosferinin gücüyle zanaat konusunda özenli film, bir baba oğul çatışması üzerinden karakterlerinin çıkmazlarını da göstermeyi ihmal etmiyor. Kuvvetli tekniğinin ötesine geçmeyi başarıyor.

Yakın bir gelecekte geçen filmde, Brad Pitt’in canlandırdığı astronot Roy McBride, dünyayı tehdit eden bir görev için yola çıkar. Bu görevin kişisel bir yönü de vardır; uzayda öldüğü düşünülen babasıyla hesaplaşmasının önünü açacaktır.

Film, uzayda yalnız ve varoluş dertleri olan astronot karakterlerden bir diğerini sunarken, onun iç dünyasını dış sesle izleyiciyle paylaşıyor. Bu sorgulayan, dertlerini açan ses, “Ad Astra”nın Terrence Malick yapıtlarıyla karşılaştırmasına kapı açtı. Ancak bu yüzeysel benzetmenin ötesinde Gray, bilimkurgu türünün gerektirdiği teknik konusunda zorlanmıyor ve iddialı bir yönetmenlik ve tasarım sunuyor. Film, sömürge düzenine ve kapitalizme de değinmeyi ihmal etmiyor. Filmin bağlandığı dünyayı korumaya dair mesajın da uzayı fethetmeye uzanan Amerikan değerlerine karşı olması ve gündemdeki acil çevre sorunlarına sırtını dönmemesi de anlamlı. Brad Pitt, filmde başarılı bir performans sergilerken, Gray de Brad Pitt’in yüzünü kadrajlarında başarıyla kullanıyor. “Ad Astra”, kusursuz bir bilimkurgu değil. Ancak akraba olduğu filmlerle birlikte tartışılmayı hak ediyor ve Gray’in filmografisinin tutarlı bir halkasına dönüşüyor.

Türkiye’nin Oscar adayı

“Bal” ile Berlin’den Altın Ayı kazanan Semih Kaplanoğlu’nun “Buğday”dan sonraki yeni filmi “Bağlılık Aslı”, bu yıl Türkiye’nin Oscar adayı olarak seçildi. Başrolünde Kübra Kip’in küçük bir bebeği olan Aslı’yı canlandırdığı film, işine dönmek isteyen şehirli modern bir kadını merkeze alıyor. Kaplanoğlu, önceki filmlerindeki gibi modern yaşamdaki manevi boşluğu işlese de, bunu yaratan sistemi görmezden geliyor. Sosyolojiyi bir kenara alırsak, karakter odaklı filmde, Aslı’nın yaşadığı boşluğun arkası psikolojik, tam olarak da dolmuyor. Kaplanoğlu’nun bebeğin bakımı üstlenen Gülnihal (Ece Yüksel) ile Aslı arasında kurduğu karşıtlık ilişkisi de Gülnihal’in dünyasına mesafeli durulduğu için Aslı’yı eleştirirken Gülnihal’i yüceltmek ikileminde kalıyor. Dolayısıyla Aslı’nın modern hayatın koşturmacası içinde annelik ile günlük yaşam arasında bocalaması modern kadını eleştiren bir noktaya varıyor.

Uzayda bir baba oğul hesaplaşması


Haftanın diğerleri

Ödüllü kısa filmleriyle tanınan Serhat Karaaslan’ın ilk uzun metrajlı filmi “Görülmüştür”, Berkay Ateş’in canlandırdığı cezaevi memuruna odaklanıyor. Film, görevi mahkumlara gelen mektupları okuyup sakıncalı yerleri işaretlemek olan memurun bir mahkumun eşine geliştirdiği saplantıyı merkeze alıyor. Film, İstanbul Film Festivali’nde ulusal yarışmada yer aldı.

Uzayda bir baba oğul hesaplaşması


Adrian Grunberg’in yönettiği “Rambo: Son Kan / Rambo: Last Blood”, Sylvester Stallone’nin başrolünü üstlendiği ünlü aksiyon serisinin beşinci halkası. Bu filmde Rambo, Meksika’da insan kaçakçılığı yapan bir çeteyle hesaplaşıyor.