Domates savaşları

17 Ağustos 2019

La Tomatina İspanyolların dünya çapında en çok ilgi gören festivallerinden biridir, Buñol adlı küçük kasabaya binlerce insanın akın akın gelmesine neden olur

Ağustos bereketin, bolluğun ve festivallerin ayıdır. En eski çağlardan beri bu ayda insanlar emeklerinin karşılığını aldıkları için şükrederler. Toprak ana bereketini sunmuş, hasat döneminin sonuna gelinmiştir artık. Sıcak ve keyifli yaz günlerinin ardından kışa hazırlık başlayacak, sofraların şenliği hiç bitmeyecektir.

Bazı Hıristiyanlar ağustos ayında üzümler okunmadan üzüm yemezler. Bunun nedeni de gayet basit açıklanabilir, bağbozumu gelmeden koruk üzüm yenmesin, insanlar bağları bozmasın diye düşünülmüş ve gelenekselleşmiş bir şeydir bu. Örneğin Ermeniler, 15 Ağustos Meryem Ana’nın göğe yükseliş bayramında okurlar üzümleri, Rum Ortodokslar da 6 Ağustos Meryem Ana’nın tecelli bayramında. Süryaniler de 15 Ağustos’ta hem üzüm hem incir okurlar. İşte İspanya’da Valencia yakınlarındaki Buñol’de her yıl ağustos ayının son çarşambası yapılan La Tomatina domates savaşı her ne kadar tarihçesi öyle değilmiş gibi gözükse de bana bu gelenekleri hatırlatır.

Mutlaka bilet almak gerekiyor

Festivalin herkes tarafından dört gözle beklenen domates savaşları ağustosun son çarşamba günü sabah saat 11.00 ile 13.00 arası yapılır. İspanya da tüm ülkeler gibi yaz aylarında onlarca festival ve etkinliğe ev sahipliği yapar ama La Tomatina festivali İspanyolların dünya çapında en çok ilgi gören festivallerinden biridir ve bu küçücük kasabaya binlerce insanın akın akın gelmesine neden olur.

Aslında 1945 yılında bir geçit töreni sırasında çıkan bir karışıklık nedeni ile çevredeki domatesleri atmaya başlayan insanların, ertesi yıl kendi domateslerini getirerek domates savaşları başlattığı söylenir. Bunları takip eden yıllarda da polis müdahalesi ve yetkili makamların bu domates savaşlarını gelenek haline gelmesini engelleyemediğini ve sonuçta bugünlerde yapılan bu büyük kutlamalara ulaşıldığını biliyoruz. Bu küçük kasabada kalacak yer bulmak zor olabilir. Bu açıdan belki Valencia’da kalarak trenle Buñol kasabasına gelmeyi deneyebilirsiniz. Valencia’da konaklamak için çok ucuz seçenekler de bulmanız mümkün.

Buñol kasabası Valencia’ya 40 km uzaklıkta. Her saat başını sekiz dakika geçe bu kasabaya giden bir tren kalkıyor şehrin tren istasyonundan. Bilet rezervasyonuna da gerek yok, gidip direkt istasyondan biletinizi alıp trene binebilirsiniz. Yolculuk 50 dakika sürüyor, domates savaşları saat 11.00’de başladığı için sabah saat 08.08, 09.08 ve 10.08 trenleri sizi festivale zamanında yetiştirir.

Yazının devamı...

Ekoturizm rotaları

10 Ağustos 2019

Doğayla içiçe bir tatil yapmak, tatil yaparken yeni şeyler öğrenmek ve gittiğiniz yöreye, üreticisine faydanızın dokunması, dünyadaki karbon ayak izlerinizi mümkün olduğunca azaltmak için yapılacak en güzel şey kendi ülkenizden başlayan ekoturizm rotaları olacaktır

Dünyayı yaşanır bir yer olmaktan çıkaran sayısız sorunun çözümü için tüm dünyada küresel anlamda uğraş verilirken aslında “Bireysel olarak ne yapabiliriz ki” diye düşünmek yanlış olur. Bireysel olarak herkesin yapacağı çok büyük katkılar var. Öncelikle herkes yaşamında doğadaki karbon ayak izlerini azaltmak için çaba sarf eder, tatil anlayışında da buna önem vermeye çalışırsa yarına daha yaşanabilir bir dünya bırakmak mümkün olur.

Karbon ayak izlerinin en baş sebeplerinden biri uçaklardır, uçaklar için kullanılan yakıtlardır. Elbette günümüz dünyasında bundan kaçınmak oldukça zor ama hiç değilse senede bir ya da iki tatilinizi turizmin pek çok çeşidinden biri olan ekoturizm konseptine uygun yapmanız hem dünyaya nefes aldıracak hem de sizi mutlu edecektir.

Outdoorcu ya da karavancıysanız ekoturizm büyük ihtimalle zaten tatil anlayışınızla örtüşüyordur. Bu durumda outdoorcular bütün yıl boyunca artık Türkiye’nin pek çok yerinde yapılan ekolojik kamplara katılabilir, karavancılar da yerel üreticilerden yaptıkları yiyecek alışverişleriyle hem üreticiye, hem doğaya ve özellikle de kendilerine büyük iyilik etmiş olurlar. Bu konuda seçenekleri sonsuza kadar çoğaltabiliriz.

Gönüllü de olabilirsiniz  konuk da

Ama siz derseniz ki “Ben outdoorcu da karavancı da değilim ama ekolojik tatil yapmak istiyorum” benim de aklıma ilk gelen ne olur biliyor musunuz? TATUTA. Buğday Derneği’nin Ekolojik Çiftliklerde Tarım Turizmi ve Gönüllü Bilgi, Tecrübe Takası projesinin kısa adı TATUTA. Projenin Türkiye’nin dört bir yanına dağılmış çiftlik evlerinde gönüllü de olabilirsiniz, konuk da. Denemenizi hararetle tavsiye edeceğim yerler buralar. Bu çiftliklere habersiz gitmemenizi mutlaka daha önceden müsaitlik durumunu öğrenerek ve rezervasyon yaparak gitmenizi özellikle hatırlatmak isterim.

Tek başına, arkadaşlarıyla ya da ailecek yapılacak bir tatil için bir başka önerim de Fethiye’deki Pastoral Vadi Ekolojik Yaşam Çiftliği olacak. Ekolojik mimari tasarımlarından oluşan taş, kerpiç ve ahşap evleriyle tüm yıl boyunca her isteğe hitap edecek bir tatil sunuyorlar. İster inzivaya çekilin, ister yoga, dans, terapi ve meditasyon çalışmalarına katılın sizi çok hoş bir tatil bekliyor olacak. Çocuklarınız varsa yazın burada yapılan çocuk kampı da mutlaka ilginizi çekecektir.

Yazının devamı...

Bodrum’a yakın sakin tatil

3 Ağustos 2019

Pırıl pırıl deniziyle sakin bir tatil hayali kuruyor, gürültüden uzak olmayı seviyor ve kampçı ya da karavancıysanız Bodrum’a 50 kilometre uzaklıktaki Mazı koyunu keşfedin

Bu hafta size saklı bir cennetten bahsedeceğim. Kalabalıklardan sıkılanlardansanız, yalnız başınıza kalmayı, gürültüden uzak olmayı seviyorsanız, kampçı veya karavancıysanız ve yeni bir yer arıyorsanız tam size göre bir yer var. Hem de inanmayacaksınız belki ama Bodrum yakınlarında. Mazı Bodrum’a 53 km mesafede dört mahalleden oluşan hoş bir köy.

Bölgede fazla arkeolojik araştırma yapılmamış olmasına rağmen yapılan birkaç yüzey araştırmasından anladığımız buranın tarihinin en azından Karya dönemine kadar gittiği. Elbette daha sonraki kültürlere de ev sahipliği yapmış olan Mazı, Karyalılar için ilginç koylara sahipti bence. Mazı köyü Çamlıca, Armutçuk, Yukarı Mazı ve Sedef, Ilgın, Hurma Sahili, İnceyalı, Taşlıyalı, Akarca isimli koylara sahip Aşağı Mazı mahallelerinden oluşuyor.

Bundan beş yıl önce Bodrum’da yaşayan bir arkadaşım sayesinde burayı keşfettim. Aşağı Mazı’da geldiğimiz işletme, restoranı, pırıl pırıl denizi, sakinliği beni çok etkiledi. O akşam Bodrum’a dönerken burada mutlaka tatil yapmalıyım demiştim.

Bu yıl gene aklıma geldi Hurma Sahili ve kısa bir tatil yaptım.

Mazı köyünün sahil kısmı turizmden geçiniyor. Eskiden el halısı yapılırmış köyde ama artık yok. Köyün geçim kaynaklarından biri de zeytin. Zeytinler çok kaliteli ve zeytinyağı da iyi. Çok miktarda narenciye bahçeleri olan Aşağı Mazı’da birkaç tane pansiyon var insanlar köyde evlerini pansiyona çevirmiş. Sahilde üç restoran var. Kayabaşı, Mazı ve Sahil restoran.

Çadır kuruyorlar

Yazının devamı...

Fethiye’de renkli rotalar

27 Temmuz 2019

Türkiye’nin kilometrelerce uzunluktaki en güzel plajlarına sahip olan Fethiye, deniz ve güneşin ötesinde, muhteşem tarihi, vadileri, koyları, adaları, yürüyüş yolları, her türlü spor imkanıyla unutulmaz tatil seçenekleri sunan ender yerlerden biri.

Haydi gelin bu hafta tatil anlayışı ne olursa olsun herkese hitap edecek bir yere gidelim: Fethiye. Ege’nin incilerinden Muğla’nın güzel ilçelerinden biri olan Fethiye turizm açısından çok gelişmiş ve dünya çapında tanınan önemli bir tatil destinasyonu.

Özellikle hareketli bir tatili sevenlerdenseniz Fethiye sizin için biçilmiş kaftandır.

Fethiye’de önerebileceğim çok sayıda güzel plaj var. Bunlardan biri sırf denize girmek için değil, inanılmaz manzaralar eşliğinde yürümek için de ideal olan Çalış Plajı. Bu plaja özellikle erken saatlerde gitmenizi öneririm. Öğleden sonra çok ciddi rüzgâr alan bir yer. Teke Yarımadası’nda yer alan Ölüdeniz dünyanın en güzel plajları listesinde yer alan mavi bayraklı, lagün oluşumu nedeniyle sakin ve berrak bir suya sahip bir doğa harikası. Çok bilinmesi nedeniyle fazla kalabalık olabiliyor ama mutlaka görülmeli. Kumburnu ve Belcekız Plajı’nı da görün buralara kadar gelmişseniz.

Outdoor ve yürüyüş konularında uzman da olsanız, yürüyerek oldukça zor ulaşılan ama tüm zorluklara değen bir yer de Kelebekler Vadisi’dir. SİT alanı olan bu vadiye en rahat ulaşım Fethiye’den kalkan teknelerle elbette. En sıcak yaz günlerinde bile sizi ferahlatacak bir yer olduğundan her türlü zorluğuna rağmen gitmenizi hararetle öneririm.

Yamaç paraşütü, rafting

Tarihi Likya Yolu üzerinde yer alan Kabak Koyu da eğlenmeyi, konaklamayı tercih edenler için ideal noktalardan biri.

Yazının devamı...

Babil olmasaydı UNESCO listesi eksik kalırdı

20 Temmuz 2019

Irak’ta bulunan antik kent Babil ile Dağıstan sınırında sarp dağların eteklerine ve nehir kenarına kurulmuş, pek çok tarihi yapıya ev sahipliği yapan, kendi de tarihi bir kent olan Şeki şehrindeki Şeki Han Sarayı UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmeye hak kazandı

UNESCO bu yılki Dünya Miras Komisyonu toplantısını Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenledi. Türkiye’nin dosya sunmadığı toplantı 1 Temmuz’da başlayıp 10 gün sürdü. Üye ülkelerin komisyona sunduğu 38 aday incelendi ve bunlardan 29 doğal ve kültürel anıt listeye alınma hakkını kazandı. Nefesimi tutarak UNESCO’nun sosyal medyadaki hesaplarından takip ettiğim bu toplantıdaki en heyecan duyduğum an Irak’ta bulunan antik kent Babil’in listeye kabul edildiğinin ilan edildiği andı.

Toplantıya ev sahipliği yapan Azerbaycan da ilginç bir aday sunmuştu. Dağıstan sınırında sarp dağların eteklerine ve nehir kenarına kurulmuş, pek çok tarihi yapıya ev sahipliği yapan, kendi de tarihi bir kent olan Şeki şehrindeki Şeki Han Sarayı Azerbaycan’ın adayıydı ve listeye girmeye hak kazandı.

Şeki Han Sarayı 18. yüzyılda hanların yazlık sarayı olarak inşa edilmiş. Bu yapı Azerbaycan mimarisinin önemli örnekleri arasında gösteriliyor. Sarayın en önemli mimari özelliği de yapımında çivi ve yapıştırıcı herhangi bir malzeme kullanılmamış olması.

Renkli işlemeleriyle ünlü

Küçüklüğüne rağmen büyük bir zarafet ve ihtişam taşıyan, çevresi surlarla çevrili olan bu saray iki katlı, altı odası ve iki tane de aynalı balkonu var. Salon ve oda duvarlarında geometrik şekiller, hayvan, ağaç, çiçek, meyve, savaş ve av sahnesi motiflerinden oluşan çok zengin renkli işlemeler var.

Sanat tarihçilerinin “şebeke” dediği ve ahşap çıtalar arasına çeşitli renklerde cam monte edilerek yapılan geometrik desenli pencerelerin bulunduğu saraydaki bu el sanatı kendi alanında en nadir örnekler arasında gösteriliyor. Pencerelerden yansıyan muhteşem ışığı, tavan süslemelerinin güzelliğini mutlaka görmelisiniz.

Yazının devamı...

Sıcaktan bunalanlara yayla havası

13 Temmuz 2019

Yayla çok Karadeniz’de... Ayder, Ovit, Pokut, Samistal, Palovit, Elevit, Yerçenik yaylaları uzun yürüyüşler yapabileceğiniz, fotoğraf tutkunları için muhteşem kareler çıkartacak doğa harikaları.

Tatil deyince aklınıza ne gelir bilemem ama eğer deniz, güneş, kum diyenlerdenseniz bu yıl deniz kıyılarında oluşan rutubet nedeniyle bunaltıcı hatta zaman zaman tahammül edilemeyecek derecede bir sıcak var bu yaz gene. Karasal iklimin hüküm sürdüğü coğrafyalarda sıcak pek zorlamaz insanı ama rutubetle birleşen sıcak öldürücü bile olabilir, dikkatli olmak gerek.

Mutlaka bir yerlere kaçmak gibi bir niyetiniz varsa benim her zamanki gibi öneri listemin başını Karadeniz yaylaları çekiyor. Organize turların çoğu şu sıralar Karadeniz turları. Tam da mevsimi. Kendi başınıza gezecekseniz kapın sırt çantanızı, karavan ile yola çıkacaksanız rotanızı deniz kıyılarından dağlara doğru çevirin derim.

Benim favorim her zaman olduğu gibi Karadeniz’in bozulmamış ender yerlerinden biri olan Fırtına Vadisi. Çamlıhemşin’in yukarı kısmında yer alan, Kaçkarlar’dan gelen Fırtına ve Hala derelerinin oluşturduğu doğa harikası Fırtına Vadisi ve muhteşem Fırtına Konakları nefes almak için en güzel noktalardan biri.

Yayla çok Karadeniz’de. Ayder, Ovit, Pokut, Samistal, Palovit, Elevit, Yerçenik yaylaları uzun yürüyüşler yapabileceğiniz, fotoğraf tutkunları için muhteşem kareler çıkartacak doğa harikaları. Karadeniz’in en doğusu ise en ilginç kısmı aslında. Artvin’e kadar gidin, Maçahel ve civarını mutlaka görün. Kafkasör Yaylası, dağ gölleri, özellikle Karagöl mutlaka görülecekler listenizde olsun. Yörenin kendine has mimari örneklerinden oluşan evler ve pansiyonlarda konaklayabilirsiniz.

Güneydeyseniz Üçoluk ve Bezirgan Yaylası

Outdoor konusunda tecrübeliyseniz çadırınızla konaklayabileceğiniz pek çok kamp alanı mevcut. Karavancılar için de konaklama sorun olmayacaktır. Doğu Karadeniz size uzak gelirse çok fazla doğuya gitmeden Giresun’un Dereli ilçesinden ulaşabileceğiniz Kümbet Yaylası’nı da öneririm. Yol boyu size eşlik edecek olan derelerin, doğanın yeşilinin güzelliğine hayran kalacaksınız. Yayla denince elbette haklı olarak akla ilk gelen yer Karadeniz. Bence dünyanın en güzel ve özel yaylaları da Karadeniz’de ama ülkenin kuzeyindeki yaylalara bir alternatif de güneyde. Akdeniz yaylaları da hoştur. Sıcaklar bastırdı mı Akdeniz’in yerlisi de kendini yaylalara atar. Şu sıralar güneyde tatildeyseniz, sıcaklar bunaltıyorsa günübirlik de olsa kendinizi atabileceğiniz yaylalar var Akdeniz’de. Antalya’nın zirvelerinde Toros Dağları’ndaki Üçoluk Yaylası ve Kalkan yakınlarından çok kolay ulaşılabilen Bezirgan Yaylası’nı mutlaka görün. Gene Antalya’da Kemer’in Göynük beldesindeki Göynük Kanyonu tam bir cennet. Bu kanyon Likya Yolu üzerinde bulunuyor. Likya Yolu’nda yürüyüş yapma niyetiniz varsa bu kanyonun derinliklerine de gitmenizi tavsiye ederim. Mayonuzu mutlaka yanınıza alın.

Yazının devamı...

Pasaportsuz seyahat keyfi

6 Temmuz 2019

Türk vatandaşlarının pasaport olmadan sadece kimlikle seyahat edebileceği dört ülke var şimdilik. KKTC, Gürcistan, Ukrayna ve Moldova’ya Türkiye’nin birçok ilinden direkt uçuş bulunuyor

Dünyanın globalleştiği günümüzde pek çok gelişmiş ülke sınır kontrollerini hatta sınırlarını kaldırırken Türk vatandaşları hâlâ pek çok ülkeye vizeyle gitmek zorunda. Ama gene de Türk vatandaşlarının pasaportsuz ama kimlikle seyahat edebileceği dört ülke var şimdilik. Bunlar KKTC (Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti), Gürcistan, Ukrayna ve Moldova.

KKTC’ye Türkiye’nin değişik şehirlerinden direkt uçuşlarla ulaşabilirsiniz. Gelişmiş bir turizm sektörüne sahip olan KKTC’de bu konuda her gün yeni adımlar atılıyor. Harika kumsalları, muhteşem koyları, beş yıldızlı otelleri, eğlence mekânları ve adaya özgün kültürlerin izlerini taşıyan mutfağı ile çok sayıda turisti ağırlıyor her yıl. Özellikle balayı, eğlence arayanların akın ettiği bu adada aslında çok köklü tarihiyle insanı kendine hayran bıraktıran müthiş de bir kültür turizmi potansiyeli var.

İstanbul’dan direkt uçuş

Kimlikle seyahat edebileceğiniz bir diğer ülke de kuzeydoğudaki komşumuz Gürcistan. Gürcistan’a gitmek isterseniz İstanbul’dan Tiflis ve Batum’a uçuşlar var. Ayrıca gene İstanbul’dan ve tüm Karadeniz şeridindeki şehirlerden otobüs seferleri olduğunu da belirteyim. Ama genelde Gürcistan’a giden büyük çoğunluk Hopa’dan Batum’a geçmeyi tercih ediyor. Karadeniz kıyılarının bence en güzel kentlerinden biri olan Batum pek çok organize Doğu Karadeniz gezisinin de bir parçası olarak tur programlarında yer alıyor. Ülkeye girerken bir giriş formu doldurmak ve harç yatırmak gerekiyor. Bu işlem sınırda yapılabiliyor.

Batum’un sonradan oluşturulmuş dokusunun altındaki tarihi dokuyu görmek ve keşfetmek elbette organize bir geziyle çok daha kolay olsa da yalnız seyahat ediyorsanız da bunu yapabilirsiniz. Çok ilginç, cıvıl cıvıl ve keyifli bir şehir olan Batum’un dışında eğer vaktiniz varsa Tiflis’i de mutlaka görmenizi öneririm.

Yeni kimlik kartı olmak zorunda

Karadeniz’deki bir diğer komşumuz olan Ukrayna da kimlikle seyahat edebileceğiniz ülkelerden biri. Açık söylemek gerekirse bu ülkede benim baş tercihim ülkenin liman kenti Odessa, daha önceki yazılarımda da bahsettiğim güzel şehir Lviv ve ülkenin başkenti Kiev.

Yazının devamı...

Antik güzellik

29 Haziran 2019

Burdur Ağlasun ilçesine 7 kilometre uzaklıkta, dağlık bir arazinin sarp yamaçlarına inşa edilmiş Sagalassos antik kenti üzerine...

Antalya’ya 109 km, Burdur’un Ağlasun ilçesine 7 kilometre uzaklıkta yer alan Sagalassos antik kenti verimli vadilerle çevrili, suyun bol olduğu ve insanlarına büyük güvenlik sağlayan dağlık bir arazinin sarp yamaçlarına inşa edilmiş. M.Ö. 3 bin’lerde büyük ihtimalle Anadolu’nun önemli bir halkı olan, dili ve tarihi yeni keşfedilen Luwiler’in yerleştiği bu Pisidia kentinin M.S. 13. yy’da Selçuklulara kadar uzanan çok zengin bir tarihi var.

Roma döneminde Sagalassos’un Anadolu’nun yol ağına ve Ege’yle Akdeniz Limanları’na bağlanması, önemini inanılmaz derecede artırdı. Ekonomisi tarıma dayalı olan bu kent, zeytin ve zeytinyağından gelir elde ediyor ve Mısır’a gemi yapımı için göknar ağacı ithal ediyordu. Roma İmparatoru Augustus (M.Ö. 25- M.S. 14) döneminden itibaren de kentte endüstriyel ölçekte kırmızı astarlı seramik kap kacak üretilmiştir. M.S. 6. yy’da arka arkaya gelen veba salgınları, M.S. 7. yy’da tüm Ege kentlerini yerle bir eden depremlerden biri de burada olmuş ve kenti harabeye çevirmiştir.

18. yy’da bir Fransız gezgin tarafından gün ışığına çıkartılan, 1990’dan günümüze kadar süren arkeolojik çalışmalar sayesinde ayağa kaldırılan antik kenti bugün çok detaylı bir şekilde gezmek mümkün.

Eğer organize bir turla geziyorsanız, profesyonel turist rehberiniz size şehri en güzel şekilde gezdirip gösterecektir. Şayet yalnızsanız antik kentin girişinde verilen broşürlerden alıp, yine girişteki tabelalarda belirlenmiş olan güzergahlardan birini seçerek şehri gezebilirsiniz.

Dağlık bir arazide bulunan Sagalassos ziyaret etmesi aslında çok kolay olan bir kent değil. Giriş kapısında göreceğiniz üç güzergâh şehri zamanınıza ve kondisyonunuza göre gezip görmenizi sağlayacak. Tam bu noktada belirteyim: Birinci güzergâh: 1 saat süren 1.5 km, ikinci güzergâh 2 saat süren 2.5 km ve üçüncü güzergâh da 4 saat süren 4 km uzunluğunda parkurlar. Ben size ikinci güzergâhı tavsiye ederim. Bu durumda hemen her şeyi görmüş olursunuz. “Aşklar ve İmparatorlar Şehri” diye bilinen Sagalassos’un son yıllarda çok popüler olmasına sebep olan Antoninler Çeşmesi’ni ve antik çağlardan beri bu çeşmeden akan suyu görmeden dönmeyin. Buralara kadar gelmişken Burdur Müzesi’ni mutlaka ziyaret edin ve Türkiye’de sayıları her gün artan Yavaş Şehir’lerden (Cittaslow) biri olan, Isparta il sınırları içinde yer alan Eğirdir’i de görün.

Yazının devamı...