Kuzey Makedonya‘nın 3 yıldızı

Balkanlar’da denize kıyısı olmayan küçük bir ülke Makedonya... Üsküp, Ohri ve Manastır ülkenin görmeden geçmemeniz gereken üç şehri.

27 yıl önce Yugoslavya’dan ayrılarak bağımsızlığını ilan eden ve “Eski Yugoslav Makedon Cumhuriyeti” adıyla Birleşmiş Milletler’e katılan Makedonya’nın ismi konusunda 27 yıldır Atina ve Üsküp arasında büyük kriz yaşanıyordu. Yunan hükümeti Makedonya isminin kullanılmasına şiddetle karşıydı. Yunanistan’ın kuzeyinde Makedonya diye bir yer bulunmasından ötürü bunun kuzey topraklarında hak iddia etmek olduğunu söylüyordu. Geçtiğimiz günlerde iki hükümet arasında bir ön anlaşma imzalanarak Makedonya’nın bundan böyle “Kuzey Makedonya Cumhuriyeti” ismini kullanmasına karar verildi ve bu tarihi anlaşma parlamento tarafından onaylandı.

Kuzey Makedonya‘nın 3 yıldızı

Makedonya, tarih bilen kişi için Makedonya Kralı II. Filip ve oğlu Büyük İskender demektir. 2011 yılında Üsküp’te Büyük İskender heykeli dikilince bu sefer de iki ülke arasında “Büyük İskender kimin atası?” tartışmaları başlamıştı. Bunun için önce tarihe bir bakalım isterseniz:

“Makedonyalıların ana dili Helence değil Makedonca’ydı. Ne Grekler Makedonca’yı anlarlardı ne de Makedonlar Grekçe’yi. Makedonlar Trakya, Arnavut ve Epir karışımı bir halk. Asıl yurtları Trakya, Makedonya ve Güney Arnavutluk’u kaplıyor. Helenler ve Makedonlar tarih boyunca birbirlerini hor görüp durdular. Makedonlar at yetiştiriyor, zengin madenleri sayesinde ordu besliyor ve babadan oğula geçen bir krallıkla yönetiliyordu.

Filip’in oğlu İskender ise at, içki ve kadın tutkusu olan zeki bir delikanlıydı. Ünlü filozof Aristoteles onun hocasıydı. Düşünceleri öğrencisine pek uymuyordu ama ikisi de birbirleri hakkında hiçbir şey söylemedi. Aristoteles belli ki İskender’e Hellenceyi çok iyi öğretmişti. Çünkü İskender, Anadolulu büyük ozan Homeros’un “İlyada”sına aşık olmuş ve İlyada’nın kutsal kahramanı Akhilleus’u kendisine örnek almıştı.”

Heykeller şehri Üsküp

Makedonya Balkanlar’da Kosova, Arnavutluk, Sırbistan, Yunanistan ve Bulgaristan’la çevrilmiş, denize kıyısı olmayan küçük bir ülke. Ülkenin böyle bir olayla gündeme geldiği bugünler aslında seyahat etmek için de en elverişli dönemlerden biri. Sonbahara kadar havalar seyahate çok uygun olur bu bölgelerde. Hazır vize gerekmiyorken ve henüz Avrupa Birliği sürecine de tam olarak girmediği için ucuzluğunu korurken görmekte fayda var.

Yaz aylarında dünyaca ünlü pek çok festivale ev sahipliği yapan Makedonya’nın mutlaka görülmesi gereken şehirleri Üsküp (Skopje), Ohri (Ohrid) ve Manastır (Bitola). Heykeller şehri diye de adlandırılan Üsküp, ülkenin başkenti. Mustafa Paşa Cami’nin restorasyonu bitmiş, ibadete ve ziyarete açık. Çarşı içinde bulunan, hocası bir Makedon Türk’ü olan ve Türkçe hutbe verilen tek cami olan Murat Paşa da açık.

Kuzey Makedonya‘nın 3 yıldızı

Ohri Gölü UNESCO listesinde

Aziz Kliment Katedrali de çağdaş Makedon mimarisi açısından ilgi çekici olabilir. Taş Köprü, Makedonya Meydanı ve Üsküp Kalesi mutlaka görülmeli. Ohri Gölü kıyısına kurulmuş, hem gölü hem kendisi UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunan Ohri çok ziyaretçi alan rengârenk bir şehir. Tam bir turizm cenneti. Ohrid’de her yer kuyumcu. Şehir incileriyle meşhur. Ama Ohri Gölü’nde çok balık olmadığı için şimdilerde İtalya’dan gelen balık puluyla Ohri incisi yapıyorlarmış veya inciler Çin ve Türkiye’den gidiyormuş. Makedonya yakutu çok güzel ama. Gümüş telkâri ile çalışılıyor. Şehir alışveriş için pahalı değil. Ülkenin ikinci büyük şehri Manastır (Bitola) da görülmeli. Burası Atatürk’ün askeri eğitim aldığı okulun bulunduğu yer.