UNESCO’nun radarındaki Ballıca Mağarası

UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmek basit bir şey değil. Bu yolda ilerleyen Ballıca Mağarası şimdiye kadar tespit edilen tüm mağara oluşumlarına sahip olmasıyla çok büyük önem taşıyor.

Tokat Ballıca Mağarası’nın UNESCO Geçici Dünya Mirası Listesi’ne alınmasıyla birlikte turizm çeşitliliği açısından dünyanın en önemli ülkelerinden biri olan Türkiye’de mağara turizmi de önem kazanacak gibi görünüyor. 1995 yılında turizme açılan Tokat’taki Ballıca Mağarası’nın şimdilik ziyarete açık olan 680 metre uzunluğundaki 8 salonu yıllardır bölgeye gelen turistlerin ilgisini çekiyor. Ziyarete açılan salonlar arasında damlataşlar, fosiller, sütunlar, çöküntü ve mantarlı salonlarıyla nefes kesen Ballıca Mağarası’nı eşsiz ve tek kılan özelliklerinden biri de içinde barındırdığı Soğan Sarkıtları. Deniz seviyesinden 1085 metre yükseklikte bulunan Ballıca Mağarası’nın bir başka özelliği KOAH hastalığına iyi gelen bol oksijenli havası.

UNESCO’nun radarındaki Ballıca Mağarası

Eko turizminin bir parçası

Gelelim şimdi başta sözünü ettiğim mağara turizmi konusuna. Mağara oluşumları açısından en zengin ülkelerden biri olan ve 40 bin civarında mağaranın bulunduğu Türkiye’de mağara araştırmaları 1964 yılında başlatıldı. Günümüze kadar yerli ve yabancı mağaracı grupların inceleyip belgelediği 400’e yakın mağara bulunuyor. Bugün pek çok mağara halihazırda kültür turizmi rotalarının önemli bir parçası. Kolaylıkla gezilebilecek bölümleriyle ziyaretçiler bölgenin doğal ortamının da bir parçası olmanın eşsiz keyfini yaşarlar.

UNESCO’nun radarındaki Ballıca Mağarası

Bunlara en güzel örnekler de Antalya Damlataş Mağarası, Karadeniz gezilerinin olmazsa olmazı Gümüşhane Karaca Mağarası, yine Akdeniz kıyılarında Cennet ve Cehennem Obrukları, İstanbul çevre gezilerinin heyecan yaratan etabı Yarımburgaz Mağarası, son yılların yükselen ismi Kocaeli’nde bulunan Dupnisa Mağarası ve elbette bu yazının çıkış noktası olan ve Tokat’a uğrayan Anadolu gezilerinde mutlaka görülmesi gereken Ballıca Mağarası. Örnekler ve liste uzar gider. Aslında mağara turizmi eko turizminin bir parçasıdır. Sürdürülebilir turizm çeşitlerinden olan eko turizm, doğayı bozmayan ve koruyan turizm anlayışını ifade eder. Bunun yanında mağaraların hepsi değişik hastalıklara verdikleri şifa ile bilinirler. Bu nedenle de mağaralar sağlık turizminin de önemli bir parçası olarak turizmdeki yerini almalıdır.

Doğada gezmeyi seven ama outdoor faaliyetleri konusunda çok fazla tecrübesi olmayanlardansanız, Antalya, Bursa, İçel, İstanbul, Karaman, Kastamonu, Konya, Kırklareli ve Zonguldak illerinde rehber eşliğinde ziyaret edebilecekleri mağaralar bulunuyor. Bunlara birkaç örnek vermek gerekirse Antalya Yerköprü, İstanbul Çatalca’ya 55 km uzaklıkta bulunan İkigöz, Kastamonu Ilgazini, Kırklareli Yenesu, Zonguldak Çayırköy ve benim de şahsen hararetle tavsiye edeceğim Konya Suluin Mağarası. İlgilenirseniz Turizm ve Kültür Bakanlığı’nın sitesinden mağara listelerine ve mağaralar hakkında detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.

UNESCO’nun radarındaki Ballıca Mağarası

Profesyoneller için

Outdoor konusunda profesyonelseniz tüm bu mağaraların yanı sıra size daha uygun olan ve ekipmanlı profesyonel ziyaretçilerin girebileceği mağaraları tercih edebilirsiniz. Zorlu mağaralar arasında ziyaret izni olanlar henüz çok sayıda değil. Antalya Altınbeşik, Isparta Pınarözü, Karaman Gürleyik, Konya Sakaltıtan, Konya Susuz Güvercinlik ve Pınarbaşı, Zonguldak Kızılelma Mağaraları’nı yalnızca profesyonellere öneririm.

DİĞER YENİ YAZILAR