Cumhurbaşkanına veto!...

7 Haziran seçim sonuçlarını değerlendirirken cumhurbaşkanını ayrı tutmak imkansız; zira bile-isteye, kanunlara inat bir şekilde kendini “Açılış” görünümü verilen miting alanlarına attı.

Tarafsız olması gereken konumunu “Taraf” olarak hiçe sayarken ve başbakanlığında da yaptığı üzere resmi görevinin kendine sağladığı tüm olanakları kullanarak seçime parti başkanıymış gibi katıldı!

Bunu yapmasının bir çok nedeni var; mesela sürekli önde ve tek olma isteği... (Rastladınız mı bilmiyorum ama destekleyicileri “Başkumandan” falan diyorlar kendisine; bilmeyen asker sanıp, savaş yönettiğini falan düşünecek!)

Başkan olma hayalleri ve özel tek kişi olarak kalma hırsı yüzünden AKP’ye Davutoğlu baskısı yapmıştır; yoksa AKP’yi taşıyacak farklı bir isim bulunabilirdi belki... (Gerçi, kendi tezimi belki kendim çürüteceğim ama; bak, bak... Ayol, hiç birinin birbirinden farkı yok!)

Sonuçta cumhurbaşkanı kendi özgür iradesiyle seçimlere müdahil olmuş, bu arada da anyasayı falan da resmen çiğnemiştir.

Hal böyle olunca, AKP’nin oy oranları düştü ama yine de ilk parti diyerek kuyruğu dik tutmaya gerek yok!

Cumhurbaşkanıyla, başbakanıyla, devletin tüm olanaklarıyla seçime gireceksin, hem de vatandaşın vergileriyle, sağlanan medya desteğiyle, falan, sonra da “Seçim sonuçları neticesinde yine ilk partiyiz” diye balkon konuşması yapacaksınız...

******

Halk Tv, tam da balkon konuşması sırasında çok zeki ve bir o kadar da duyarlı bir şey yaptı: Ekranı ikiye böldü; bir tarafta balkon konuşmasını verirken diğer tarafta penguenlerin yaşantılarını ekrana taşıdı.

“Gezi’nin çocukları anısına” diye not düşerek...

******

Aslına bakarsanız seçim sonuçlarının gerçeği yansıttığından emin değilim.

Delinen çuvalların altlarını fareler mi delmişti, yakılan-yırtılan-çöpe atılan oyları köpekler mi eşelemişti? Trafolara giren kediler “Bi daha trafoya girmek yok! Hımmm!...” diye tembihlendikten sonra trafoya giremediler de plakaları döküldü bir anda bağzı otomobillerin!

Valla bak; ülke genelinde plakasız araç sayısında bir patlama oldu bir günde; sanırsın vidaları kurtçuklar falan yedi!

Allahın hikmetine bak sen; nasıl bir rastgelişse artık!

******

Aslına bakarsak; fazladan basılan ve mühürlenen seçim pusulalarının yüzde kaçının geri iade edildiğini de sorgulayabiliriz artık!

Ayy, bak şimdi, fena heyecan yaptım; sahi yaa, vatandaşlık haklarımızı geri aldık şimdi yani değil mi!

Mesela, ille de üç çocuk doğurmak zorunda değiliz!... Parmağını sallaya-sallaya gözümüze sokan, sokarken bağıran, azarlayan kişi biraz olsun susar; susar değil mi?

Adalet belki bizim de bazı haklarımızın var olduğunu hatırlar, ne bileyim, belki onlar da prangalardan kurtulduk diye seviniyorlardır; umut işte!...

******

Umut etmeyi ne çok özlemişiz meğer... İnsan gibi...

Bunu sabote etmeye hazır kişiler, patronlar falan var; aman ha!...

“Ülkenin ekonomik istikrarı bozulur” gibi söylemlere değer vermeyin; zira ülkenin ekonomisi gerçekten de çok bozuk!”

Varlıklı ailenin mallarını satarak gereksiz lüks içinde yaşayan mirasyediden farkı olmayanların geriye bıraktıkları ne bir antika ne bir fabrika kaldı!

Buna rağmen bir önceki gün kurtardığımız bir yaşam sevincimiz, bir umudumuz, hakaretsiz bir gün geçirebileceğiz diye bir mutluluğumuz var!

******

Çiftçi tarlasını sürse, hayvan besicisi işini yapsa; ithalat diye tutunmasak... Ve, en önemlisi, gerilmesek sürekli, arkadaş; avukat, doktor, öğretmen işini korkmadan yapsa... Yargıçlar, hakimler keza...

Satmışım Mercedes’inin zırhlısını; zırhlı gezen ne başbakan ne de cumhurbaşkanı görmüştü bu ülke!

Kendine bunu yakıştıran tek kişidir; artık sultanlığa özleminden midir, korkunun dağları beklediğinden midir, bilinmez!

******

Erken seçim lafları günü uzatmak içindir; o uzatılan zamanda neler planmaktadır bilinmez; ancak anayasa ve demokrasinin öngördüklerini yamultmaya kalkanlara bu vatandaş artık tahammül etmez!

Zira, plakası çözülen, yani düşen otomobillerden sonra bile ulaşılan rakam buysa; Kiziroğlu’nun hezimeti “Kaçak Saray”ınkinin yanında solda sıfır kalır!

******

“Eyyy” diye kükreyen ses susar mı?

Herkes sussa diye beklerken, temenni ederken, iki gün sonra yine bağıracaktır!

Valla bak!

Aradaki tek fark: Bu bağırtılara rağmen korkmayacak olanlardır!

Özgürlük denilen de bu kadar basit ve kolaydır işte!

https://twitter.com/Gulgunkaraoglu

gulgun_2006@hotmail.com